Hazır mısınız?

Maddi ve manevi sayısız güzelliklerin yaşandığı Ramazan ayını 20 Ağustos Perşembe günü yani bu akşam ilk teravih namazı kılarak idrak edeceğiz. Tabii olarak bu gece ilk sahurumuzu yapacak ve yarın “2009 yılı Ramazan Ayı”nın ilk orucunu tutacağız İnşaallah… Ancak hazırlıklar tamam mı? Son kontroller yapıldı mı? Eksik / hatalı / hazırlıksız başlayan yolculukların arzu edilen biçimde neticelenmesi zor olacaktır.

Sözün başında yeni bir manevi mevsime girmek üzere olduğumuz bu günde kendimize “Ben bu mübarek zaman diliminden en güzel bir biçimde faydalanmak için gerekli hazırlıkları / planları yaptım mı?” sorusunu sormakla işe başlamak doğru bir çıkış noktası olacaktır kanaatimce. Eğer cevabımız “EVET” ise sorun yok. Allah kolaylık versin. Ama cevabımız “ACABA” ile başlıyor ya da bir yerlerinde böyle bir tereddüt içeriyorsa; eskilerin tabiri ile evvel emirde bu tereddütlerin giderilmesi gerekir.

Peki, ne öneriyoruz?

a)            En azından her birimiz “Kur’an Ayı” olan Ramazan’da en bir hatim okumalıyız. (Mukabele’den başka)

b)           İmkânlar ölçüsünde hiç değilse namaz sureleri ve sıklıkla okuyup dinlediğim sure ve ayetler ile duaların anlamlarını okuyup öğrenmeliyiz.

c)            İlmihal bilgilerimizdeki eksikleri tamamlamalıyız.

d)           Her gün yapılan vaazlardan / sohbetlerden ilgimizi çeken bir cümleyi not edip öğrenmeliyiz.

e)           Yine günlük olarak en az bir Hadis-i Şerif mümkün ise Arapça aslı ile birlikte öğrenmeliyiz.

f)            Özetle 20 Ağustos 2009 – 20 Eylül 2009 arasında bir takım farklar olmalı hayatımızda.

Bu örnekleri çoğaltmak ya da daha farklı önerilerde bulunmak mümkün ama son madde mutlaka gerçekleşmeli bayrama yeptyeni bir kişi olarak çıkmanın azim ve kararı ile işe başlamalı ve Allah’ın izni ile gerçekleştirmeliyiz.  Çünkü Ramazan Ayı, ferdi hayatta dindarlığın, sosyal hayatta kaynaşma ve paylaşmanın yoğun olarak yaşandığı / yaşanması gereken, oruç ibadeti ile iradelerin merhametle eğitildiği ve özgürleştiği / eğitilip özgürleşmesi gereken,  Kur’an-ı Kerim’in evrensel mesajını anlamak ve özümsemek / içselleştirmek için daha çok okunduğu müstesna bir zaman dilimidir daha doğrusu böyle bir zaman dilimi olmalıdır. Büyün bunlar ise kuru bir sözle değil ciddi bir hazırlıkla olabilir.

Ramazan, İslâm’ın rahmetle yoğrulmuş adaletini, bilgi ve hikmetle bütünleşmiş ahlâkını bütün insanlığa gösteren Allah Resulü’nün, “İnanarak ve karşılığını yalnız Allah'tan umarak Ramazan orucunu tutan kişinin geçmiş günahları bağışlanır" müjdesinin gerçekleşeceği rahmet ve bağışlanma mevsimidir. Ama bu oruç yalnız aç ve susuz kalmaktan ibaret bir davranış ile değil gereği gibi oruç tutarak olabilir. Çünkü o Kutlu Nebi konu ile ilgili bir ikazında örnek olarak “Yalan ve yalanla iş yapmayı bırakmayan bir kişinin aç ve susuz kalmasına Allah’ın bir değer vermediğini” ifade etmektedir.

 

Dikkat etmemiz gereken bir nokta da burada ifade edilen “yalan ve yalan ile iş yapma” tabirinin aslında dinimizin önermediği  / onaylamadığı her türlü söz ve fiili de ifade ediyor olmasıdır. Yani Müslüman’dan beklenen güzelliklere sahip olmadan / Müslüman yakışmayan çirkin söz ve davranışlardan uzaklaşmadan sadece “aç ve susuz kalma” fiiline bakarak kişinin hakiki manada “ORUÇLU” olduğunu söylemenin mümkün olmayacağı gerçeğidir.

Ramazan, dünyanın sayısız nimetleri içinde Allah’ın lütfuna mazhar olan insanın belli bir süre bunlardan kendini uzak tutarak, bir bakıma nimetin kadrini daha yakından bildiği, muhtaçların halini anladığı ve paylaşmayı öğrendiği oruç ayıdır. Ramazan ayı kaybettiğimiz manevi değerleri yeniden kazanmak, özümüzde var olan iyilik ve insani duyguları fiiliyata geçirmek için önemli bir fırsattır.

Oruç ve Kur’an ayı Ramazan, bir paylaşma mevsimidir. Yanıbaşımızdakinin ve uzağımızdakinin halini anlama zamanıdır. Öteki kavramını kaldırmak ve herkese bizden bir parça olarak bakmak gerekir. Çünkü hepimiz Hz. Âdem’in çocuklarıyız, hepimizin artı ve eksileri var. O yüzden kimseyi yargılamadan, sınıflandırmadan bir duygu ortaklığı sağlamamız gerekir…

Manevi arınma, yücelme, kendimizi sorgulama ve her an Rabbimizle olduğumuzu daha yakından hissettiğimiz Ramazan, bilgi dağarcığı ve gönül dünyamızı zenginleştirdiğimiz, milli birlik ve beraberliğimizi pekiştirdiğimiz bir aydır. Rahmet, bereket ve mağfiretle dolu ve ibadetlerin mükâfatlarının sınırsız olarak verildiği bu manevi mevsimi çok iyi değerlendirelim. Çocuk, genç, yaşlı, kadın erkek hep birlikte cemaate iştirak ederek camilerimizi şenlendirelim.

Orucumuzu kimin için ve niçin tuttuğumuzu düşünerek zenginleştirelim. Bu ibadeti zihnimizle, duygu ve düşüncemizle, kalbimizle, gönül dünyamızla da ifa ederek koruyucu bir kalkan kılalım.

Ramazan ayının şahsımız, ailemiz, milletimiz, ülkemiz ve bütün insanlık için hayır, huzur ve barış getirmesini, bizleri manevi yönden yüceltmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Fahri UÇAK

Add comment