İslamda Barış

İslam'da Barış emirdag.com.tr

Allah'u Teala İslamı insanı iki dünyada mutlu kılmak için göndermiştir. Mutluluğun önemli bir şartı da barıştır. Barış yaratıcıyla ve başta bireyin kendisi olmak üzere yaratılmışlarla barışık olmayı kapsar. Gönderilen tüm Peygamberler barışın gerçekleşmesi amacını gütmüşlerdir. İslam’da barış kuru bir dava değildir. Barışın kaynağı Allah’tır. Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: ''Allah’ım barış ve esenlik Sensin, barış ve esenlik ancak Senden gelir."(1) Bu sebepledir ki inanan insan Allah’a olan sevgisi, bağlılığı ve saygısı sebebiyle, O'nun yarattıklarını da sevmelidir.   Bu açıdan Kur'an barış ve huzur dolu bir hayat kurmayı, insana görev olarak vermiştir. Ayet-i Kerimede şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır.”(2)

Es-Selam; Allah'ın isimlerindendir; kurtuluş, esenlik ve barış anlamlarına gelir. Mü’minlerin birbirine verdiği selam bir barış ve esenlik duasıdır. Sevgili Peygamberimiz (sav) de hayatı boyunca hep barış elçisi olmuştur. İnsanları kendileriyle, Allah'la ve yaratılmışlarla barıştırmıştır.

Medine’de yıllardır birbiriyle savaş halinde olan düşman kabileleri barıştırmış, hatta farklı din mensuplarıyla bile anlaşmalar yaparak barış ortamı oluşmasını sağlamıştır. Müslümanların, aleyhteki maddeleri sebebiyle kabullenmekte zorlandığı Hudeybiye barış antlaşmasını imzalaması da, peygamberimizin barışa verdiği önemi göstermektedir. Barış ortamında Mekke'den Medine'ye, Medine'den Mekke'ye ziyaretler, ticarî münasebetler başlamış, Mekkeli müşrikler, Müslümanları yakından tanıma fırsatını bulmuşlardır. Onların doğruluklarına, dürüstlüklerine şahit olmuşlar ve içlerinde önemli devlet adamlarının da bulunduğu birçok müşrik bu barıştan sonra Müslüman olmuştur. Öyle ki, Hudeybiye Sulhundan Mekke'nin fethine kadar geçen iki sene zarfında Müslüman olanların sayısı, Resûl-i Ekrem Efendimizin peygamber olarak gönderilişinden o güne kadar geçen yaklaşık yirmi senede Müslüman olanlardan çok daha fazla olmuştur. Anlaşma yapıldığı sırada Hudeybiye’de bulunan Sahabelerin sayısı bin dört yüz iken, iki sene sonra Mekke'nin fethine gidildiğinde bu sayı on bini buluyordu. Bu yüzden Kur'an da, Hudeybiye Sulhunu "Feth-i Mübîn", yani apaçık bir fetih olarak bildirmektedir. Hutbemi Yunus Emre’nin şu mısraları ile bitirmek istiyorum:

 
  “Ben gelmedim kavga için

  Benim işim sevgi için

  Dostun evi gönüllerdir

  Gonüller yapmaya geldim.”

Add comment


Security code
Refresh