Yazma Nedenlerim

Yazıma bir itirafla başlayayım izninizle.

Bu satırların yazarı bendeniz bugüne kadar hiçbir yazımı beyinleri ve gönülleri yanlış anlamaya şartlanmış fanatikler için yazmadım ve hiç kimseyi iknaya zorlamadım.

Bütün risklere rağmen kimsenin adamı olmamaya ve ben olarak kalmaya özen gösterdim.

Keşkelerle yaşamaya alışık olmadığımdan hiç kimse gibi olmaya özenmedim.

Sevgi, saygı  samimiyet çerçevesinde sağduyu, sanat ve bilimi rehber edindim.

Yargılayıp insanları çekmecelere hapsetmedim.

Moda tabirle yaftalamadım.

***

O halde kendimi terapi amaçlı yazan benim için hedef kitle hep sağduyulu insanlar oldu.

Ve bugün adım gibi eminim ki sessiz ama nitelikli bir okuyucu kitlem var.

Tıklanma oranım belki küçük, ama etki alanım oldukça büyük.

Sevdikçe sevilmek güzel bir duygu !

Sevildikçe sevmek ise onun kaçınılmaz yan etkisi…

***

Yazmak demek eleştirilere açılmak demektir.

Fakat eleştirilere açık olmak demek kurbanlık kuzu gibi her türlü safsatayı  dinlemek değildir.

Diyalog küfür, hakaret, aşağılama ve küçümseme kaldırmaz.

Yani söyleyeceğimi de, haddimi de bilirim.

Bu güne değin polemiklerden özellikle kaçındım.

Çünkü benim derdim her zaman ve her konuda haklı olmak değil.

Hiç kimseye kendi kutsallarımı dayatmıyorum.

Kişilerle hesaplaşmıyor, dalaşmıyormadığım gibi her türlü dayatmayı da kabul etmiyor ve tüm enerjimle reddediyorum.

Allah’a  şükür, herkes kadar akıl, zeka, kültür, diploma, lisan, vs… bende de var.

Allah bana da akıl, fikir, mantık, mukayese gücü bahşetmiş.

Bırakın tercihlerimi kendi beynimle yapayım…

Artısıyla, eksisiyle, sevabıyla, günahıyla ceremesi bana ait !

Zira sürüye katılmak ve kurbanlık koyunlar gibi melemek en kolay çözüm…

Gideceğiniz yeri başınızdaki kurnaz çoban tayin eder ve yorulmadan “yaşarsınız” !

***

Bir Amerikan hazır gıda, hamburger üreticisinin Fransa’da 350 mağazası var.

Bunlardan sekizinde altı ay süreyle islami usûllere göre kesilmiş helâl et denemesi yapıyor.

Bu sekiz mağazadan birisi de belediye başkanı sosyalist olan Roubaix şehrinde.

Ve bu mağaza şehrin merkezindeki tek hamburgerci.

Belediye başkanı  müslüman olmayanlara karşı ayrımcılık yapıldığı görüşünde.

Hamburgerci kâr derdinde.

Politikacı  oy derdinde.

Müslümanlar inançlarının dikkate alındığını sanarak seviniyorlar.

Müslüman olmayanlar kendi ülkelerinde dışlanma psikozuna girmek üzere.

Sağdan soldan “domuzuma dokunma” sesleri duymaya başladım Belçikalılarda.

***

Otellerde veya uçaklarda da, saygı ve hoşgörü gereği, islamiyete uygun servis yapılırdı.

İsteyen yer, içer ; istemeyen yemez içmezdi.

Önceleri otobüs ve uçaklara sigara da içilir ve içmeyenler çok rahatsız olurdu.

Şimdi yasaklandı ve bence çok iyi oldu.

***

Geçenlerde bir dernek açılışında bulundum.

Kozmopolit davetliler arasında alkol alanlar da vardı.

Ama ikramda, Türk etkinliklerinin çoğunda olduğu gibi, yine alkol yoktu…

Niye diye sorduğumda bir beyefendiden “sebep olmak büyük günahtır” cevabını aldım…

İkna olmadığımı görünce biraz üzüldü galiba…

Anlaşılan bazı kişiler benim gibilerin günaha girmesini engelleyerek sevap kazanıyorlardı !

Gülümseyen yüzleriyle hoşgörüden bahsederek…

***

Kısacası  ben gördüklerini ve yaşadıklarını kendince yorumlayan ve yazan bağımsız ve özgürlükçü bir adamım.

Yürürlükteki yasalara uymak kaydıyla isteyen istediğini yapar…

Kimse kimseye karışamaz ve hiçbir dayatmada bulunamaz.

İşte bu nedenle ben sağduyu sahibi insanlara hitap ediyorum.

Birşeyler verebiliyorsam da ne mutlu bana…

Beni ben olduğum için sevmeyenler ise okumasınlar daha iyi…

İnternet çağında herşeyin kolayı var !

Bir tıklarsınız, yok olur giderim…

Yok seviyorsanız, yeni paylaşımlarda buluşmaya davet ediyorum sizleri…

Sevgi, saygı  ve samimiyetle…


Brüksel, 24 Mart 2010
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Comments are now closed for this entry