Sizce Değermi?

“Kırmak saniye sürer, ama gönül almak çok zordur.”

Kaç kere kalp kırdınız? Hiç saydınız mı? Kaç kere kırıldınız?

İnsanoğluna özgü duygulardır bunlar. Yaşamımızın içinde birçok kere karşılaştığımız anlar. Aileniz, akrabanız, arkadaşınız tarafından belki defalarca kırılmıştır o kalp. Kalp kırmak çok kolaydır. Onarmaksa zordur. Bazen basit konular ve ciddi olaylar karşısında kalp kırabiliriz. Onarmasını biliyor muyuz?

Yazımın başında da belirttiğim gibi kalp kırmak öyle çok zor bir iş değil. Saniyelik, anlık bir olaydır. Önemli olan birinin kalbini kırdığınızda vicdanınızın ne kadar rahat olduğudur. İnsan hatasını sorar mı kendine hiç, karşımdakinin kalbini kırdım mı diye. Bunu soracak olan kimse kalp kırmaz zaten. Önemli olan bunun muhasebesini yapabilmektir.

Dilin kemiği yoktur derler ya hani… Dilden çıkan kırıcı bir söz berbat eder insanın yüreğini. O diline hakim olamayanlar için bu çokta önemli değildir. Onlar dönüp bakmazlar arkalarına ben ne söyledim, ne dedim, kırdım mı, incittim mi diye. Kırdıkları kalbin acısı ve o yanaklarından süzülen yaşları görmezlikten gelip, dönüp giderler. Akrep gibidirler. Sokmaktan zevk alan acımasız akrepler, olmalarına rağmen kırdıkları kalbi tamir etmeye teşebbüs bile etmezler.

Yürek insanoğlunun içinde her duyguyu taşıyabildiği bir organ. Acılarını, öfkesini, sevgisini ve kırgınlıklarını. Bir düşünün kırılan bir vazoyu yapıştırdınız. İçine su koyup çiçeklerinizi koydunuz. Artık o vazodan size pek hayır gelmez. İçindeki su sızıntı yapar………

Kırılan her şeyi tamir edemezsiniz. Hele hele kırdığınız bir kalpse onu tamir etmek belki de bir ömür gerektirecektir size.

Kalp kırmak konusunda bir babanın oğluna kalp kırmaması gerektiğini öğrettiği bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum,

“Babası çocuğuna bir torba çivi verir ve ona sabrını her kaybettiğinde kapağın arkasına bir çivi çakmasını söyler.

Haftalar ilerledikçe çocuk kendini kontrol etmeyi öğrenir ve daha az çivi çakmaya başlar. Daha sonra, kendini kontrol etmenin kapağa çivi çakmaktan daha kolay olduğunun farkına varır. Hiç çivi çakmadığı ilk günün sonunda durumu babasına bildirir. Bu defa baba, oğluna kendini kontrol ettiği her günün sonunda bir çivi sökmesini söyler. Günler geçer ve en son çivi söküldüğünde çocuk yine babasına haber verir.

Babası çocuğu elinden tutar ve kapağın yanına götürür ve ona: "Bak oğlum çok çalıştın, fakat kapağın üzerindeki tüm deliklere bir bak. Hiç bir zaman eskisi gibi olmayacaklar. Her sabırsızlığında karşındakilerde böyle yaralar oluşur. Birini bıçaklayıp tekrar bıçağı çıkarabilirsin, önemli değil ama ne kadar özür dilersen dile o bıçak yarası daima orada kalacaktır. Sözlü bir saldırı fiziksel saldırı kadar yaralayıcıdır. Arkadaşlar mutluluktur, bizi güldürürler, başarı için cesaretlendirirler, bize dikkatli bir kulak sunarlar ve her zaman kalplerini bize açmaya hazırdırlar. O kalplerde çivi yarası açmamaya dikkat et..." (Hikâye: Ayşe Ersöz)

Siz kısa olan şu hayatta kimsenin kalbini kırmamak için az da olsa çaba sarf edin.

 

Add comment