İşyerinde ve Tarlada Kul Hakkına Riayet

''Dünya kırk kulplu kazan bir kulpundan tut sen de kazan'' atasözünde ifade edildiği gibi dünyada çeşit çeşit meslekler vardır. Bugün hutbemde özellikle iki meslek erbabına dair hususlar üzerinde durmak istiyorum. Bu mesleklerden birincisi çiftçiliktir. Çiftçilik yaparken bizlerin ihmal ettiği veya hafife almış olduğumuz bir takım hal ve davranışlarımız vardır ki bunları Rabbimiz yasaklamış, haram kılmıştır. Bu davranışlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Miras paylaşımında bazı kardeşlere mirastan pay vermeme veya adaletsiz mal paylaşımı yapmak. Tarlayı sürdürürken, biçtirirken, ektirirken işi yapan kişiye  ücretini eksik ödemek. Tarla sahibinden habersiz onun tarlasından anız almak, meyve, sebze koparmak. Başkalarının ekinlerinde hayvan otlatmak. Tarlasına giderken başkasına ait ekili alanları çiğneyip geçmek. Tarlasını temizleyen tarla sahibinin tarlasında bulunan ot, ağaç, taş ve bunun gibi maddeleri komşu tarlaya atması. Çalıştırdığı işçinin ücretini hiç ödememek veya geciktirmek. Komşu tarla anını bozmak, tarla yollarını ve hazine arazilerini tarlamıza katmak. Özellikle bu konuda Peygamber Efendimiz’in ikazı çok manidardır: ''Kim haksız olarak başkasına ait araziden bir şey alırsa, kıymet gününde gasp ettiği bu yer ile yedi kat yere batırılır.”(1)

Diğer meslek ise işçiliktir. İş hayatında işçi-işveren, işçi-müdür, işçi-işçi arasında bir takım haklar vardır ki onları da şöyle özetleyebiliriz:

 Öncelikle kişi Allah-u Tealanın yasakladığı işlerde rızkını aramamalı, helalinden kazanmak için çalışmalıdır. İşverenin işçisine hak ettiğinden az ücret vermesi, onun güç ve kabiliyetinden fazla iş yüklemesi, çalıştırdığı işçilerin sigortasını yaptırmaması, iş yerinde çıkabilecek kazalara karşı gerekli emniyet tedbirlerini almaması, ibadet etmek isteyen çalışanlara gerekli ibadet ortamı hazırlamaması kul hakkına giren hususlardır. Çalışanlar da aldıkları ücreti alın teri ile ödemeli ve verilen görevleri yerinde ve zamanında yapmalıdır. İşler ihmal edilip, bugün git yarın gel denmemeli; rüşvet ve adam kayırma yapılmamalı; alınacak işçi-memur işin  ehli olmalıdır. Herkes devlete yükümlü olduğu vergisini vermeli, devlet ve özel sektör malları kendi şahsi işlerimizde kullanılmamalı ve israf edilmemelidir.

''Kim zerre miktarı hayır yapmış ise onun karşılığını görür. Kim de zerre miktarı kötülük yapmışsa onun karşılığını görür”(2) ayeti, ahiretteki hesabın ne kadar hassas olduğu konusunda bir fikir vermektedir. Öyleyse bizler kul hakkından dolayı ahirette hesap vereceğimizi ve bu hakkı, hak sahibi bağışlamadıkça Allah'ın da bağışlamayacağını unutmayalım. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır: “Bir kimse din kardeşinin iffetine yahut malına haksız olarak dokunmuşsa, altın, gümüş bulunmayan (kıyamet) gününden evvel ondan helallik alsın. Aksi takdirde yaptığı haksızlık oranında onun iyiliklerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa hak sahibinin günahlarından alınıp haksızlık  edene yükletilir.”(3)

(1) Buhari, Mezalim, 13

(2) Zilzal, 7-8

(3) Buhari, Mezalim, 10

Add comment


Security code
Refresh