Evliliğin Rengi

Rahmetli babamın biraz da öğünerek sıkça söylediği bir tekerleme vardı.

-"Üç şeyi iyi seçerim ve yanılmam, üçü de K ile başlar : Kavun, Karpuz, Kadın"

Hakikaten de haklıydı galiba !

Zira seçtiği kavunlar şerbet, karpuzlar ise kiremit şekeri gibi çıkardı.

Anam da iyi hatundur, Allah uzun ömür versin…

Bazen de ekleme yapar ve "Armutun sapı var, üzümün çöpü var" dersen sap gibi ortada kalırsın diyerek, fazla nazın aşık usandıracağını hatırlatırdı "evde kalmış kızlara" gönderme yaparak.

***

1949 da evlenmişler, 1950 de ben dünyaya gelmişim.

1954 ve 1957 de iki kardeşim daha oldu.

1957 de doğan küçük kardeşim sizlere ömür.

1926 doğumlu nur içinde yatası pederim 19 Mayıs 1966 günü, yani 40 yaşında, gemiyle yola çıktı Akdeniz üzerinden.

Marsilya´dan kalkan trene bindi Belçika´ya indi.

Belçika´da o zamanlar yaklaşık bir yıl sağda solda sürttü, kaçak çalıştı, birçok haksızlığa katlandı.

Çünkü yaşı otuz beşi aştığı için yaşlı sayılıyordu ve turistik vizeyle gelmişti.

Kalma çarelerini arayıp bulması epeyce zaman almış olmalı ki, durumu yasallaştıktan sonra, bizleri, yani annemi ve kardeşlerimi aile birleşimi kapsamında 1967 Ekim ayında yanına alabildi…

İlk kaçak, ilk turist, ilk kağıtsızlar biri olmakmış babacığımın kaderi…

Kolay mı tarihe geçmek ?

***

O vakitler kolay kolay boşanmazdı insanlar.

Herkes eşinin kıymetini bilir, ona sevgi ve saygı gösterirdi.

Kocalarının getireceği ekmeğe bakan kadınlar ekonomik bağımsızlıktan mahrumdu…

Kadınların ehliyeti yoktu ve araba sürmezlerdi.

Cep telefonu, internet gibi teknolojiler ve buna bağlı olarak sohbet grupları ve sosyalleşme ağlarına girmiyor, gizli iletişim sağlayamıyorlardı.

Dünya değişti, koşullar değişti, herşey değişti…

Kadınlar erkeksileşti, erkekler kadınsılaştı ; herşey ekonomik kriterlere göre yeniden şekillendi ve düzenlendi.

Kapitalist sistem herkesi globalleşmeye mecbur bıraktı…

***

Günümüzde evlilik Belçika´ya girmenin ana kapısı oldu.

Herkes evleniyor, işi biter bitmez boşanıyor…

Yani amaç gerçek bir aile yuvası kurmak değil, Belçika´da yasallık kazanmak.

Kıyılan nikahlar uzun ömürlü olmadığı ve çabuk boşanıldığı için, günümüz Brüksel´inde her evlilik başvurusu incelemeye alınıyor.

Müstakbel eşler belediye görevlileri veya savcılık emriyle polis memurlarınca inceden inceye sorguya çekiliyorlar.

Sorgulayan ve sorgulanan arasındaki kültür farklılığından dolayı "edep ve adap" anlayışları çatışıyor.

***

Belçika Medeni Kanunu evlilik konusunda son derece liberal, yani özgürlükçü…

Eşcinssel evliliği yasal.

Eşcinssel çiftlerin evlat edinebilmesi fikri tartışılıyor siyaset dünyasında.

Bu durumun çocukların zihinsel gelişimi üzerindeki olası yansımaları inceleniyor bilimsel olarak.

İşin içine çeteler ve mafyavari yapılanmalar da girse, büyük paralar da dönse, neye yarar ?

İçinde karşılıklı sevgi, saygı, dayanışma ve yardımlaşma olmayan bir birliktelik kimse yarar sağlar ?

Gencecik yaşta boşanan, 20-30 yaş dilimindeki çocuklu veya çocuksuz, kadınların hali ne olacak ?

Hiç soran var mı ?

Herşey para mı, herşey sosyal haklar mı ?

Çocuk parası mı, işsizlik ödeneği mi ?

Çatışmalı ortamda, sevgisiz büyüyen, eğitimsiz, mesleksiz, niteliksiz çocukların geleceğini düşünen var mı ?

"Allah dünyaya gelenin rızkını verir" yalanından ne zaman vaz geçeceğiz ?

***

Belçika Medeni Kanununun 213.cü maddesi aynen şöyle :

"Les époux ont le devoir d´habiter ensemble; ils se doivent mutuellement fidélité, secours, assistance."

Yani "Eşler birlikte oturma mecburiyetindedirler ; birbirine karşı sadakat, yardım ve müzaharetle mükelleftirler."

İyi günde, kötü günde…

Sadece iyi günde değil…

Günden güne erimeye yüz tutan sosyal haklar tükendiğinde dönebilenler döner memlekete !

Dönemeyip kalanlar mı ?

Onlara da Allah kerim !..



Yakup Yurt ©

Brüksel, 18 Aralık 2009

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Add comment