İstanbul’un Fethi ve Fetih Ruhu

Tarihte cereyan eden olaylar, haiz oldukları değerlerine göre önem taşırlar. Bir devri kapayıp yeni bir devri açan  İstanbul’un fethi, önemi itibariyle, insanlık tarihinin en önemli olaylarından biridir. Bu fetih, Türk-İslam tarihinde üstün değerler kazanmıştır. Onun mana ve ehemmiyeti büyüktür. Hz. Peygamberin bu hususta büyük bir müjdesi vardır: “İstanbul mutlaka fetholunacaktır, O’nu fetheden komutan ne güzel komutan ve o’nu fetheden asker ne güzel askerdir.”(1)

Peygamberimizin bu müjdesine nail olmak amacıyla, Fatih Sultan Mehmet ve onun şanlı ordusu her tür zorluğa göğüs gererek, büyük fedakârlıklar göstererek ve kanının son damlasına kadar düşmanla çarpışarak tarihimizde önemli yeri olan İstanbul fethetmiştir. İstanbul’un fethini kendisine ve ordusuna nasip ettiği için  Allah’a hamd ve şükür secdesine kapanan genç hükümdar Fatih Sultan Mehmet bir ferman çıkararak, dil, din, ırk farkı gözetmeden; can, mal ve ırz emniyetinin garanti altına alınacağını ilan ettirmiştir. Yoksulları doyurmuş, herkesin inançlarını rahatça yerine getirmesine müsaade etmiş ve böylece hem İstanbul’u hem de gönülleri fethetmiştir. Bu sebeple İstanbul kısa zamanda dünyanın ilim, sanat ve kültür merkezi haline gelmiş ve bütün ülkelere her konuda örnek olmuştur. 

 Cenabı Hakk bir ayet-i kerimede; “Ey iman edenler! Siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder, ayaklarınızı savaşta sabit kılar.”(2) buyurmuş, bir başka ayette ise; “Bizim uğrumuzda cihad edenleri, mutlak ve mutlak yollarımıza ileteceğiz. Hiç şüphesiz Allah iyilik edenlerle beraberdir!”(3) buyurarak mukaddes değerler uğruna canını ve malını verenlere yardım edeceğini ve onlarla beraber olacağını bildirmiştir.

Fatih Sultan Mehmet’in başarılı olmasındaki sır, sağlam bir imana ve devrinin ilim ve teknolojisine sahip olmasında aranmalıdır. Zira imanın yerini küfrün, ilim ve irfanın yerini cehaletin, adaletin yerini zulmün, birliğin ve beraberliğin yerini ayrılığın, güzel ahlakın yerini ahlaksızlığın aldığı toplumların başarılı olmaları mümkün değildir. Yine geçmişini bilmeyen, tarihinden ders almayan bir millet, geleceğinden de emin olamayacaktır. Bu vesileyle bu topraklar uğruna canını ve malını feda eden şehit ve gazilerimize Rabbimizden rahmet niyaz ediyorum. Allah onlardan razı olsun.


(1) Ahmet b. Hambel, Müsned, IV 225.

(2)  Muhammed, 47

(3)  Ankebut, 69 (Ayet metninin tercümesi)

Add comment