Ekizce Köyü'nün İlköğretmeni Huriye Hanım ve Basılı eserleri

İlhami Özer

Huriye Öğretmen daha 17-18 yaşlarında iken 1952, yıllarında Ekizce Köyü’nün idealist genç ve çok çalışkan bir köy öğretmeniydi. O yıllarda öğretmenler saat kullanmadan ve saate bağlı kalmadan geceli gündüzlü çalışırlardı. Öğrenciyi yalnız okutmakla kalmazlar, yetiştirmek için uğraş verirlerdi. Arkada kalan öğrencinin yetişkin ve başarılı olmaları için adeta çırpınır dururlardı. Fakirlik diz boyu idi. Hemen hemen hiç kimse, istediğini yiyip istediğini giyemezdi. Çok öğrencinin okul giysileri şimdiki gibi çeşitli ve dayanıklı değildi. Beslenme de giyim kulam da öylesine bir çaresizlik ölçüleri içindeydi.

 

 

Hele okul, öğrencinin biraz uzağındaysa kış günlerinde çocuğun okula gelip gitmesi işkenceden başka birşey değildi. İşte HURİYE ÖĞRETMEN o zamanlar bazı öğrencilerini sırtında yola kadar taşıyarak zorlu kış günlerinin güçlüğünü en aza indirmeye çalışanlardandı. Çünkü o zamanının öğrenci - öğretmen ilişkileri çok daha bircanlı anlamlarla yüklü bulunmaktaydı. Kurs vermek ve çocuğu parayla yetiştirmek için "PARALI DERSHANELER" yoktu. Onun için yetişkinliğine inanmadığı öğrencilere ayrıca vakit ayırarak, ve elbette ücretsiz özel çalışan öğretmenler, çoğunluktaydı. Biliniyorki HURİYE ÖĞRETMEN de Ekizce'de öğretmenken, bu çalışma biçimini uygulayanlardan birisiydi. Merhum babasının "SÖZÜ GEÇKEL BİRİSİ" olmasından ötürü Ekizce'deki çalışma süresi dolmadan ve hemen ertesi yıl, BURUNARKAÇ Köyü'ne tayini çıkıvermişti. Huriye hanım'ın yaşamla boğuşma, mücadele etme, yüksek irade gücüyle ayakta kalabilme, evde ve dışarıda binbir şiddet olayıyla başetme, analığının çeşitli oyunlarına direnebilme süreci ondan sonra başlamıştır. Ayrıca zamanın en güzel, en seçkin, en göze batan bir genç öğretmen olması da, üstüne üşüşen belaların dayanılmaz yanı olmuştur. Altmış (60) yıl öncesinin anlayışıyla ana-babaya ''KESİN İTAAT'' ve her şartta, sessiz kalma geleneği, yaşamını temelli içinden çıkılmaz duruma düşürmüştür.

 Huriye Öğretmenin şimdi gerek öğretmenlik, gerek öğrencilik ve gerekse eşsiz güzelliğinin hüküm sürdüğü yıllara ait,Huriye Saraç anılar zincirinden oluşan, üç ciltlik ve 400'er sayfaya yaklaşan, hemen hemen 1200 sayfa cürmünde roman türünde kitapları var. Kitaplar; yenice basımdan çıkmasına rağmen elden ele dolaşır durumdadır. Emirdağ'da satış rekoruna ulaşmış kitaplardır. Eskişehir, İzmir ve İstanbul'da hızlı satış yapan kitaplar arasına girmiştir. Şahsen ben okudum. Daha niceleri... Okuyucularının çoğu ağlamaktan kurtulamamıştır. Bendeniz dahi ağlamaktan kaçmak için kitapların bazı yerlerini, ara vererek heyacanımı bastırdıktan sonra okumaya yeniden başlamak zorunda kalmışımdır. Ama ağlamadan okuyanların az olduğunu çok iyi biliyorum. Çünkü kitapların üç cildide arka arkaya, yaşanmış hayatın tamamen çok acı gerçeklerini anlatan kitaplardır. 

