Ey Sevgili Okur!

Bu yazıyı “sevgiye dair” bir yazı olarak oku….

Sevgi ışık gibidir. Sevgisizlik karanlık. Sevgi konuşulmaz yaşanır. Sevmek güvenmektir. Sevmek onaylanmaktır. Sevmek sevgiliye bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır. Sevmek çok ötelerde olsa bile yaşamak ve yakın olmaktır sevgiliye.

Yalınlıktır, doğallıktır, özdenliktir sevmek. Yalansızlık, içtenlilik, ölümsüzlülüktür. Sevmek. İlk insanin, Havva"nın Adem"in saflığını ve temizliğini, çocuk masumluğunu taşımaktır Sevmek, gözyaşı olmaktır. Yağan yağmur olmaktır. Bir sonbahar mevsiminin sarı yaprağı gibi yalnız olmaktır sevmek. Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir. Bu duyguyu içinde taşıyabilen insanoğluna yaşam ne kadar sıkıntı verirse versin bazen bu duygu ile her şeyi kolaylaştırabilir. Unutmayın ki, zor zamanlarda sevdiklerin ile olmak istersin. Onların sevgisi seni ayakta tutar, hani bazen bir omuz ararsın yanı başında o omuza başını yaslamak bile yeterli gelir. Şimdi sizleri duyar gibiyim yaşanan sıkıntılar bu söylediklerinle geçiyor mu sanki diye. Sizde zaman zaman polyanacılık oynayın. İnanın ruhunuza ve siz çok iyi gelecektir. Hayat sevgi dolu bakın. Sevdiklerinize “Seni Seviyorum” deyin. Kalplerin anahtarı bu sihirli sözcüğü sevdiğinize söylemekten korkmayın. Gönlünüzde olanı dile getirmekten daha doğal, daha kutsal ne olabilir ki?  Yarın belki çok geç olabilir. Elde fırsat varken sevdiğinizi bilsin sevgiliniz. Sevginizi kapalı kapılar, kilitli kasalara saklamayı. Sevmek fedakârlık demektir. Vermeyi bilmek demektir. Hem de hiç karşılık beklemeden. Sevgi emektir. Çabadır. Umuttur. Sevgi gönül bahçesinde açan nadide bir çiçektir. Sevgi önce canan sonra can diyebilmektir. Sevgi en güzel ne anlatabilir diye düşündüm ve okuduğum bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Sizlerde okuduğunuzda kendinizden  bir şeyler bulabilirsiniz.

Bir Fransız halk hikâyesidir;

Bir salkım üzüm

“Hasat zamanıydı. Çiftçi bir ailenin tüm fertleri büyük bir tarladaki buğday demetlerini arabalara yüklüyorlardı. Aile fertleri, aralarında güzel bir iş bölümü yapmışlardı. Herkesin işi başka başkaydı. Evin annesi, orakçıların hendek kıyısında biçemedikleri başakları toplarken, küçük bir ağacın dalları arasında bir salkım üzüm gördü. “Oh, bu kavurucu sıcakta bu bir salkım üzüm ne iyi gider” diyerek, salkımı kopardı. Tam yemek üzereydi ki, gözü az ilerisinde, demetleri arabaya yükleyen kocasına takıldı. “Onun bu üzümlere benden daha fazla ihtiyacı var. Sabahtan beri en çok o çalışıyor” diyerek üzüm salkımını kocasına götürüp verdi.

Adam, bu beklenmedik ikrama çok sevindi. Tam üzümleri iştahla yemek üzereydi ki, buğdayları tırmıklayan küçük kızını gördü ve: “Küçük kızım ne kadar da zayıfmış” dedi. “Bu üzümleri götürüp ona vereyim.” Küçük kız, babasının ikram ettiği üzümleri sevinçle aldı ama tam yemek üzereydi ki, o da, başakların deste deste yüklendiği arabanın üzerindeki ağabeyini gördü. “Zavallı ağabeyim, güneşin altında saatlerdir çalışıyor. Dili damağı kurumuş, birbirine yapışmıştır. En iyisi, bu üzümleri götürüp ona vereyim” dedi. Delikanlı, küçük kardeşinin kendisine uzattığı üzüm salkımını neşe ile aldı. Tam yiyecekti ki, o da, hendek kenarında iki büklüm çalışan annesini gördü. “Anneciğim ne kadar da yorulmuş. Ben iyisi mi bu salkım üzümü ona vereyim o yesin” dedi ve üzümü annesine götürdü. Evin annesi, üzüm salkımının dönüp dolaşıp kendisine geri geldiğini görünce, olanları hissetti ve kendisine böyle sevgi dolu yüreğe sahip şefkatli aile bahşettiği için Allah"a şükretti. Ve bütün ailelerin kendileri gibi mutlu olmaları temennisinde bulundu.” Yaşamın içinde iyi kötü ne olursa olsun en önemli olan şey SEVGİ…

Add comment


Security code
Refresh