Öğretimi Bilmem Ama Eğitimin Başarılı Olduğu Belli

Planlama yanlış olsa da bir eğitim-öğretim yılı daha bitti.

                Planlamadaki yanlış, tüm illerimizde olduğu gibi çocuklardan önce yetişkinlerin eğitimine öncelik tanınmamasıydı.

                Ama çocuklar bu eksikliği gideriyorlar; ana-babalarını eğitiyorlar.

                Yaya geçidi varken bir elinden baba, diğerinden anne tutmuş, trafiğin yoğun olduğu kavşağı bir baştan diğer başa sürüklenen altı yedi yaşlarındaki çocuk iki bacağını yürümemek için gererken bağırıyor:

                —Buradan yürünmez! Ben yaya geçidinden geçmek istiyorum!

                Ana-baba, gülümseyerek yaya geçidine yöneliyorlar.

                Küçük kız, kaldırımın ortasında durup, ağzındaki jikletini gevelerken elindeki son model telefona mesaj yazmakta olan ablasını yürümesi için çekiştiriyor. Abla, kesinlikle klavyede on parmağı ile bile o hızla yazamıyordur. Parmak o kadar hızlı hareket ediyor ki… Kardeşinin çekiştirmesini hissetmiyor bile. Küçük kız:

                —Abla! Yolu kapatıyoruz! Hem bir genç kızın sokakta sakız çiğnemesi ve telefonla konuşması çok büyük ayıpmış, öğretmenim öyle dedi!

                Sürücü koltuğunun arkasından dikkatle trafiği gözetleyen on yaşlarındaki çocuk, babasının rahatça otomobil kullanmasına izin vermiyor, ha bire konuşuyor:

                —Baba, şehre girdik, yavaşla!

—Baba, kolunu içeri çek!

                —Baba, sağdan araba çıkıyor, bekle!

                —Baba, şu telefonunu kapat!

                —Annem kemerini taktı, sen takmadın; cezayı ye de aklın başına gelsin!

                —Baba, sinyali unuttun yine!

                —Baba, yaya geçidi, dur!

                —Baba, bebekler gibi kornaya basma! Yasak!

                —Ayağının altındaki bira şişesi yuvarlanıp gaz pedalının altına girecek! Boşaldı zaten! Ver bana!

                —Beni indir! Bir daha senin arabana binmeyeceğim!

                —Burada değil! Görmüyor musun durulmaz levhası var!

                Baba duruyor. Ağzında sigara:

—Hastir lan! Bacak kadar boyunla bana şoförlük mü öğretecen!

 

Güneş, alaylı alaylı bulutların arkasına saklanıyor.

 

Yüksel ÖNAÇAN

Add comment