İstanbul'un Fethi

İstanbul’un Fethi

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ

  Muhterem Müslümanlar

Şanlı tarihimiz, inancımızdan kaynaklanan, milli birlik ruhuyla kazanılmış eşsiz zaferlerle doludur. Bu zaferler, geçmişimizi süsleyen ve geleceğimizi aydınlatan çok önemli dönüm noktalarıdır. Tarih sahnesinde müstesna bir yere ve değere sahip olan İstanbul’un fethi de, bu dönüm noktalarından birisidir.

 

İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet, yüce dinimiz İslam’ın öngördüğü ilkelere uyarak gayr-ı müslim kadınlara, çocuklara, yaşlılara ibadetiyle meşgul din adamlarına dokunmamıştır. Mabetlerin yıkılmasını yasaklamış ve halka ummadığı imtiyazlar vermiştir. Herkesin din ve vicdan hürriyetini, can ve mal güvenliklerini sağlamıştır. Ayrıca şehri yeniden imar etmiş ve memleketin içindeki seçkin bilginleri toplayarak şehri bilgi ve kültür merkezi durumuna getirmiştir.

Değerli Mü’minler

Bu fethin ertesi günü İstanbul’un her yerinde Fatih’in fermanları okunmuş, şehrin içinde saklanan halkın, hiçbir şeyden çekinmeksizin ortaya çıkmaları istenmiştir. Canlarının, mallarının, ırzlarının ve dinlerinin tamamen teminat altında bulunduğu ilan edilmiş, dini liderlerini seçmelerine izin verilmiştir. Fatih’in bu fermanına o kadar sadakat gösterilmiştir ki, o günden günümüze bu güzel yurdumuzda diğer ırk ve din mensupları, hiçbir rahatsızlık duymadan yaşayagelmişlerdir.

Değerli Kardeşlerim

Tarihimizdeki bütün fetihler, haksızlıkların yok edilmesi ve zulmün sona erdirilmesi için yapılmıştır. İstanbul’un fethinden sonra da, orada yaşayan Hıristiyanlar o zamana kadar görmedikleri adalet, eşitlik ve huzura kavuşmuşlardır. Özünü İslam’ın yüce değerlerinden alan fetih ruhu, bugün ise artık daha çok, bilgi ve inançla çalışıp üreterek ülkemize ve insanlığa yararlı olmak şeklinde algılanmalıdır. Her ferdin sorumluluk bilinciyle vazifesini en güzel biçimde yapması bu anlayışın gereğidir. Gerçek ve kalıcı fethin, gönülleri fethetmek olduğu bilinciyle hareket ederek, gelecek nesillerimizi İslamî ve millî değerlerle donatıp bu ruh ve anlayışa sahip olmalarını sağlamalıyız.

 

Hutbemi, Arif Nihat Asya’nın bir şiiriyle ile bitirmek istiyorum:

 

Sen de geçebilirsin yârdan, anadan, serden…

Senin de destanını okuyalım ezberden…

   Haberin yok gibidir taşıdığın değerden…

   Elde sensin dilde sen… gönüldesin    

   baştasın;

   Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!..

Add comment