Aşure Günü

Aşure Günü

Kameri aylardan Muharrem ayının onuncu günü Aşure günüdür. Bu günde birçok Peygamberin hayatında önemli olaylar vuku bulmuştur. Kaynaklarda zikredildiğine göre; Bu gün, Hz. Ademin dünya yüzüne indirilmesine sebep olan hatası için tövbesinin kabul edildiği, Hz. Nuh’un gemisinin Cudi dağına oturduğu, Hz. Yunus’un balığın karnından kurtulduğu, Hz. Musa ve Hz. İsa’nın doğduğu, Hz. Musa’nın ve kavminin Firavunun zulmünden kurtulduğu, Hz. Yakup’un oğlu Hz. Yusuf’a kavuştuğu gündür. Bu sebeple Aşure günü bütün dinlerde ve en son din İslam Dininde önemli bir yere sahiptir.

Sevgili Peygamberimiz (sav) Aşure gününde oruç tutmuş ve oruç tutmayı tavsiye etmiş, ayrıca Muharrem ayının dokuzuncu gününün de  oruçlu geçirilmesi tavsiyesinde bulunmuş, bu günde tutulacak orucu Ramazan ayından sonra tutulan en faziletli oruç olarak değerlendirmiş ve geçmiş bir senenin günahlarına keffaret olacağı müjdesini vermiştir.(1) Bu sebeple Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu günlerini oruçla geçirmek müstehaptır.

Aşure günü, İslam tarihinde Hz. Peygamberin torunu Hz. Hüseyin’in Kerbelada şehit edildiği bir gün olarak da hatırlanmaktadır.

Tarihin belirli bir kesiminde meydana gelen ve bizleri derinden etkileyen bu olay hakkında iyi düşünmek ve gerekli dersleri çıkarmak gerekmektedir. Bu husus hepimizin yüreğini dağlamakta ve derinden üzmektedir. Ama bu üzüntü bizleri bir ayrıma götürmemeli, intikam duygularının ortaya çıktığı bedenlerimizi tahrip ettiğimiz bir olaya dönüşmemelidir. Müslümanlara düşen görev, bu gibi olayların tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirleri almak ve belli bir bilinci oluşturmak olmalıdır.

Aşure günü bize şu iki durumu göz ardı etmememizi gösteriyor. İlki, Yüce Allah’ın emrettiklerini ve yasakladıklarını yerine getirmeye çalışanları Allah yardımsız bırakmamakta, ikinci olarak Müslümanların arasına sokulan bir fitnenin sonuçlarının önceden kestirilemeyecek kadar sıkıntılar doğurmaktadır. Bize düşen, Yüce rabbimizin emir ve yasaklarına uymak, ayrıca aramızdaki birlik ve beraberliği, kardeşliği, sevgi ve saygıyı en yüksek seviyede tutmaktır.

 

Hutbemi bir ayet mealiyle bitiriyorum. “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kuran’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.”(2)

(1) Riyazü’s-Salihin, Hadis No:1255-1256-1257

(2) Al-i İmran, 103 (ayet metninin tercümesi)

Add comment


Security code
Refresh