GEL GİTME KALMASIN GÖZÜM YOLLARDA

Toplumumuzu strese sokan seçim çalışmaları nihayet bitti. Ekilenler, yarın akşam sandıklardan çıkacak.

            Bayraklar, seçim broşürleri ertesi gün hemen toplattırılır mı bilmem ama bu zamana kadar kapanmayan iddialı ağızların hemen toplanacağı kesin.

            Hele bu ağızlar, dudaklarının arasından çıkan sözcükleri bir de kağıda yazıp dağıttıysa, sandıktan da aradığı çıkmadıysa, hüzün dağ başlarından taa yüreğinin gelir ortasına oturur.

            Sadece kendi ve etrafındaki yandaşlarının fikir ve düşüncelerinden başka fikir ve düşüncelerini kabul etmeyen böyleleri için hüzün kine dönüşür. Hele bunlar memleket ve şahıs için değil de bir parti için çalıştıysa, taşı-toprağı partizan yapmak için uğraşır.

            Bu bakımdan sarsılan bu kişi ve kişiler belli bir süre evlerinden de çıkmayı göze almazlar, içlerine kapanırlar; o seçim öncesi gülüp, şakıyan kişinin dili boğazına kaçmış gibi suspus olması aile bireylerini de şaşırtır, kaygılandırır, telâşlandırır.

            Artık cadde ve sokaklarda, meydanlarda vatandaşa diretirmiş gibi:

            “- Oyunuzu şöyle iyi, böyle namuslu, yenilikçi şeye veriiin!” anonsları kesilmiştir.

            Yakalardaki gururla taşınan rozetler, hışımla sökülür, fırlatılır.

            Eş, neşesinden bir şey kaybetmediyse, şüpheyle karşılanır. Hatta denir de:

            “- N’o gız?! Yoksa oyunu dedenin partisine mi verdin de, neşelisin?!

Pek çok konumlarda kullanılan bir atalar sözümüz vardır:

            “- Gelen, gideni aratır.”

            Yeniyi, beklentilerimizi gerçekleştireceği inancıyla seçmiştiriz.

            Seçtiğimiz, adamımızdır. Düne kadar biz onun adamıydık, şimdi o bizim adamımız.

            “- Tüm seçmenlerine vaat ettiklerini yapmak, hem de hemen yapmak zorunda. Ama önce benim işim yapılmalı.”

            “- Yasalar mı? Önceki yasa mı dinliyordu da bizimki yasaları bahane ediyor. Beceriksizliğini yasalarla örtmeye çalışıyor.”

            Tenkitler, en yakın adamlar tarafından yapılır.

            Bireysel isteklerin çokluğundan ve bitmezliğinden genel çalışma planına bakmayı akıl bile edemez.

            Yeni, istek, tenkit, suçlamalardan önce sinirlerini, sonra sağlığını kaybeder. Yakın tarihimizde kalp krizi geçirip, bu işlerin planını öte tarafa da götürenler olmuştur.

            Dileriz ki yeni seçilenler bizlere başlıktaki şarkıyı yanık seslerimizle söylettirmesin.

            Ben, Avrupa’da sarı saçlı, mavi gözlü, selvi boylu Slav ırkının bayanlarına bile hayran kalmadım ama seçim atmosferine gerçekten hayran kaldım.

            Pazar günü gülümseyen yüzlerle, ortamı germeden, bu toplumun birer ferdi olarak birlik ve beraberliğimizi pekiştiren davranışlarla sandık başına.

            Devletimiz ve ulusumuz için hayırlı olsun…

Add comment