 

Kitapların diğer eserlere göre çok önemli farklı yanı, tamamen yaşanmış gerçek olayların kaleme alınmış olmasıdır. Hayal gücünün, nazeri düşüncelerin ve beyinlerde oluşan senarist duygular yumağının sonucu, tamamlanmış bir eser olmayşıdır. Genç ve güzel bir eğitimcinin mücadele tarzının yazıya dönüşmesidir. Gerçeklerin bukadar acımasızlığını dillendiren böylesi bir eser, henüz yazılmış değildir. Bendeniz şahsen tüm eğitimcilerimizin genç kızlarımızın ve akı-karayı seçip kitap okuma alışkanlığı bulunan herkesin, okumasını tavsiye ederim.

 

 

 

 

 

 

Image

Geçenlerde, Nisan ayı ortalarında Eskişehir'de kitap için tertiplenmiş "İMZA GÜNÜ" vardı. İmza günü düşüncesi, Eskişehir ilimizin saygı değer Valisinden kaynaklanmaktaydı. Kanatlı İş Merkezinde sayısız eğitimciler, Emirdağ Vakfı'nı kadir bilir yöneticileri ile Emirdağlı Şairler, Yazarlar ve Köşe Yazarı hemşehrimiz Ömer Duru ile sanat çevrelerinden katılımcılar olmuştur. Kalabalık bir gurup toplantı halindeyken, Eskişehir Vali yardımcısı sayın Dağıtsan Kılıçaslan kitaplar hakkında çok güzel bir konuşma yaptı. Kitapları uzun uzadıya anlattı. Huriye Öğretmenin kitapları için gelenler, kitapları satın alıp imza için Huriye hanıma imzalatıyorlardı. Tam bu sırada Eskişehir Valisi Sayın KADİR ÇALIŞICI aramıza katılarak mikrofona ulaştı. Kitapları baştan sona okuduğunu cümle cümle anlatarak, sonunda dediki: "BU ESER NOBELLİK BİR ESER. NOBEL ÖDÜLÜNÜ BU ESERLER ALMALIDIR."

 

 

 

 

 

 

Gömlüyorki eser, gün geçtikçe dalga dalga yayılarak TARİHE ARMAĞAN KİTAPLAR unvanına kavuşmaktadır. Yazarını yürekler dolusu saygılarımla kutlarken yazarına güç veren, arka olan, Sayın Vali ve Yardımcısına Emirdağ Vakıf Başkanı doktorumuz, göz bebeğimiz ORHAN ÖZKIR ve değerli YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE, yazarımız ünlü şairimiz, Emirdağlı Muharrem Kubat Beyfendiye ve diğer Emirdağlı okuyucu dostlarıma elbette minnet ve şükranlarımızı sunuyorum. Çünkü Kanatlı İş Merkezinde o gün sanki Emirdağlılar günü gibi bir güzel gün yaşadık.

 

 

 

 

 

 

70. Yaşdan sonra kaleme alınan eserlerin sahibini kutlayanlar ve kitaplar hakkında şahsi görüşlerini zikredenlerin sayısı da, gün be gün çoğalıp artmaktadır. Emirdağlıların yakından tanıdığını sandığım, Emekli General FAZIL BAYRAKTAR bey ve diğer okuyucuların eserler hakkındaki görüş ve düşünceleri hakikaten onur verici, şeref verici söylemlerle dopdulu. Üçüncü cildin sonuna bazı okuyucuların fikirleri, düşünce ve görüşleri kısa kısa verilmeye çalışılmış. Bunların her biri yazarımızı daha güçlü, daha kıvançlı hale getirmektedir. Kitapların adını şöyle anmak doğrusudur: Birinci cilt: ÖĞRETMEN BENİSA - KAYAYI DELEN TOHUM. İkinci cilt: ÖĞRETMEN BENİSA - SEVGİYLE IŞIR YAŞAMAK. Üçüncü cilt: ÖĞRETMEN BENİSA-ADANMIŞ AYDİNLİK/tır.

