Adaçalı

Oğlum, Emirdağ’a gittiğini, Adaçalı’ya adını veren ağaçları orada göremediğini, neden kesildiğini soruyor,


 Prof. Dr. KONUK’da:
“Hakan, onlar kesilmedi yakıldı,” diye, cevaplıyor.

Adaçalı…
Çocukluğumuzda gitmemiz yasak olan ve o yasağı kırmaya cesaret edebilen biz mahalle arkadaşları..
Eteğindeki Yergöçüğü. Geride kalanarkadaşları beklemek için Yergöçüğü başındaki mola. Mola sırasında göçüğe inen cesur ağabeylerimizin anlattığı şarıl şarıl bir nehrin sularının sesi geldiği ve adını koyamadıkları bir maden yatağı olduğu. Söylentiye göre göçüğe bir çuval saman dökülmüş ve samanlar ova köylerimizin birisinde falanca kuyudan çıkmış…

Mola bitiminde, haşhaş yağlı, yoğurtlu, yumurtalı dürümler de biter elbette. O zamanlar su, sadece ağzı mısır sömeği tıpalı testilerde taşındığından, testiyi taa Adaçalı’nın tepesine kadar da taşımayı herkes gereksiz gördüğünden biz çocuklar tarafından ihtiyaç dışı görülür, susadıkça bulabildiğimiz bir gaklıktan susuzluğumuzu giderek kadar su bulabileceğimize inanırdık. Kısacası yanımıza su almazdık.

Tepeye tırmanışta bir yarış başlardı. Hedefe yaklaştıkça enerjimiz artardı. Dört-beş asırlık ardıç(sanırım) ağacının gölgesinde, püfül püfül yelde terimizi kurutur, ağaçların gövdesini inceler, altındaki mezar şekline sokulmuş iri taşların olduğu adak ardıcının dallarından birisine giysimizin birisinden kopardığımız parçayı bağlardık; dua eder, dileklerde bulunurduk. Bazı bez parçalarına bağlanmış yüzpara, beş, on, hatta yirmibeş kuruşlukları kimse almayı aklından bile geçirmezdi. Her ne kadar bu yaptıklarımız bazılarına göre batıl gözükse de, yaptığımız duanın, bağladığımız bez parçasının sonunda ruhumuza bir hafiflik gelirdi.

Atalarımız bu çukurun içini ortasından şırıl şırıl akan çay, ve her taraf orman olduğu için yerleşi m bölgesi olarak tercih etmişler.Yine o atalarımız bu yeşillikleri yok etmişler. Adaçalı’ya adını veren o ağaçların yakılmazdan önceye kadar kalmış olması, altında bir ‘yatır’ yattığı inancından olsa gerek. Toplumun değerlerini batıl olarak yargılamak bu kafadaki toplumdan kopuk kişilere kalmamalı.
Kim, kimler, neden, niçin, nasıl yakar? İlçemizin adeta sembolü olan Adaçalı, artık bir kel görünümünde bile değil. Şimdi oranın adını ne koyalım? Emirdağı fotoğraflarda sembolize eden kullanılmadık, olmadık Yörük çadırı kaldı.

Amaaa;
Adaçalı ve etekleri böyle çorak görünümünden kurtulacak.
En kısa zamanda belediye başkanımız Sayın Cengiz PALA’ya tek adres göstereceğim. Başkanımızın (Orman Bakanlığı’ndan ne istediğini, ne beklediğini bilmiyorum) hiç olmazsa torunlarımızın göreceği ormanlık görünümlü bir ADAÇALI (belki adı da değişecek) yaratabilmek için gayret göstereceğine inanıyorum.

Add comment


Security code
Refresh