Bulgarlar'ın Ettikleri / 1

Türkler'in karayolu ile Bulgaristan'a her giriş-çıkışlarında pek çok vatandaşımız kâbuslar yaşamıştır.

Komünizm dönemlerinde Almanya'dan iznimi geçirmek için ilk yurduma gelişimde, önümde 30 km. hızla seyreden Bulgaristan plakalı otomobili solladığımda tepedeki polisler tarafından durduruldum.

"-Komşu evraklar…"

Görev pasaportumu görünce aralarında Bulgarca konuşup, sonra:

"-Arabayı solladın."

"-Geçme yasağı yok ki."

Diğeri elindeki o zaman taşıdığımız siyah küçük defter şeklindeki ehliyetimi göstererek;

"-Bu Türk ehliyeti. Araban Alman arabası ve Almanya'dan geliyorsun. Alman ehliyeti olmalı. Gidip, Alman ehliyeti alıp, geleceksin."

Sonuçta 20 Yugoslav Dinarı ve 10 DM. problemin çözümüne yetiyor.

Öğrendim ki sonradan, o 30 km. hızla seyreden aracı kendileri trafiğe sürüyorlar.

 

İzin dönüşü yine soyguncular ülkesinde bir park yerinde dinlenmek için duruyoruz. Hepimizin otomobili Almanya plakalı. Hepimiz de Türküz.

Bulgar plakalı bir otomobil geliyor. Bagajını açıyor. Teker gibi kaşarlar. Dört kg. en az her biri. Almanya'da kaşar o zaman en az 8 DM.

"-Komşu 10 DM."

Birkaç vatandaşım alıyor ve gülümseyerek bagajlarına atıyorlar.

 

Yolda yine sağa çektirilmiş, Almanya plakalı, bir tarafında mutlaka Türkçe, "Ömür Biter, Yol Bitmez" veya "Acele eden ecele gider" gibi cümleler yazılı otomobiller, minibüsler.

Çıkış gümrüğüne varıyoruz. Sağ tarafta açık bagajlar ve üst üste yığılmış kaşarlar.

Sonradan öğreniyoruz ki aynı kaşarlar, aynı park yerlerinde defalarca satılıyor.

 

Almanya'ya döndüğümüzde herkes Bulgar maceralarını(!) anlatıyor:

"-On beş, on altısında bir kız yaklaştı. Camı indirdim. Yavaşladım. Kız diyor:' Abi, ben de Türküm. Çorap, jiklet, çikolata var mı?' Sustum.. Kız sağ tarafa geçip, kapıyı açıp bindi arabaya. 'İleride orman var. 20 Mark verirsen seninle yatarım.' demesin mi..Beş kilometre gitmeden orman başladı ve girdim içine. Bagajdan Türkiye'dekilere aldığım hediyeler içinden bir kadın çorabı arıyorum. Çorabı bulup, bagaj kapağını kapattığımda bir polis arabası arabamın önünde; bir polis de eli belinde bana gülmüyor mu..Beni polis arabasına aldılar. Gülen polis de benim arabayla peşimden geliyor. Doğru karakola. Sabahı ettirdiler. 200 Mark verdim de kurtuldum."

 

Olur böyle vakalar, Bulgar polisi bir şey bulur, yakalar.

Dönecek olan gurbetçilerimize ders olsun.

Add comment