Anne-Babaya Hürmet

Dünyada sevgi, saygı ve iyiliğe en fazla layık olan kişilerin başında anne ve babalar gelmektedir. Anneler, çocuklarını hamilelik dönemlerinde büyük zorluklarla taşımakta, çeşitli eziyet ve sıkıntılarla dünyaya getirmektedirler. Doğum sonrasında ise, uykularını bölerek onları emzirmekte, en güzel ninnilerle uyutup sevgiyle büyütmektedirler. Hepimiz maddi ve manevi gelişimimizi annelerimizin sevgi, şefkat ve merhametine borçluyuz. Çünkü bir çocuğun ruhsal ve bedensel gelişimi için anne sütü ne kadar önemli ise annenin sevgi, şefkat ve merhameti de en az o kadar önemlidir.

Kişinin anneye olan ihtiyacı hayat boyu sürmektedir. Annelerimiz başlarımızın tacı, dertlerimizin ilacı, gönüllerimizin sultanıdırlar. Bakınız şair bu gerçeği ne güzel ifade ediyor:

“Anne başa tac imiş,her derde ilac imiş,

Bir evlat pir de olsa, anaya muhtaç imiş.”

Diğer yandan annelerimizle birlikte babalarımızın da üzerimizde şüphesiz çok büyük hak ve emekleri vardır. İyilik ve yardımlaşmanın, ağırbaşlılık ve sorumluluğun sembolü olan babalarımız; soğuk-sıcak, yaz-kış demeden, gece-gündüz çalışır, çabalar, helalinden kazanır, maddeten ve manen büyüyüp gelişmemize ve hayata atılmamıza katkıda bulunurlar. Baba sevgisi ve desteği de çocuklar için önemli bir güç kaynağıdır.

Üzülerek ifade edelim ki, günümüzde, evlatları için her türlü fedakarlığı yaptığı halde yalnızlığa itilmiş, meşakkatlerin kucağına terk edilmiş, sahipsiz gözü yaşlı anne-babalarla sıkça karşılaşıyoruz. Gözyaşlarının, terk edilmişliğin, hayata küsmenin meydana getirdiği bu ızdırap tabloları, vicdanları derinden yaralıyor. Bizler onların varlığı ile sıkıntı ve meşakkat değil huzur ve mutluluk duymalıyız. Varlıklarını yük değil nimet olarak algılamalıyız.

Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Rabbin , kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, ana-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf” bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve güzel söz söyle.”(1)

 

Şüphesiz her mü’min, Allah’ın rızasını kazanmayı,  onun ahirette sunacağı nimetlere nail olmayı hedefler. Bu hedefe ulaşmada, anne-babanın hayır duasının ve rızasının ayrı bir yeri vardır. Sevgili Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde “Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, misafirin duası ve anne-babanın evladına duası.”(2) buyurmuş, anne-babayı memnun etme konusunda ise; “Allah’ın rızası, anne-babanın rızasında, Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir”(3) buyurmak suretiyle bu hususu dile getirmiştir. Hutbeme Peygamber Efendimiz(s.a.s)’in bir hadis-i şerifi ile son veriyorum: “Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi? Allah’a şirk koşmak ve ana-babaya asi olmaktır.” (4)

(1) İsra, 17/23. (Ayet metninin tercümesi)

 

(2) İbni Mace, Dua, 11

 

(3) Tirmizi, Birr, 3

 

(4) Buhari, Şehadet, 10

Add comment