Zekat ve Sadaka-i Fıtr

Muhterem Mü’minler

 

Rabbimiz Allah yeryüzünde yarattığı her canlıyla birlikte rızkını da var etmiştir. Ancak imtihan gereği olarak kimine az kimine de fazla rızk vermiştir. O’nun karşılıksız olarak verdiği bu nimetlerin adalet ölçülerine uymadan dağıldığı bir dünyada sıkıntılar baş göstermektedir. Azınlık bir kesim bolluk ve refah içerisinde yüzerken, büyük çoğunluk kuru bir ekmeğe muhtaç, sefalet içerisinde bir hayat yaşamaktadır. İnsanlığın huzur ve selameti için gönderilen dinimiz, bu dengesizliğin ortadan kaldırılması için sosyal bir ihtiyaç olarak, zengini fakire, fakiri zengine yaklaştıran bir köprü olan zekât ve sadaka-ı fıtrı emretmiştir.

 

Muhterem Cemaat

Büyüklerimiz ’’Tok açın halinden ne anlar’’ diyerek bir insanın sıkıntısını anlamanın en iyi yolunun o sıkıntıyı kendisinin de yaşaması olduğunu ifade etmişlerdir. İçinde bulunduğumuz şu kutlu zaman dilimi içerisinde oruç tutarak açlığın ne kadar katlanılması zor bir şey olduğunu anlıyoruz. Ancak bu açlıkla birlikte soğuk kış gününde evinde yakacak odunu olmayan, hasta çocuklarını doktora götüremeyen, tedavi ettiremeyen, çaresizlik içerisinde bocalayan bir babanın durumunu anlayabiliyor muyuz acaba?

 

İhtiyacın esiri haline gelen bir insanın yapabileceklerini tahmin etmek zordur. Bu gün hırsızlık, gasp, kapkaç ve soygunculuk gibi bizim dinimizde ve kültürümüzde yeri olmayan birçok adi suçun sebeplerinden birisi de bu ekonomik esarettir.

Bu türlü suçları işleyenleri hoş görmek mümkün olmamakla birlikte, üzerine düşen görevi yerine getirmeyen zenginlerin de bu ihmallerinden dolayı sorumlu olduklarını göz ardı edemeyiz. Zekât ve sadaka-ı fıtır sosyal hayatta bu problemleri kökünden çözmekte ve yokluktan kaynaklanan suç ihtimallerinin önüne geçmektedir.

 .   

Muhterem Müslümanlar

Yüce Rabbimiz zengin fakir bütün insanların Allaha muhtaç olduklarını(1) bildirmekte, kendilerine nasip edilen rızklardan harcayanların bunun karşılığında cenneti kazanacaklarını(2) haber vermektedir. Ve kullarına “Sizden her hangi birinize ölüm gelip çatmadan önce, size nasip ettiğimiz imkânlardan Allah yolunda harcayın. Ölüm gelip çatınca: ‘Ya Rabbi, az mühlet ver bana, bak nasıl hayırlar yapacağım tam takva ehlinden olacağım’ diyecek olsa da, Allah vadesi gelen hiç kimseyi ertelemez, Allah yaptığınız her şeyden haberdardır”(3) buyurarak ellerinde imkânları varken hayır yapmakta acele etmelerini, bu imkânlar elden gittikten sonraki pişmanlığın insana fayda vermeyeceğini haber vermektedir.

(1) Fatır, 15.

(2) Tevbe, 111.

(3) Münafikun, 10-11

Add comment


Security code
Refresh