Kamu Malı Emanettir

kamu malı

Kamu malı, en kısa ifadesiyle devlet malı, bütün bir milletin hakkı olan bir maldır. Sorumluluk sahibi ve her türlü makamı emanet bilen gerçek bir idareci, kamu malını, kendisine verilen bir emanet olarak bilir ve ona göre tasarrufta bulunur. Bundan dolayı kamu malının, alınırken haksız olarak alınmaması, vatandaşa haksızlık ve zulüm yapılmaması esas olduğu gibi, yerli yerinde harcanması ve bir emanet olarak görülmesi de esastır.

Devlet, vakıf ve dernek imkanlarıyla alınan ve bizim elimize tevdi edilen, bir toplu iğneden tutun da kalem, kağıt, büro malzemeleri, elektrik, su, telefon, resmi araçlar, her türlü harcırah ve ücretler ve misafirlere ikram için verilen imkanlara kadar hepsi bize verilen birer emanet hükmündedir.

Bunlardan yararlanırken kılı kırk yararcasına, kendi malımızda gösterdiğimiz hassasiyetten öte, bir titizlik içerisinde, bunda milletin her bir ferdinin hakkı olduğunu düşünerek kullanmamız ve harcama yapmamız gerekir.

Kamuya ait bir malın ve hizmetin, gelişigüzel kullanılması uygun görülmezken, onun çarçur edilmesi ve gasp edilmesi asla düşünülemez ve caiz görülemez.

Sahabe-i kiram, bir sahabe hakkında, “falanca kimse şehid olmuş” dedikleri zaman, Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Hayır, ben onu, ganimet mallarından haksız yere aldığı bir hırka içinde cehennemde gördüm.” (1)

Bir başka hadis-i şeriflerinde de: “Bir kısım insanlar Allah’ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, kıyamet günü onlara bir ateştir, başka bir şey değildir.”(2) buyurmuşlardır.

Bu konuda, bir idareci olarak Hz. Ömer’in: “çevremde aç karınlar, susuz  ciğerler varken, doymuş bir mideyle mi yatayım”(3) demesini, kendi işlerini görürken hazineden aldığı mumu kullanmayışını ve Ömer b. Abdülaziz’in, ganimet olarak ele geçen kokuyu koklamaktan sakınmasını düşünelim…(4)

İster yönetici  isterse memur olsun, kamu malını elinde bulunduran herkes bu emaneti korumak ve bu konuda son derece duyarlı olmak  zorundadırlar. Allah Rasulünün yukarıdaki ciddi uyarılarını dikkate almadan, dünyada korkusuzca, hiçbir şey olmayacakmış gibi, kul hakkına ve  kamu hakkına tecavüz edenler,  hem bu dünyada hem de ukbada bunun bir hesabı olacağını akıllarından çıkarmasınlar... “Her kim, Allah’ın emir ve yasaklarına saygı gösterirse, bu, Rabbinin katında kendisi için daha hayırlıdır.”(5)

(1) Razi,Nehc’ül Belağa, 45.mektup

(2) Müslim, iman, 182

(3) Buhari, humuz.7

(4) Nedvi, 32,33

Add comment


Security code
Refresh