 

 

 

 

 

 

Huriye öğtetmen yaşının çok çok üstünde bir enerjiye sahip. O'nu üniversitelere konuşmacı olarak çağırıyorlar. Kilometrelerce yolculuğu hiç yüksünmeden hemen kabulleniyor. Üniversite öğrencilerine hayat tecrübelerini, mezun olduğu Köy Enstitülerini, eğitimcilik anlayışını ve muhtelif sorulara verdiği cevaplarla yarının Türkiye'sinin sahipleri üniversite gençliğine, yararlı bilgiler sunmaya çalışıyor. Ne dershanelerde nede toplantılarda asla bir bıkkınlık, yorgunluk ve pişmanlık duymadan Salihli'deki evine dönüp geri geliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fakülte dekanlarının samimi davetleri, O'nun için sanki DOPİNG ETKİSİ gibi silinmeyen, müthiş bir haz ve zevk duyumuna neden olarak, yüksek moral gücüne eriştiriyor. Zaten kendisi de toplantılarda, sohbetlerde yorulma sözcüğünün kendi lukatında bulunmadığını ifade ederek eğitici, kalıcı ve iz bırakıcı, işe yarayan emeklerinin, kendisinin diri kalmasına neden olduğunu sık sık söylemektedir. Hamidiye Öğretmen Lisesindeki öğretmen toplantılarına mutlaka katılmak onun için öteden beri bir gelenek olmaktadır. Afyon Kocatepe Üniversitesinin hangi bölümlerinde bilmiyorum, kaç gün dershanelerde bulundu. Denizli, Manisa ve buna bağlı ilçelerdeki fakültelerde yorulup bıkmadan yüksek okul öğrencileriyle, tecrübeli bir eğitimci sıfatı ve heyacanıyla kacargün konferanslara katıldığını kendisinden sormak gerek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kitap satış merkezlerinin içtenlikli davetine icabet etmesi ticari bir konu olsa da O'nun için para kazanma dürtüsü, kendisini pek okadar sarıp sarmalamamaktadır. O'nun hedefi eserlerinin okunması ve toplumun bu eserler vasıtasıyla kültür kazanımına ulaşmasıdır. Kitapların fiyatları üzerinde pazarlığa oturup kıran kırana para konuşmak, O'nun en sıkılıp yüzünün kızardığı mesele olmaktadır. Okuma isteğini sezdiği herkesin eserlerinin edinmesinde mutlak kolaycı gayreti oluşmaktadır. Ankara'da, Eskişehir'de, Emirdağ'da satışı yapılan kitapların maddi yönünü hiç bir zaman kaale almamıştır.

 

 

 

 

 

 

"ÖĞRETMEN BENİSA" adındaki kitapların tanıtıldığı televizyon ekranını gördünüz mü? Bilemem. BAŞKENT (KANAL B) televizyonu geçenlerde Huriye Öğretmeni davet ederek iki saatlik program uyguladı. Eğitimci-Yazar Huriye Öğretmen orda, topluma güzel mesajlar iletti. Çok başarılı bir televizyon konuğu olarak yüzünün akı ile programını tamamladı. O'nun programı sırasında yurdun bir çok yerlerinden telefonlarla konuşmak isteyenler oldu. Konuşan konuştu. Kendisiyle konuşmak ve kitaplarıyla ilgili olarak bilgi almak isteyen öylesine çok talep olmuş ki, KANAL B televizyonunun telefonları kilitlenmiş. Elbette bu programa tesadüfen veya bilerek seyirci olanlar büyük mutluluklarla doldular. Çünkü ekranda süper başarısı ile ilgi çeken eğitimci-yazar bir Emirdağlıydı. Üçtane koca koca eserin altındaki imza, HURİYE SARAÇ, bizim öğretmenimizdi. Kendisi her konuşmasını Emirdağlı kişiliğiyle tamamlayıp, hemşerimiz olmasından övünç duyduğunu usanıp bıkmadan söyleyen birisiydi. O'nun için Emirdağlı olmak bir ayrıcalıktı. Söylemlerini hep ve her yerde "EMİRDAĞLIYIM" sözcüğüyle tamamlıyordu.

 

 

 

 

 

 

Emirdağ'a sık sık gelmeyiş sebebinin, çok yoğun programlarının oluşundan kaynaklandığını söyleyen Ekizce Köyü'nün eski öğretmeni yazarımız-eğitimcimiz HURİYE SARAÇ hanımefendiye, başarılarla dolu sağlıklı bir ömür diliyoruz. Emirdağlılar olarak kendisinin üstün başarılarını her zaman canı gönülden kutladığımızı iletmek istiyoruz. SAYGILARIMLA...      İlhami Özer (Emekli Öğretmen)

 

 

 

 

 

 

Add comment