Öfke ve Kontrolü

İnsanoğlunun en çok ihtiyaç hissettiği şey huzur ve güvendir. "İslam" kelimesinde de bu vardır. Oysa son zamanlarda şiddetin yaygınlaştığını duyuyor ve görüyoruz. Bunun kaynağının da öfke olduğuna şahit oluyoruz. Öfke doğal bir duygudur. Tabiatımızda var olan bu duygunun tamamen yok edilmesi mümkün değildir. Ama mutlaka kontrol edilmelidir. İslami terbiye ile yetişen bir insan öfkesine sabretmeyi öğrenmelidir. Dikkat edersek aile kavgalarının çoğu da öfkenin sonucudur. Öfke öyle bir ateştir ki, ne karı-koca huzuru ne de akrabalık ve komşuluk huzuru bırakır. Yayılan bir yangın gibi ilişkileri koparır toplumda gerginlik oluşturur. Bu yüzden atalarımız; "Öfkeyle kalkan zararla oturur" demişlerdir.

Şiddeti ve öfkeyi bir kahramanlık olarak görmek kesinlikle yanlıştır. Aslında güçlü ve kendine güvenen insanlar sakin olabilirken; acizlik içerisinde olanlar ise öfkeye kapılırlar. Hasta, yorgun ve sıkıntılı zamanlarda daha çabuk öfkelenmemiz bu sebepledir. 0 halde ilişkilerimizi koparan, bize iki cihanda da pişman olabileceğimiz şeyleri yaptıran, huzur bırakmayan bu kötü huya dikkat etmeliyiz. Her şeyden önce bir imtihanda olduğumuzu unutmadan sabır silahını kullanmalıyız.

 

Kur'an-ı Kerimde “Her kim dişini sıkarak sabreder ve kusurları affederse, işte onun bu hareketi, ancak büyüklere yaraşan örnek davranışlardandır.”(1) ayeti sabrın önemi göstermektedir.

Hz. Ömer kendisine haksız yere hakaret eden birine "Vallahi elimle de, dilimle de sana karşılık verebilecek durumdayım. Ama ben Müslüman oldum. Eskisi gibi her aklıma geleni söyleyemem, her aklıma geleni yapamam. Ben Allah’a ve ahiret gününe inandım. Hesap vereceğimi biliyorum." diyerek haklı bile olsa münakaşadan vazgeçene cennetten köşk verileceğini söyleyen peygamberine uymuştur.
Allah’a ve ahiret gününe iman, gereksiz yere öfkelenmemek için en önemli sebeptir. Ayrıca kendisinden kısa bir tavsiye isteyen bir sahabeye Sevgili Peygamberimiz tek kelimeyle; “öfkelenme” diyerek ahiretini kazanma yolunu göstermiştir. Yine Allah Rasulü öfkelenen kimsenin, ayaktaysa oturmasını, oturuyorsa biraz uzanmasını ve abdest almasını tavsiye etmiştir. Hutbeme bir ayet-i kerime meali ile son veriyorum:  “O muttakîler ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyi davrananları sever.”(2)

(1) Şura, 43.

(2) Al-i İmran, 134.

Add comment


Security code
Refresh