Cumhuriyetin Fazileti

emirdag.com.tr Cumhuriyet   Toplumsal hayatın her seviyesinde sevgiyi, şefkat ve merhameti, birbirini dinleme ve fikirlere
saygı göstermeyi insan ilişkilerinin vazgeçilmez şartı   sayan   Yüce   dinimiz, insan iradesine ve özgürlüğüne yönelik her çeşit baskıyı reddeder. Zira kısıtlayıcı tutum ve davranışlar yeryüzünün en şerefli varlığı olarak yaratılan insanın fıtratına aykırıdır. Kur’an-ı Kerim’de,"De ki, Hakikat  Rabbinin katından gelmiştir; artık dileyen iman etsin dileyen inkâr etsin." [1] buyrulmuş,  insanlar İlahi hakikate inanıp inanmamakta bile özgür bırakılmıştır. Çünkü ancak akıl ve irade sahipleri ile dilediğini yapmakta özgür olanlar yaptıklarından sorumlu tutulabilir.

Fikir ve ifade hürriyetinin olmadığı bir ortamda insanların "doğal hakları" denilen, Allah'ın onlara doğuştan lütfettiği hakların korunması mümkün olmadığı gibi topluma faydalı olabilecek fikirler  de rahatça üretilemez, ifade edilemez, hak savunulup haksızlık yerilemez. Bu da sonuçta topluma, onun maddi ve manevi gelişmesine zarar verir. Onun için Kur’an-ı Kerim toplum hayatını ilgilendiren kararlar alınırken danışarak iş görmeyi emretmiş, Peygamber Efendimiz de, toplumun sevk ve idaresinde istişareye, farklı görüşleri almaya hep önem vermiştir. Nitekim Hendek Savaşı öncesinde, savaş tedbirlerini istişareye açmış, kendisi farklı düşünmesine rağmen, çoğunluğun görüşünü uygulamıştır. Keza Peygamber Efendimiz’in bu dünyadan ayrılırken, kendi yerine bir yönetici atamaması da onun, toplumun hür iradesine ne kadar büyük bir değer verdiğini göstermektedir. Çünkü Efendimiz, inananların hür vicdanlarının kararlarına güveniyor, onların yanlış üzerinde birleşmeyeceğine inanıyordu.

Bizim   ecdadımız da,  dinimizden aldığı bu ilhamla, toplumsal huzuru ve barışı baskı ve zorlama ile değil fertlerin hür iradesine ve toplumun ortak aklına saygı göstererek sağlamışlardır. Kurduğu şehirlerde ve medeniyetlerde günümüz  toplumlarına  örnek olacak şekilde çok sesliliği, çoğulculuğu geliştirmiş, farklı inanış ve düşünceleri barış içinde bir arada yaşatmıştır. Bunun açık örneklerini Kudüs’te, İstanbul’da, Antakya’da, Mardin’de ve başka pek çok şehirde görmek mümkündür.

Aziz Müslümanlar!

Geçtiğimiz asrın başlarından itibaren ülkemiz ve dünya Müslümanları büyük acılar çekti; bir kısmı uzun yıllar işgal ve sömürü altında yaşadı.. Bizim ülkemiz de aynı tehlikenin kenarından döndü. Allah'ın lutfu ve bu milletin kahramanlığı sayesinde ülkemiz bağımsızlığını korudu. Kurtuluş savaşında "imkansız" denileni başardık. Dünyanın, "Artık her şey bitti!" dediği noktada bu millet, kendisine inanan ve güvenen yürekli  kumandanlarıyla ve insanıyla vatanını kurtardı, bağımsızlığını korudu ve kutsal değerlerini çiğnetmedi. Sonra milletimiz, bu büyük zaferin kumandanı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK etrafında, cumhurun yani milletin iradesine saygıyı sistemin temeline koyan bir yönetim şeklini benimsedi. Bunun adı Cumhuriyet'tir. Önümüzdeki Pazartesi günü de bu büyük kararın 84. yılını idrak edeceğiz.

Muhterem Mü’minler!

Bu coğrafyada bizler asırlarca karşılıklı saygı, sevgi, birlik ve dirlik içinde yaşadık. Ancak, son günlerde ülkemizde terör örgütünün hain saldırılarının  tırmanışa geçmesi ve bunun sonucu akan şehit kanları her ferdiyle bütün milletimizi derinden üzmüştür.  Bu saldırıların milletimizin birlik ve beraberliğini, ülkemizin bütünlüğünü hedef aldığı ve bizi birbirimize düşürmeyi amaçladığı aşikardır. Millet olarak bu tuzağa düşmeyeceğiz. Duygulanacağız, üzüleceğiz ama muhakkak suretle aklımızla ve basiretimizle hareket edeceğiz. Haklı tepkilerimizi gösterirken, bu ülkede asırlardır bin bir emekle kurduğumuz ve koruduğumuz kardeşlik bağlarımızı ve birlik ruhumuzu zayıflatacak tutum ve davranışlardan da kesinlikle kaçınacağız.

Bu vesileyle, vatanımız ve kutsal değerlerimiz uğruna hayatlarını feda etmiş şehitlerimizi, bugünkü özgür ülkeyi bize armağan ederek bu dünyadan ayrılan bütün geçmişlerimizi rahmetle anıyor; bağımsızlığımızı, dirliğimizi, birliğimizi daim kılmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Add comment