Ölüm Gerçeği

Ölüm Gerçeği

Muhterem Müslümanlar

Yüce Mevla yarattığı bütün varlıklar için bir kural koymuştur. Var edilen bütün canlılar doğar, sonra yaşam buldukları hayata veda ederler. Yaşadığımız bu dünyadan ayrılmak anlamına gelen ölüm, yok oluş değil, ebediyet hayatında yeniden bir var oluştur. Nerede olunursa olunsun, kim olursa olsun ve ne kadar kaçılırsa kaçılsın yaratılmış her varlık, mutlaka bir gün ölüme boyun eğecektir. Kur'an-ı Kerim'de bu hususa şöyle dikkat çekilmektedir: “Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.”(1)

 

Değerli Müminler               

Dünyada yaşayan her canlı için ölüm kaçınılmaz bir gerçektir. Şair bu gerçeği ne güzel dile getirmiştir:

 

Neylersin ölüm herkesin başında.

Uyudun uyanmadın olacak.

Kim bilir nerede nasıl kaç yaşında?

Bir namazlık saltanatın olacak,

Taht misali o musalla taşında.

 

Bu sebeple gerçeklerden kaçmak yerine gerçek olana hazırlık yapmak insan için en karlı davranış şekli olacaktır. Sevgili Peygamberimiz de, ölümü en çok hatırlayan ve ölümden sonrası için hazırlık yapanı en akıllı kimse olarak değerlendirmiştir.(2)

Aziz Cemaat

Aklımıza geldiği zaman ağzımızın tadını bozan, bizleri ailemizden, dostlarımızdan ve sevdiklerimizden ayıracak olan ölüm, bu dünya hayatının faniliğini bize hatırlatmaktadır. Bu hatırlatış ise, hayatımızı daha güzel bir yaşama sevk etmelidir. Her an bir ayrılık var ise ve
ayrıldıktan sonra bir daha geri dönüş yoksa o zaman neden birlikte yaşadığımız insanların gönlünü kıralım, neden onlara eziyet edelim ve neden kötülükler içerisinde bir hayat geçirelim. Oysaki baki kalan bu dünyada bir hoş seda değil midir?

 

Kıymetli Kardeşlerim

Bu dünya hayatı, bir ağacın gölgesinde bir müddet dinlenip sonra oradan ayrılmak gibidir. Ölüm de dünya misafirliğinden ayrılıp sonsuzluğa yolculuk vaktidir. Bu misafirhaneden ayrılışımızın nasıl olacağını belirlemek ise, kendi elimizdedir. Birlikte yaşadığımız ailemizin, arkadaşlarımızın, sevdiklerimizin ve Allah'ın razı olacağı bir hayatın sonucunda gerçekleşecek olan ölüm, Mevlana'nın ifadesiyle, sevenin sevdiğine kavuştuğu bir düğün gecesi gibidir.

Hutbemi Hz. Peygamber (s.a.v.)'in bir hadisiyle bitiriyorum: “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.”(2)

Add comment