Hoşgörü

Sevgili okurlar sizlere bu haftaki yazımda hoşgörü konusuna değinmek istiyorum. Hoşgörü, müsamaha, tahammül, katlanma, görmezden gelme veya göz yumma, başkalarını eylem ve yargılarında serbest bırakma, kendi görüşümüze ve çoğunluğun görüş biçimine aykırı düşen görüşlere sabırla, hem de yan tutmadan katlanma olarak sözlüklerde açıklanıyor.

Bunun yanı sıra yine hoşgörü izin verme, aldırmama, iyi karşılama anlamlarına da gelir. Sosyal ilişkilerde bir tarafın, bazen farkında olmadan, kasıtlı olmayarak, bazen de kasıtla diğer tarafa (maddi/manevi) zarar verebilecek bir sahne yaratması durumunda, diğer tarafın bunu görmezden gelerek veya cevabından vazgeçerek ödün vermek tahammülünü (erdem) gösterebilmesidir. Günümüz şartlarında acaba ne kadar hoşgörü davranıyoruz?

Karşımızdaki insanlara ne kadar tahammül edebiliyoruz? Bu soruya verilecek cevap bence çok kısa olsa gerek. Evet, hiç hoşgörülü davranmıyoruz. Bugün her zamankinden daha fazla hoşgörüye ihtiyacımız olduğu aşikârdır. Olumsuz birçok davranışın sebebi, yeterince hoşgörülü olamamaktır. Evde, trafikte, sokakta, okulda, işyerinde, kısaca insanın olduğu her yerde eğer hoşgörü yoksa orada bencillik, anlaşmazlık, güvensizlik, tartışma, kavga olumsuzluk adına her şeyi görebilmek mümkündür.

Hoşgörüsüzlük insanların mevki ve makamlarına bağlı olmadan yaptıkları olumsuz davranışlardır.  Atalarımız geçmiş de hoşgörünün en güzel örneklerini sergilemesine rağmen bizler bu gün toplum olarak aynı hasletleri neden yaşatmıyoruz? Elbette hoşgörüsüz davranışların birçok nedeni vardır. Fakat benim düşünceme göre en büyük neden insanlar arasındaki aile bağlarının zayıflaması, hayat şartlarının her geçen gün ağırlaşması ve her şeyden önce insanların kendirlerine olan özgüven ve saygının azalmasıdır. Kendine saygısı olmayan insanın başkasına saygı göstermesi ve hoşgörülü yaklaşması beklenemez. Tasavuf’ta Mevlana hoşgörü'ye en güzel örnektir. Hoşgörülü olmak insanlarla ilişki kurmanın en iyi yoludur.

Hoşgörülü günler sizlerin olsun.

Add comment