Bu haftaki konumuz önümüzdeki günlerde yapılacak olan Seviye Belirleme Sınavı (SBS) Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS)   Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS)  ile ilgili olacak. Evet, yoğun geçen 2008/2009 Eğitim ve öğretim yılının sonuna yaklaştığımız bu günlerde artık sınavla yatıp sınavla kalkar olduk. Artık toplum olarak öyle bir hal aldık ki. Sınav sonucu hayatında sonu oldu. Elbette sınav önemlidir. Her kes çocuğunun iyi bir okul kazanmasını ister. Ama şunu unutmamalıyız ki, sınav sonucu hayatın sonu değildir. Öğrencilerin sınav streslerine bir de bizler katkı yapmayalım. Çünkü çocuklar yeteri kadar strese zaten giriyorlar.  Sınav stresi, ilkokul çağından üniversite dönemine kadar hayatımızı ele geçirmiş durumdadır. Gerek iştahsızlık gerekse iştahta artış ile beslenmemiz üzerinde de birçok olumsuz etki yaratmaktadır. Aslında bu etkileşim tek yönlü olmayıp bir kısır döngü içerisinde ilerlemektedir. Stres; beslenmemiz üzerinde çeşitli değişiklikler yaratırken, yanlış beslenme de stresi olumsuz yönde etkilemektedir. Uzmanlar sınav öncesinde dikkat edilmesi gereken başlıca konular şöyle sıralıyorlar; 

Uzmanlar, akşamları yatmadan önce yatak odasının iyice havalandırılmasını tavsiye ediyor. Uyurken, özellikle de rüya gördüğümüz saatlerde vücut ısısının 2 derece artmasıyla birlikte organizma bol miktarda sıvı üretiyor. İşte bu nedenle sabahları uyandığımızda saçlarımız nemlenmiş, şekilleri bozulmuş oluyor. Yağ bezleri geceleri yenilendiğinden uyku sırasında yağ salgılaması genelde az oluyor. Bu nedenle cildi kuru olanların sabah iyice kurumuş bir ciltle uyandıkları görülüyor. Uyku uzmanları, kanımızdaki büyüme hormonu düzeyinin uykuya dalar dalmaz ani bir yükseliş gösterdiğini saptadı. Bu nedenle insan, yeterli miktardaki her uykudan sonra vücudu tazelenmiş bir şekilde uyanır.

Günlük uyku süresi kişiye ve yaşa bağlı olarak değişiyor. Genellikle yaş ilerledikçe uyuma süresi azalıyor. Ancak günlük ortalama 6 ila 8 saat arası uyku bir yetişkin için yeterli kabul ediliyor. Sık sık yeterince derin uyku uyuyamayan kişiler, hastalıklara karşı daha dayanıksız oluyor. Böyle durumlarda vücudun ritmi kontrolden çıkıyor. Bu dengesizlik cilde yansıyor, cilt kuruyarak pul pul kalkıyor ve çatlıyor. Hücre bölünmesi düzenli gerçekleşemediği için cilt giderek inceliyor. Kuru cilt daha da kururken, pürüzlü cilt de iyice bozuluyor.

Uzmanlar, uyku zamanı olarak ise en ideal olan vaktin gece uykusu olduğunu belirtiyorlar. Her türlü uyku bozukluğunda gündüz uykusu ile takviye tavsiye edilmeyerek gece uyumanın önemi üzerinde duruluyor. Ancak hücre yenilenmesi ve hormonal reaksiyonlar sadece geceleri meydana geldiği için, bilinenin aksine öğle uykusunun büyük bir katkısı olmuyor. Çünkü insan beyninin salgıladığı melatonin hormonu hava karardıktan sonra üretiliyor ve cildin yenilenme işlemini de bu hormon başlatıyor. Evet, bu kadar olumsuzluklara lütfen birde bizler çocuklarımıza baskı yaparak onların bir kat daha strese artırmayalım. Evet, sınav önemlidir ama hayatında sonu değildir. Hepinize stersiz sınavlar dileğimle.