Belçika daki Secimler

Bir kaç yıl önceydi… Belçika’da belediye seçimleri yapılacaktı… Seçim sabahı ailemle birlikte kahvaltı yapıyorduk. Kahvaltıdan sonra da oy vermeye gidecektik. Oy vereceğim adayı önceden belirlememe rağmen, babama dönerek,

- Sence oyumu hangi partiye ve adaya vermeliyim?

diye sordum.

Babam:

- Oğlum, sence biz neden Belçika’nın şu sıhhatsiz havasında yaşıyoruz?

diyerek soruma soruyla cevap verdi.

Ben bir şey anlamamıştım ve tekrar sordum:

- Ne demek yani, Belçika’nın havasıyla, yapılacak bu seçimlerin ne ilgisi var?

- Beni iyi dinle! Biz Türkiye’deki havayı, suyu, toprağı, güneşi, ezanı, bayrağı, eşi, dostu, akrabayı, buranın gri havasına neden değiştik? Ülkemizin yeraltı ve yer üstü kaynakları Belçika’nın tek geliri olan patatesten daha mı değersiz sence? Elbette değil! Peki sorun ne? Bizi yönetenlerin beceriksizliği veya sistemin oturmamış olması değil mi? Peki bizler bu beceriksiz insanlar yüzünden burada yaşamaya mecbur edilmişsek buradaki Türk kökenli adayların Türkiye’dekilerden farkı ne? Bunları düşün tart ve ona göre oyunu kullan!

Benimde aklım karışmıştı.

- Yani bana, Türk kökenli bir adaya “oy verme” demeye mi getiriyorsun?

dedim.

- Bak oğul, yıllar önce ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz sözüne mazhar ve dillere destan olan Bağdat şehri, bütün ülkelerin ve bütün kralların gözdesiymiş. Bir gün padişahlarımızdan birisi de, gezip, incelemek ve dönüşlerinde orada gördüklerini İstanbul’a uygulamaları için Bağdat’a bir heyet göndermiş… Heyet, Bağdat dönüşü hazırladığı raporu padişaha sunmuş. Raporda özetle, “Padişahım biz İstanbul’u Bağdat’a pek benzetemeyiz ama buradan Bağdat’a beş yüz bin kişi gönderirsek orası pekala İstanbul’a benzeyebilir” deniliyormuş.

diye sözünü tamamladı babam…

Kursat Karakoc

 

Add comment


Security code
Refresh