Zaferlerimiz

Zaferlerimiz

Yüce dinimiz, insanlığın barış ve esenliğini esas almıştır. Ancak vatan toprakları düşman işgali tehlikesi ile karşı karşıya kaldığında, savaşı mukaddes bir vazife saymıştır. Bu sebeple şehitlik ve gaziliği Müslümanlar için büyük şeref kabul etmiştir. Peygamber Efendimiz (sav) şehitlik mertebesinin yüceliğine işaret ettiği bir hadis-i şeriflerinde: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp şehit olmayı, yine diriltilip şehit olmayı, tekrar diriltilip şehit olmayı isterim”(1) buyurmuşlardır.

Hürriyet ancak savaş meydanlarında kazanılan zaferlerle korunur. Hürriyeti korumak için savaş anında izlenmesi gereken yolu Cenab-ı Allah şöyle bildirmektedir: “Sakın yılmayın, üzüntüye kapılmayın, eğer iman ediyorsanız mutlaka üstün gelirsiniz!”(2)

Şanlı tarihini, altın sayfalarla süsleyen aziz milletimizin unutulmaz zaferlerinden biri olan Büyük Taarruz ve 26-30 Ağustos arasında kutlanan zafer haftasının 86. yıldönümünü idrak ediyoruz. Milletimiz için bağımsızlık ve hürriyet vazgeçilmezdir. Şehitlik ve gazilik bu yolda büyük bir rütbedir.

Bu sebepledir ki ecdadımız, yokluklar içinde ve en ağır şartlar altında, büyük düşman kuvvetleri karşısında tarihte benzeri görülmemiş bu destanı yazabilmiştir. Bu zafer Türk milletinin asla esir edilemeyeceğini, semaları süsleyen Türk bayrağının gönderden indirilemeyeceğini ve gök kubbeyi çınlatan ezan seslerinin dindirilemeyeceğini bütün dünyaya ilan eden büyük bir zaferdir.

Büyük Taarruz namusumuzu ve mukaddes değerlerimizi düşman saldırısından kurtarmakla kalmamış, aynı zamanda esaret altında bulunan diğer Müslüman milletlere de ilham kaynağı olmuş ve bağımsızlık mücadelelerini başlatmalarına zemin hazırlamıştır.

Bu vesileyle, canlarını feda ederek veya gazi kalarak milletimize eşsiz bir vatan bırakan ecdadımızı rahmet ve minnetle anarken, hutbemi M. Akif’in dizeleriyle noktalıyorum:

Gökkubbenin altında yatar, al kan içinde,

Ey yolcu, şu toprak için can veren erler.

Hakk'ın bu veli kulları taş türbeye girmez,

Gufrana bürünmüş, yalınız Fatiha bekler.

 

(1) Buhari, Cihad, 119

(2) Al-i İmran, 3/139

Add comment


Security code
Refresh