Türkiye-Imf İlişkileri Ve Imf İle 20.Stand-By'a Doğru

  IMF,45 ülkenin imzaları ile 27 Aralık 1945'de Bretton Woods Konferansında kabul edilen esaslar üzerine Washington'da kurulmuş ve 1 Mart 1947'de de finansal operasyonlarına başlamıştır.Kurumun esasları Ana Sözleşme ile kararlaştırılmıştır. IMF 'nin kuruluş amacı Ana Sözleşmede; ''Uluslararası parasal işbirliğinin geliştirilmesini sağlamak;uluslararası ticaretin dengeli bir şekilde gelişmesine yardımcı olmak;çok taraflı ödemeler sisteminin kurulmasına destek olmak;ödemeler dengesi sıkıntısı çeken üye ülkelere gerekli geri dönüş önlemlerini alma kaydıyla yeteri kadar maddi destekte bulunmak;üye ülkelerin ödemeler dengesi sorunlarının derecesini ve süresini düşürmek''(IMF,Şubat 2004)olarak belirlenmiştir.
 Bretton Woods Konferansına katılan 44 ülkeden 39'unun yanı sıra 6 yeni ülke daha 1945'te IMF Ana Sözleşmesini onaylayarak IMF'nin kurucu üyeleri olmuşlardır.Bretton Woods Konferansına katılan Türkiye ise IMF'ye kurucu üye olarak katılmamıştır.Türkiye'nin IMF'ye katılması,IMF'nin finansal operasyonlarına başladığı tarihten 10 gün sonra yani 11 Mart 1947'de gerçekleşmiştir.
 Her ülke IMF'ye üye olabilir.Bunun için IMF Ana Sözleşmesini kendi parlamentosunda onaylayarak uluslararası anlaşma haline getirmesi ve kendisine düşen kotayı IMF'ye ödemesi(ya da ödenmesi zorunlu bölümünü ödeyip kalanını taahhüt etmesi)gerekmektedir.

