BİZİM SOKAKLAR-2

Burhaneddin ÇilO serin, dar sokaklar gölgede oyun oynamaya çok elverişli olduğu için pek uzaklara gitmeyi düşünmezdik.Yatmak uyumak isteyen arkadaşlarımız saklanbaç oyunu sırasında bilhassa küçük kardeşim Nurettin, Kuşu Abdullah Pamuk, Yüksel Yenilmez ve Ceylan Köker gider, Postahane arkasındaki Belediye Parkı’na otların arasına saklanırlar, araya araya bulamazdık, bazı günler güneşi batırırlardı. Ceylan ile Nurettin çok iyi anlaşırlar her oyunda beraber oynarlardı.Ben de Ceylan’ın küçüğü Şahin’le bir olurdum.Köşe kapmaca,birdirbir, hilkekmek, kepirlim, çelik çomak, mort oyunu oynardık.Nisan ayında gruplaşır, ilk yağacak olan Nisan yağmurunu yağdırmak için mahallede sokakları dolaşır, omuzumuzda torba, evlerden ‘’yağmurumuz bereketli olur inşallah’’ diyerek maniler söyler, bulgur toplar, bizim avluya ateş yakar, pilav pişirir, topluca yerdik.Top oynasak da pek beceremezdim, ancak 100 metre koşuda birinciliği kimselere uzun yıllar kaptırmadım. İyi koşardım, gömleğimin arkası esen yelden hafifçe kabarır, pek güzel olurdu.Kimseleri incitmeden, kavga döğüş yapmadan oynamayı severdim. Karga Kadir (Yüksel Önaçan’ın ağabeyi) ile çember çevirir, koşu yapardık, onun çemberi, benimkinden daha güzel, birkaç tel fazla örülmüş bakır çemberdi.Sonunda çemberi ondan satın almıştım.Ayrıca iri, kalın kabuklu kabaktan teker yapar, bunu da en az 2-3 mecide satardık. Mahalle kavgaları olurdu, burada yazmadan geçemeyeceğim akrabalarım 2. derece teyzem oğlu Celil Güler, keza 2. derece dayımın oğlu rahmetle anıyorum Ali Saygın, Şükrü Yardımcı, Cingöz Ceylan Yardımcı bana arka çıkarlardı. Atilla Kerman bisikleti ile bizim sokağın çocuklarını sıra ile arkasına alır, yakın köyleri azığımızı alarak dolaşır, gelirdik.Atilla’nın arkadaşlığı çok iyi hiç kin tutmaz, kızınca beş dakika sonra geçerdi.Uçurtmayı bizim evde veya Kuşu Abdullahgil’in evde yapar, Nömenlerin tepede göklere salardık.

Şöyle oturdum da geçmişi andım,
Acep yaşananlar gelir mi sandım?
Uçurtmalar yapar, göğe salardık,
Yumuk’un tepeye çıktım da indim.
Atilla, çok cesur ve güzel dövüşürdü. Şahin Köker, top oynamayı severdi. Muzaffer Çil, Yılmaz Çil, Bıdiloğlu Kemal Pamuk, Yusuf Pamuk, Hüsemoğlu Abdullah Özdemir, Kör İsmet Özdemir, bunlar sokağın öncüleri idi. Bu grup bazen bizleri de arkasına alarak Karacaören’e giderdik.Orada kır sincaplarının yuvalarına kuyudan kovalarla su çeker dökerdik.Sincaplar su içinde fazla kalamazlardı ve kovalıyarak bunları yakalarlar, iple ikisini bir araya beygir koşar gibi bağlarlardı.Yine tilki yuvalarına ateş yakarak tilkinin yuvasından çıkmasını sağlarlar ve çuval ile yakalarlardı.Muzaffer ve Kemal, sık sık gramofon ile müzik ziyafeti verirlerdi. Kemal ve Muzaffer, ikisi bir yerden gramafon temin ederler, getirirler bizim damların üzerine kurarlardı. Kemal Pamuk, kahvehanede çalışırdı.Damların üzerinde bir karış boyunda ot biterdi. Sokağın çocukları burada toplanır, gramafondan o günün sanatçılarını dinlerdik. Evlerden kaynamış yumurta, yeşil soğan, yufka ekmek ve haşhaşlı pide getirir grup halinde hem piknik yapar, hem müzik dinlerdik. Ceylan Yener (Diş tabibi), Mahir Yeğmen ve Cevdet Yenilmez de Atilla gibi kendinden küçükleri koruyan iyi bir arkadaştılar. Ali İhsan Yenilmez, Ceylan Yenilmez, Tuncay Yeğmen, Hüsnü Ünver, Sedat Ünver, Vural Ünver ve Muhterem Kerman oyun arkadaşlarımızdı. Muhterem Kerman, uyku haricinde her saat beraber olduğum kardeşim gibiydi. Ancak vuruşmadan sözle dalaşır ve dalaşa dalaşa, ya onlara ya bize gelir,yorgun argın yemeğimizi yer, ardından bizim hayvanların yemini,suyunu hazırlamaya inerdik.Hayatımda en hoşuma giden onunla dalaşmak, sonunda birlikte gülmek olurdu.Tekrar yukarı eve çıkar. Anamın kaynattığı erik hoşafından mutlaka içerdik.Çünkü ağzımız burnumuz saman tozu olurdu. Muhterem’in en sevdiği şeydi diyebilirim aradan kaç yıl geçti, herzaman anlatır anamı anar .O erik ve hoşafı ne güzeldi, diye. Kardeşim Yılmaz ve Turan, ağabeyimiz Ali’nin lokantasında çalışırlar, sokakla ilgileri pek yoktu, çarşı yüzüne atılmışlardı. Bizim çocukluğumuzda 1950’li yıllarda Emirdağ’ın nüfusu 3000-3500 arasında olup Çilli, Kaçerli, İncili ve Bosna-ı Cedit, sonradan İnkılâp, daha sonra değiştirilerek Yeni Mahalle oldu. Bosna-ı Cedid’te ellik gavurları oturduğu için Gavur Mahallesi de denirdi.Dört Mahalle vardı. Kacerli ile İncili’nin çocukları nam olsun diye kavga yaparlardı.Taş taşa giderlerdi. Kacerli’nin lideri, komutanı Cingöz Ceylan Yardımcı idi, ta o zamanlar çok cesurdu, gözü kara hiç birşeyden sakınmazdı. Sonunda Adaçalı’nın tepesine bayrağı dikerdi. Arkadaşlığı inadına sağlamdı.(devam edecek)

Add comment


Security code
Refresh