Ekişehir deki Erdemlilikte Örnek Çiftlik Köylülerim Bölüm III

İLHAMİ ÖZER emirdag

Sevgili okuyucularım hep, içtenlikle söylüyorum:

 

Eskişehir ili içinde toplumsal görev alıp da bu ödevi ağzına yüzüne bulaştıran, dedikoduya, şaibeye açık kapılar bırakan, BİR ÇİFTLİK KÖYLÜM YOKTUR. Eskişehir’in en büyük İLKÖĞRETİM OKULLARINDAN BİRİSİ ŞEKER İLKÖĞRETİM OKULUDUR. Bu okul ilin sayılı okullarındandır. 1500 mevcuda yaklaşan öğrenci sayısı vardır. 60-65 öğretmen ve hizmetliden oluşan personeli mevcuttur. Her yıl bu okuldan sayısız gencimiz diploma alarak, yüksek tahsil için tırmanışa geçmektedir. Bir çok öğrenci velisi de çocuğunun kaydının bu okulda olması için yol bulmağa çalışır. Çünkü bu okulda Eğitim-Öğretim hakkıyla ve en üstün başarılarla dolu dolu gitmektedir. Öğretmenlerin başvurup yararlandığı ve kendisinden feyz aldığı OKUL MÜDÜRÜ, EMİRDAĞ ÇİFTLİK KÖYÜNDEN CEYLAN YAVUZ kardeşimizdir. Ceylan bey, başlıbaşına bir eğitimcidir. Eşi bulunmaz güvenilen yöneticidir. Herkesin kendisine akıl danıştığı, yetişkin bir PEDAGOK’tur. O’nun eğitimciliğinden, birlikte çalıştığı öğretmenler de, öğrenciler de çok güzel neticeler çıkarmaktadır. Ceylan bey, içi dışına, özü sözüne uygun bir yönetici ve etkin eğit bilimcidir. O okulda çalışan eğitimcilerin güç kaynağıdır. Moral noktasıdır. Ceylan bey’in gizli kapaklı hiç bir işi yoktur. Her işini meslektaşları ile elele vererek yürütür. O, bilir ki 1500 öğrenciye her yönden örnek olmak, eğitimci için bir mecburiyettir. Okuldaki öğrencilerin örnek almağa özendikleri yegane kişi öğretmenleridir. Okuldaki tüm eğitimciler öğrencilerinin gözünde eşsiz insanlardır. Öğrencinin bu duygusunu doğrulamak için, oradaki eğitimcilerin her birinin

yekdiğerlerinden üstün değerlere sahip olması lazımdır. İşte bütün bu ayrıntıların daha çoğuna vakıf olan EĞİT BİLİMCİ CEYLAN YAVUZ gerçekten, nadir kişilerden birisi olarak, gönüllerde taht kurmuştur.

 

Böylesi bir zatın ÇİFTLİK KÖYLÜ OLMASI da bendenizi heyecana sevk etmektedir.

 

İyi biliyorum, yakından takip ediyorum ki Ceylan Yavuz hem öğrenci velileriyle, hem birlikte çalıştıkları öğretmen arkadaşlarıyla, okuldaki hizmetli görevlilerle ve kendi üstündeki yöneticilerle mevcut mevzuat içinde kalarak, hep müsbet diyaloğların içindedir. Karşılıklı güven esası üzerine oturtulan Eğitim-Öğretim, öylesine ahenkli yürümektedir ki Yarının Türkiye’sinin en büyüklerinin Eğitim-Öğretimlerinin emin ellerde olduğu inancı, tüm öğrenci velilerini mutlu etmektedir. Ayrıca böylesine kalabalık personeli olan okulda yöneticilik yapmak herkesin işi olamaz. O’nun mesleki kültürü, eğitim işlerindeki başarısını yegane sebebidir. Gördüm, sezdim, anladım ve biliyorum ki CEYLAN KÖYLÜMÜZ, tam bir düzen içinde ve yüksek karekterine uygun biçimde yöneticilik yapmaktadır.

 

O, tevazuya önem verir. Ama ayak altında dolaşmayı asla kabullenemez. Kendisine özgü düşüncelerini, siyasal görüşlerini okul dışında bilinçle savunmayı başarmakta usta kişiliğe sahiptir. Aklı da, tecrübesi de, kanun ve yönetmeliklere olan hakimiyeti de böylesine büyük sorumluluk gerektiren işlevi yapmağa elverişlidir. Herkes ittifak içindedir ki Ceylan Yavuz, toplum görevini, eğitimcilik gereğini şerefle, onurla, şanla ve başı dik biçimde yürütmektedir. YETMEZ Mİ?...

 

İşte bizim köylülerin Eskişehir’deki kocaman işleridir bunlar. Keşke yerim ve kalemim müsait olsada hiç hak bırakmadan emeklerini zikredip yazabilseydim. Teferruata girmeden mirengi noktalarına az-boz deyinerek yazdığım bu yazım için, kendilerinin bilgisi dışında ve sadece şahsi bilgilerim ışığında, masum bir girişimde bulunduğum için CAN DOSTLARIMDAN ÖZÜR DİLİYORUM. Bendenizi bağışlamalarını istirham ediyorum. Onların adını kalemimle söylemlemekten büyük bir heyacanla duygulanıyorum. Allah güçlerine ve güzel ahlaklarına ilaveler yaparak kendilerini sağlıklı ve uzun ömürlü etsin diye dua ediyorum.

 

Sevgili okuyucularım;

 

Üç günden beri anlatmağa çalıştığım insanlar, bizim köylülerimizdir. Çiftlik Köylü olan bu dostlarımız, insanlık simgesi gibidirler. Kirleri, pasları yoktur. Ruhları hiç bir zaman nasır tutmayan kişilikleri vardır. Bunların her biri TOPLUMSAL SEVDALI-KÜLTÜR ERBABI ZATLARDIR. Bu kardeşlerimin yüce meziyetlerini anlatmağa kalksam kalemim aciz kalır. Doğrusu onların hepsi de damarındaki kan gibidir. Çünkü ben insanları çok seviyorum. Hele köylülerimi...

 

Neyse... Geçeyim bunları...

 

Son sözlerim şu olsun istiyorum. Cengiz Korkmaz bey’in babasının, Doç. Pakize Hanımefendinin babasının, SUAT ER Beyefendinin annesinin ve Eğitimci Ceylan Yavuz Bey’inde ana-babasının 60-61 yıl önceki SINIF ÖĞRETMENİYİM.

 

Zikrettiğim yüce niteliklere sahip bu köylülerimin diğer hemşerilerimede örnek olmasını dilerken bu yazımın  ERDEMLİ KÖYLÜLERİM KARŞISINDA SEVİNÇ VE ÖĞÜNME ÇIĞLIĞI OLARAK KABUL EDİLMESİNİ İSTİYORUM.        SAYGILARIMLA...

 

Add comment