Kadınlar, Erkekler ve İnsanlık...

İnsan seçmediği kişilerden, seçmediği yerde ve seçmediği bir anda dünyaya geliyor.

İster kadın, ister erkek olsun…

Dünya nüfusunda cinsiyetler yönünden neredeyse eşitlik söz konusu.

İlahi bir mucize eseri…

Arz-telep kanunu şaşmasın, dengeler bozulmasın diye belki de !

Daha sonra kendisine hayat veren kişileri sevmesi bekleniyor insandan…

***

Dünyada iklimler, diller, dinler, kültürler muhtelif…

Ezmeden ve ezilmeden bu farklılıklar arasında bir kimliğe ulaşmak ve onu olumsuzlardan korumak cesaret, olgunluk ve sebat gerektirir.

Kendi farklılığını üstünlük olarak dayatma çabasına girdiysen uzak dur benden…

Hastasın, tedaviye muhtaçsın demektir !

Allah şifa versin…

Üstünlük kompleksi, aşağılık kompleksi…

Siz buna üstünlük hastalığı, aşağılık hastalığı deyin isterseniz…

Zira toplumsal hastalıkların, siyasi kavgaların kökeninde bu marazi duygu yatıyor bence !

***

Kadın olmak hiç kolay değil, günümüz dünyasında.

Ekonomik yaşamda çalışan aktif kadın farklı, çalışmayan ev hanımı kadın farklı…

Ekonomik durumla ilgili olarak sosyal yaşam ayrı bir mesele.

Kadın veya erkek ; fark etmez insanız sonuçta.

Ama öyle değil aslında.

Ve gidişat hiç iç açıcı değil kadınlar açısından.

***

ABD’de yapılan bir incelemeye göre, günümüz kadınları 70’li yıllara göre daha az mutluymuşlar…

Feminist devrim sonucunda şüphe, belirsizlik ve mahrumiyetlerle dolu yeni bir dünya şekillenmiş kadınlar açısından !

Gel-gitler, kararsızlıklar, caymalar, pişmanlıklar kadının tam manasıyla bir biyer olmasını engelliyorlar.

Sanki erkeklerin himayesine muhtaçmış bir konumda bırakılıyorlar.

***

Peki kadının kendi özgür iradesiyle mutlu olma hakkı ve imkanı yok mu ?

Olması gerekir !

Kadını sadece dişi olarak değil, aslen ve esasen insan gibi görürseniz, neden olmasın !

Bunun için ikiyüzlü, erkek egemen bir takım izmlerin arkasına saklanarak, kadın şeyleştirilmemeli, ona herkes gibi birey-insan olma hakkı iade edilmelidir.

İşte o zaman kadınlık veya erkeklik taslanmayacak, insanlık taslanacaktır.

Yarış yatakta değil, insalık pistinde yapılacak, iyi olan kazanacaktır.

Zengin, fakir, köylü, kentli, her kadın, her erkek gibi, beklentilerine uygun iş, aş ve eş bulabilmeli.

Yani yaşamdan maddi ve manevi her yönüyle nasibini alabilmeli…

Mutluluk satın alınamasa da, paranın, yani maddiyatın önemini inkar etmek saflık olur.

Fakat şurası unutulmamalı ki, maddeye tapanlar tüketim toplumunun girdabında boğulmaya mahkumdur.

***

Ressam Abidin Dino mutluluğun resmini yapabildi mi ?

Bugüne kadar kimse mutluluğun reçetesini yazabildi mi ?

Hayır.

Zira mutluluk durağan ve çizgisel bir durum değildir.

Değişken bir ruh iklimidir, haleti ruhiyedir eskilerin tabiri ile…

İnsan ne istediğini bilmese de, neyi istemediğini çok iyi bilir.

Şu an için kendinizi mutsuz hissedebilirsiniz.

Önemli olan geleceğe dair umutları diri, canlı ve renkli tutmaktır.

***

Ne demiş bilge insan Erich Fromm ?

“Çocuk sevgisi; sevildiğim için seviyorum, büyüklerin sevgisi; sevdiğim için seviliyorum, olgunlaşmamış sevgi; seni sana gereksinmem olduğu için seviyorum, olgun sevgi; seni sevdiğim için sana gereksinmem var.”

Ne kadar da güzel sentezlemiş üstad...

İnsanlık temelinde buluşulan, sevgi, saygı dolu ve şiddetten arındırılmış güzel yarınlara ne dersiniz?

Kadın-erkek, elele, hep birlikte...

 

Yakup Yurt (c)

Brüksel, 05 Mart 2010

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. 

Add comment