Merasimlerimiz ve Çevre Duyarlılığı

İnsan sosyal bir varlıktır. Bu yönüyle insan çevresi ile ikili ilişkiler kurmak, diğer insanlarla birlikte adab-ı muaşeret adı verilen belirli düzen ve kurallara uyarak yaşamak mecburiyetindedir. Bu durum sorumlu olmayı gerektirir. Alemde, sorumluluğu yüklenme bilincine sahip tek yaratık insandır. Ahzab suresinin “Biz emaneti, dağlara, taşlara emrettik, onlar bu emaneti taşımaya yanaşmadılar. Bunu insan yüklendi.”(1) ayetinde zikredilen emanet genel anlamda ‘sorumluluktur’.

İslam dininin özünü iman esasları, ana unsurunu da ibadetleri teşkil etmektedir. Fakat dindarlık bunlardan ibaret değildir. Dindarlık, yaratana kulluk, yaratılana şefkat ve saygı, hiçbir canlının hakkını ihlal etmeden, hiçbir kalbi incitmeden hak ve istikamet üzere yaşama demektir. Din  ve dindarlık böyle anlaşılmaz ve uygulanmazsa, o zaman kaba, hoyrat ve bencil bir dindar tipi ön plana çıkar ki; bunun sonucu olarak cahil kesimler de dini böyle algılar ve dinden uzaklaşırlar. İşte bunun için genel ahlak, adab, görgü ve nezaket kuralları dinin ve dindarlığın tabii gereği olduğu için benimsenmeli ve uygulanmalıdır. Zaten bu açıdan adab-ı muaşereti öğrenmek dinimizce farz-ı ayın kabul edilmiştir.(2)

Dinimiz çevreye zarar vermeyi, insanların gelip-geçtiği, konakladığı yerleri kirletmeyi yasaklarken; Peygamberimizin: “İman altmış küsur  şubedir. Bu şubelerden birisi insanlara sıkıntı verecek şeyleri gidermektir.

 Bu manada yol ortasında bulunan bir taşı kaldırmak imanın gereğidir”(3) hadisinde görüldüğü üzere buraları temiz tutmayı imanın bir gereği ve ibadet saymıştır. Efendimizin: “Komşusu elinden, dilinden emin olmayan kişi mü’min sayılmaz”(5) sözü, en yakın çevremiz olan komşuluk ilişkilerini düzenleme açısından çok dikkat çekicidir.

Geliniz, yukarıda verilen ölçüler ışığında toplumun birer ferdi olarak taşıdığımız sorumluluk, dindarlık ve çevre duyarlılığını hep beraber gözden geçirelim. Caddelerde, sokaklarda ve evlerimizde yaptığımız düğünlerimiz, nişanlarımız, sünnet merasimlerimiz, hatta özel yaş günü kutlamalarımız ve asker uğurlama törenlerimizdeki yüksek müzik sesleri, bağırmalar, araba kornaları ile çevremizi rahatsız ettiğimizi fark edelim. Uyuyan çocukları uyardığımızı, hasta olup yatanlara eziyet verdiğimizi, misafiri olan komşuları gücendirdiğimizi, okulda ders gören öğrencilerin eğitimlerini engellediğimizi, devlet dairesindeki çalışma ortamını yok ettiğimizi hiç düşündük mü? Evet değerli Mü’minler, hep düşünmeliyiz bunları ve de önemsemeliyiz. Tüm merasimlerimizde çevreyi rahatsız etmeyecek, kul hakkına düşmeyecek şekilde tedbirler almalıyız. Kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyleri başkalarına reva görmemeliyiz Başkalarının ulaşım hakkını engellememe, caddelerde arabaların geçtiği yoldan yürümeme, başkalarının iş yerinin önünü, arabasının çıkacağı yolu kapatmama gibi hususlarda da ayrı bir duyarlılık göstermeliyiz. Unutmayalım ki “Başkalarına nasıl davranırsanız, size de öyle davranılır.”(6)

 

(1) Ahzab, 72

(2) TDV İslam İlmihali II, 469

(3) İ.Canan, Kütübü sitte, 2, 241

(4) İ.Canan, Kütübü sitte, 2, 349

(5) İ.Canan, Kütübü sitte, 10, 209

(6) DİB, 250 Hadis

Add comment


Security code
Refresh