Adab-ı Muaşeret Kuralları

Adab-ı Muaşeret kuralları

Adab-ı muaşeret; toplum içinde yaşayan insanların, birlikte bulunduğu  diğer insanlarla uyum içinde yaşamasını sağlayan nezâket kurallarına, hayatın günlük akışı içinde, insanların uymaları gereken davranış şekillerine, güzel ahlâk kurallarına verilen isimdir. Her toplumun kendi sosyal yapısına göre âdâb anlayışı vardır. İslamda âdâbın temelini Allah'ın koyduğu ölçüler ve Peygamber Efendimizin sünneti oluşturur. Bu ölçülere aykırı olarak âdâb geliştirilemez. Peygamber Efendimizin verdiği ölçüler içinde en başta Müslümanın Müslümana dargın olmaması, küs durmaması vardır. Faziletli ve güzel ahlâklı bir kimse, bir kötülükle karşılaştığında ona iyilikle karşılık verir. Müslüman kardeşinden ne kadar hoş olmayan davranışlar da görse, onunla dargın olmaz. Rabbimiz de kötülüğe karşı iyilikle mukabele edilmesini emretmektedir: "İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğe iyiliğin en güzeliyle karşılık ver; bir de bakarsın, aranızda düşmanlık bulunan kimse candan bir dost oluvermiştir.”(1)

Güzel söz söylemek, konuşurken kırıcı olmamak ‘güzel geçim’in temel şartıdır. Güzel ahlak sahibi bir kimse, herkesle iyi geçinir, başkalarıyla konuşurken yumuşak söz söyler, sert ve haşin davranmaz. Allahu Teâlâ, Hz. Musa ile Hz. Harun'u Firavun'a yollarken şöyle buyurmuştur:

 

 "Ona yumuşak konuşun; belki aklını başına alır veya korkar."(2) Ayrıca insanların gizli hallerini araştırmamak, hatta kusurları örtmeye çalışmak önemlidir. Bu sebeple insanların konuşmalarına kulak kabartmak, kişilerin özel hayatlarını öğrenmeye çalışmak  haram kılınmıştır. Peygamber Efendimiz; “Kim bir müslümanın bir ayıbını örterse Allah da onun kıyamette bir ayıbını örter”(3) buyurmuşlardır.

 
Sevgili Peygamberimizin davranışlarından bazı örnekler vererek hutbemi noktalamak istiyorum: Lüzumsuz yere konuşmaz; konuştuğunda ne fazla ne eksik söz kullanırdı. Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı. Sade kıyafet giyer; gösterişten hoşlanmazdı. Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı. Yanında en son konuşanı, ilk önce konuşan gibi dinlerdi. Konuşurken ve dinlerken yönünü muhataba döner, kimsenin sözünü kesmezdi. Fakirlerle oturur, yoksullarla yerdi. Kimseye kaba davranmaz, kendisine özür beyan edenin özrünü kabul ederdi. Latife yapar ama her zaman doğru söylerdi. İnsanlara seviyelerine göre hitap eder, onların yeteneklerinden yararlanırdı. Hediyeleşir, ikramda bulunur ve bir şey istendiğinde hiçbir zaman hayır demezdi. Elinde varsa verir, yoksa vaat ederdi. Çocuklar dahil herkese selam verir, akrabalarının dostlarına; köle, hizmetçi demeden tanıştığı herkese vefa gösterirdi.

(1) Fussilet, 34

 (2) Taha, 44

 (3) Buhârî, Mezalim, 3. III, 98

Add comment


Security code
Refresh