Sevgide Mümin Farkı

Vereceğimiz şey ne kadar değerliyse, onu vereceğimiz yer de o kadar yüce olmalıdır. Sevmek, sahip olduğumuz en değerli varlık olan yüreğimizi vermektir. Sevginin adanabileceği en büyük kapı ise Allah'ın kapısıdır. Eğer sevgimizi bir ölümsüze adamışsak, onu da ölümsüzleştirmişiz demektir.

İnsanlar, kendilerini esir edip ardından sürükleyen şeyin en büyük sevgi olduğunu zanneder ve buna aşk derler. Halbuki bu aşk değil, tutkudur. Çünkü gerçek aşk insanı kendi cinsinin elinde oyuncak etmez, insana özgürlük kazandırır. Böylesine bir sevgi, kimse için meşrû değildir. Bu tip tutkular çoğunlukla yalnızlığı yüksek dozda yaşayan fertlerde görülür. Bu tipler çektikleri aşırı yalnızlığı hafifleten birini buldukları zaman, ilk anda yalnızlıklarını hafifleten o kişiye karşı duydukları minnet hissini aşk zannederler. Aşk zannedilen bu hissin güçlü olması sevginin şiddetini değil, daha önceki yalnızlığın büyüklüğünü gösterir.

Sevgi yalnızca tek bir kişi tarafından tüketilecek kadar kısır olamaz. Sevgi bir ummandır. Kapasitesi sınırsız olan bir yüreği bir kişiye tahsis etmek, sevgiyi kısırlaştırmaktır. Sevginin sadece kendisine  tahsis edilmesini Allah bile kullarından istememiştir. Eşlerin birbirini sevmesi O’nun koyduğu bir kanundur: “O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerinden biri de: Kendilerine ısınmanız için, size içinizden eşler yaratması, birbirinize karşı sevgi ve şefkat var etmesidir. Elbette bunda, düşünen kimseler için ibretler vardır.”(1)

O'nun istediği, sevgide başka bir şeyin kendisine denk tutulmaması, en çok kendisinin sevilmesidir: “Öyle insanlar vardır ki, Allah’tan başkasını Allah’a denk tutar, tıpkı Allah’ı severcesine onları severler. Müminlerin Allah’a olan sevgileri ise her şeyden daha ileri ve daha kuvvetlidir.”(2) Biz gönlümüzü doğru kapıya yönlendirirsek, bütün gönüllerin kapıları da bize açılacaktır: “İman edip de iyi davranışlarda bulunanlara gelince, onlar için çok merhametli olan Allah, (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.”(3)

Sevgiyi besleyen yan kaynaklar vardır. Bunlar olmadan sevgi tek başına uzun süre ayakta duramaz. Bunların başında emek gelir. En doğal sevgi emeğe dayanan sevgidir, çünkü bu tür sevginin içerisinde ilk kalemi şefkat oluşturur. Allah'ın kuluna, ananın evladına, bahçıvanın çiçeklerine, mimarın eserine olan sevgisi de bu tür bir sevgidir. Seven sevdiğine emek vermiş, kendisinden bir şeyler katmıştır. 

Sevginin  tezahürlerinden  biri  de  tanımadır. İnsan sevdiği kadar tanır ve tanıdığı kadar sever.

İlgi de sevginin tezahürlerindendir. Bir şeyi sevip de ona ilgi göstermemek düşünülemez. Mesela Allah'ı sevdiğimizi söylüyor ama onun emirlerine ilgisiz kalıyorsak, bu sevgi kupkuru bir iddia olur. Bir ayette: "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir."(4) buyuran Rabbimiz, kendisini unutanlar içinse şu ürpertici ikazda bulunmaktadır: "Onlar Allah'ı unuttular Allah da onları unuttu."(5)

(1) Rum, 21

(2) Bakara, 165

(3) Meryem, 96 (Ayet metninin tercümesi)

(4) Al-i İmran, 31

(5) Tevbe, 67

Add comment