BİZİM SOKAKLAR-3

Biz çocukların alışverişi ekseri takas usulü olurdu.Büyüklerimizin şimdiki gibi bizlerle ilgilenecek vakitleri olmazdı.Kümesten yumurtaları alır, Bakkal Mahmut Göçmen’ den  iğde, kırık leblebi, keçi boynuzu, iplikli şekeri alırdık, yine mevsimi gelince aynı şeyleri zerdali çekirdeği ile de takas ederdik.Ayrıca analarımız ekmek saçında buğday ile kendiri fıstık kavurur gibi kavurur, eski pantolonların cepleri oldukça derindi, cebimize kor, sokakta kuru yemiş niyetine yerdik.Yukarıda saydığım yiyeceklerimizi tv kanallarında öve öve anlatıyorlar. Bizim için en pahalı olanı bir mecide (20 kuruş) satılan sade gazozdu zira, onun takası yoktu, bu yolla satılmazdı. Karlı buzlu su,Öldümoğlu’nun limonatası, Kaptan Yusuf İzzettin’in fıstıklı şambaba tatlısı, sabah ezanıyla bağırmaya başlayan simit satıcılarının sandıklarından gelen nefis kokusu en hoşumuza giden şeylerdi. Ben de amcam oğlu Muzaffer’in teşvikiyle amcazadelerim İzzet Şenellerin fırınından simit alıp hayvan pazarına çıktım, vakit hayli oldu bir sandık simidi satamadım, arkadaşım Ali Özdoğan (Kızan Ali) kendi simidini bitirmiş, parasını teslim etmiş, üzülerek geldi ve benim simitleri 10 dakikada sattı. Birlikte gidip simidin parasını teslim etmiştik. Burada güzel arkadaşım iyi kalpli insan Ali Özdoğanı aynen o yıllardaki duru duygularımla anıyorum. Aksakallı, eli asalı, pir kocalar sokağın mahallenin ulu çınarıdır. Bunlar asasını Arnavut taşlarına vura vura, öksüre öksüre sabah namazı için ağır ağır camilere gider gelirlerdi.Kahvaltısını yapar, biraz dinlendikten sonra sokakların köşesine yerleştirilmiş olan taşlara otururlar.Gelen geçen ile selamlaşır imkan bulursa üç beş kelam ederlerdi.Onlar yüzü nurlu ihtiyarlar sokakların bereketiydi.Bizim sokağın en yaşlısı Kunduracı Korkmaz’ın dedesi Doğuoğlu lakaplı Doğu Dede ve eşi Hanaylı diye anılan ebeydi. Akşamdan sonra annemle birlikte onlara oturmaya giderdik.Her ikisi de oldukça uzun boylu idiler.Onlar anlatır biz dinlerdik.Korkmaz’ın eşi Bostan kızı Naime, onların hizmetini görürdü. Birlikte otururlardı. Çocuklar, sokağın mahallenin rengarenk çiçekleri fidanıdırlar. Sokaklar o renkli çiçeklerle, fidanlarla  güzeldir, güzelleşir.Onların cıvıl cıvıl sesleri ile dolar.Çocuklar beşikten kucağa, kucaktanda yavaş yavaş anne baba veya ebe dede nin yardımıyla sokağa indirilirlerdi. Sokağa, mahalleye inmeyen toza toprağa karışmayan çocuklar daha çekingen ve kendi halinde olurlardı. Aksakallı pir kocası, yüzü nurlu ihtiyarı bulunmayan,çocukların cıvıl cıvıl oynamadığı sokaklar bomboştur.Sanki ölüsü varmışcasına  yas tutar gibidir.

Add comment


Security code
Refresh