Yalan ve İftiranın Kötülüğü

Dinimiz İslam, izzetli ve şerefli bir insana hiç yakışmayan ve insanı hem toplum,  hem de Allah nezdinde küçük düşüren yalanı haram kılmış ve şiddetle yasaklamıştır. Gerçek bir Müslüman, kendi aleyhine de olsa, doğruyu söylemeli ve asla yalana yaklaşmamalıdır Yalanın en büyük kötülüğü insanı Allah’u Teâla’nın rızasından uzaklaştırıp Cehennem’e götürmesidir Ayrıca yalanın insanları birbirine düşürdüğü, güven duygusunu yok ettiği,  dostlukları yıkıp, düşmanlıkları da körüklediği bilinen bir gerçektir. Peygamber Efendimiz  (sav) de, yalan söylemenin ve yalan şahitlik yapmanın büyük günahlardan olduğunu belirtmiş(1), ayrıca yalanın münafıklık alâmeti olduğunu da haber vermiştir.(2)

İnsanı ve toplumu içten çökerten ve yıkan manevi hastalıklardan biri de iftiradır. Peygamber Efendimize Mirâc gecesi bir topluluk gösterilir Her birinin elinde bakır tırnaklar vardır ve yüzlerini,  göğüslerini tırmalamaktadırlar. Bunlar, kimlerdir? diye soran Rasülüllaha, bunlar gıybet ve iftirâ edenlerdir, cevabı verilir.(3)
 Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde: “İftira edenlerin apaçık bir günah yüklendiklerini”(4) “dünya ve ahirette lanetlenmiş olup büyük bir azabın onları beklediğini”(5) bizlere haber vermektedir. Bir hadis-i şerifte de iftira atanın ahretteki durumu hakkında şöyle buyrulur: “Bir  kimse, bir mümin hakkında olmayan bir şey söylerse, iftiraya uğrayan kimse, onu affedinceye kadar, Allah’u Teâlâ onu Cehennemde bırakır.”(6)

Kişinin haysiyetini zedeleyen gıybet, koğuculuk, yalan ve iftira gibi manevi hastalıklardan uzak duralım. Dünya hayatının geçici olduğunu ve burada yaptıklarımızın tamanından hesaba çekileceğimizi unutmayalım. Yanlışı doğru göstermeyelim. Dilimizi yalan söylemekten ve iftira atmaktan koruyalım. Böylece hakkın rızasını, içinde yaşadığımız toplumun da sevgisini kazanalım. Hutbemizi Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir hadisi ile bitirelim; "Allah'a ve Ahiret gününe iman eden kimse ya hayır söylesin ya da  sussun."(7)

(1) Riyazüssalihin, 3/138sar

(2) Müslim, İman, 107

(3) Kütübü Site, 12/122

(4) Ahzab, 58

(5) Nur, 23-25

(6) Ebu Davud

(7) Riyazüsalihin, 3/103

Add comment