Zafer Kazandıran Manevi Dinamikler

Bizler tarihi şeref levhalarıyla dolu bir milletin evlatlarıyız. Ecdadımızı zaferden zafere koşturan ve tarih sayfalarını kahramanlık destanlarıyla süsleten, Allah’ın hak olan vadine erme ve O’nun şehitler için hazırladığı mükafata mazhar olma arzu ve isteğidir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de: “Allah müminlerden mallarını ve canlarını kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu) Tevrat’ta, İncil’de, Kur’an’da Allah üzerinde hak bir vaaddir. Allah’tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır? O halde O’nunla yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İşte bu büyük bir kazançtır”(1) diye hitap ederek Allah yolunda canını ve malını feda edenlerin büyük bir mertebeye erişeceklerini müjdelemektedir. Sevgili Peygamberimiz de: “Hiç kimse cennete girdikten sonra –bütün dünyaya sahip olsa bile- tekrar dünyaya dönmek istemez. Yalnız şehitler, erdikleri nimetler sebebiyle dünyaya dönüp, on defa şehit olmayı arzu ederler”(2) buyurarak Allah yolunda ve vatan uğruna can vermenin ne kadar büyük bir mükafat olduğunu bildirmiştir.

Ecdadımız işte bu anlayış bu ruh ve heyecanla, İslam’ın varlık yokluk mücadelesi olan Bedir savaşında arslanlaşmış, İslam ve Müslümanlar için büyük bir felaket olan haçlı ordularını durdurmuş, Malazgirt meydan muharebesiyle Anadolu’yu Müslüman Türklere anavatan yapmıştır.

 İstanbul’un fethiyle Bizans İmparatorluğunu yıkarak orta çağı kapatıp yeni çağı açmış, Çanakkale’de bütün dünyaya meydan okuyarak “Çanakkale geçilmez” dedirtmiş, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar meydan savaşını kazanarak ülkeyi düşman işgalinden kurtarmıştır. Gazi Mustafa Kemal de Çanakkale’de zafer kazandıran ruhu şöyle anlatıyor: “Karşılıklı siperler arasındaki mesafe sekiz metre. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperlerin hiçbiri kurtulmamacasına kamilen düşüyor. İkinciler onların üzerine gidiyor. Fakat ne kadar şâyân-ı gıpta bir itidal ve tevekkül biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur göstermiyor. Sarsılmak yok. Okumak bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şehadet getirerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şâyân-ı hayret ve tebrik edilecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki; işte bize Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.”

Bu vesile ile bu topraklar için toprağa düşmüş aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimizi minnet ve şükranla yâd ediyoruz. Hutbemi merhum M. Akif’in dizeleriyle bitiriyorum:

 

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi…

Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe’ desem sığmazsın.

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

(1) Tevbe, 111.

(2) Buhari, Cihad, 21.

Add comment


Security code
Refresh