Genellikle ödemeler dengesi sorunuyla karşı karşıya kalan ülkelerin IMF ile yaptıkları anlaşmaya stand-by anlaşmaları denir.Kararlaştırılan bir süre ve miktar için ve belli şartlara bağlanmış olarak verilen ve yararlanan tarafa koşulları yerine getirdikçe ''çekme hakkı''veren bir tür kredi imkanı Stand-by düzenlemeleri üye ülkeye 'Genel Kaynaklar Hesabı'ndan belirlenmiş bir tutarı belirli bir sürede kullanma imkanı sağlıyor.Türkiye 1960 yılından bu yana 19. stand-by anlaşmasını yaptı.İlk stand-by anlaşması 1 Ocak 1961'de yapıldı.Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin başlaması da IMF ile stand-by düzenlemelerinin başladığı döneme rastlıyor.20.stand-by anlaşması da yolda görüşmeler sürüyor IMF yetkilileri kısa bir süre sonra tekrar görüşmek için Türkiye'ye gelecekler.Genellikle krizlerin ardından stand-by anlaşmaları yapan Türkiye 47 yıllık stand-by döneminde,IMF'DEN 50 milyar doların üstünde kaynak sağladı.Ama tabii, dışarıdan bakıp ta,''ne iyi kurum IMF 50 milyar dolar kaynak aktarmışlar Türkiye'ye öngördükleri mali yükümlülükler de,hep serbest piyasa ekonomisi için gereken şeyler.''demekle olmuyor.Çünkü stand-by anlaşmaları açıkça yasamaya,yürütmeye müdahale ederek,yapısal reformlar adı altında koşullar öngörüyor.Yani anlaştığınız stand-by döneminde anlaşma yaptığı ülklerin iç işlerine-ekonomiye- müdahale ederek karışmış oluyor.Mesela,sonuncu 19. stand-by anlaşmasının başlatılmasının ön şartı;''bankacılık kanunu''nun yasalaşmasıydı.Haziran 2005-Mayıs 2008 dönemini kapsayan 19.Stand-by;Şu yükümlülükleri de öngörüyordu;vergi ve kit ürün fiyatlarının belirlenmesi,sosyal güvenlik reformu'nun
TBMM'den geçmesi,kamu bankalarına ait imtiyaz ve yükümlülüklerin aşamalar halinde kaldırılmasına yönelik takvimin hazırlanması ve daha çok yükümlülükler.
 Özelleştirme alanında da,IMF'nin kuruluşundan beri tutumu bellidir.20.Stand-by anlaşması için hazırlanan niyet mektubunda;halkbank'ın ve ziraat bankası'nın tamamen özelleştirileceği sözleri verilmiştir.Ulus-devletin ekonomik temelini oluşturan kit'ler konusunda da ürün fiyatlarının IMF programına göre belirleneceği taahhüdü altına girilmiştir.Bu da vatandaşın sırtına ekstra vergi yükü olarak döncektir.Esasen IMF'nin şartları,bir sonraki stand-by anlaşmasında da pek değişmeyecek,elde edilen nakit para her zaman olduğu gibi çok uluslu şirketlere gidecektir.Önce suni bir kriz yaratılacak,mesela o ülkedeki yabancı şirketler ya da bankalar bir anda yatırımlarını çekecekler,bunun üzerine borsadaki hisseler bir anda değer kaybedecek;merkez bankası dolar satacak.Hazine yüksek faizlerle iç borçlanmaya gidecek bunun üzerine hükümet;dolar artış kurunu sınırlandıracak,banka mevduat faizlerini düşürecek,vatandaşlar doları türk lirasına çevirecekler; o sırada yetkililerden biri;''borsaya yatırım yapmanın karlı olduğu''ile ilgili bir açıklama yapacak.Herkes elindeki parayı borsaya yatıracak böylece yabancı ortaklı uluslararası faaliyet gösteren büyük şirketlere nakit para girmiş olacak ve yine kazananlar çok uluslu şirketler olacak.Hükümetin yapaydan düşürdüğü faizler vs bir işe yaramayacak tabii enflasyon düşmeyecek.Sonra sil baştan;aynı senaryo defalarca izlenecek.Bilmem gündemi takip ediyor musunuz?Geçtiğimiz günlerde TÜSİAD üyesi olan iş adamlarının bir kısmı IMF'den alınan kaynağı bizlere aktarın diye hükümete boşuna seslenmemişler herhalde oldu canım siz bol kazançlı günlerinizde elde ettiğiniz paraları,karları har vurup harman savurun Türkiye'nin tüm nüfusunun ödeyeceği vergilerle alınacak olan IMF kaynağını doğrudan hükümet sizlere aktarsın bu olacak iş mi soruyorum sizlere...
 
 IMF'nin mali yardımlar karşılığı öngördüğü şartlrla,ulus-devletin ekonomik temeli kit'leri ortadan kaldırmaya çalıştığını,vergiyi vatandaşın sırtına yüklediğini daha önceki stand-by anlaşmalarında kanıtlandığı görülmüştür.Türkiye,18 Haziran 1980'de IMF ile en uzun stand-by anaşmasını gerçekleştirdi ve bu anlaşma 17 Haziran 1983'te sona erdi.
 Türkiye,gerek yükselen kotası,gerekse Uluslararası Para Fonu'nun (IMF)yeni esnek kredi imkanları çerçevesinde Fon'dan çekebileceği kredi miktarıyla yeni ödeme koşulları önemli imkanlar getiriyor.Türkiye'nin 964 milyon SDR(Özel Çekme Hakkı)olan kotasının 1.2 milyar SDR'ye çıkarıldığını 1.2 milyar SDR lik kotasının yaklaşık 2 milyar dolarlık bir karşılığa denk gelir.
 IMF ayrıca ''reform''niteliğindeki yeni bir borçlanma kurallarıyla.Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için borç geri ödemelerinde esneklik de getiriyor,Fon,yeni reformlar çerçevesinin ''daha hızlı,daha çok ve en az koşullu''kredi imkanı getirdi.
 Türkiye'nin gerçek anlamda dış finansman ihtiyacına bakıldığında 20 milyar dolarlık IMF kaynağı yeterli olacaktır.
 
                                                                                                                          CELALETTİN AKDENİZ

Add comment