BİZİM SOKAKLAR - 4

Bizim SokaklarBizim Sokaklar 

Biz çocuklar olmayınca bomboştur bizim sokaklar,
Sesimizle çağlar durur, gün boyu bizim sokaklar.
Zaman yetmez, gün inmesin, akşam olmasın derdik,… Zihinlerden silinmiyor, vatandır, bizim sokaklar.
İhtiyarlar çocukları geriden izler.Onlara geline kıza, delikanlılara yeri geldikçe nasihatlerde bulunur, doğru yolu gösterirlerdi.Her sokağın hatırı sayılır kaşı kalkmayan erkekleri gelirken sokakta kapı önünde laflanan çene çalan gelin kız varsa, bunlar hemen içeri girer saygı gösterirlerdi. Ayrıca erkeklerin 13-15 yaşından itibaren kadınlar kızlar tarafından yolu kesilmez, önlerinden geçilmezdi.Uğursuzluk sayarlar, erkek geçinceye kadar bekler , erkekte edeplice başı eğik olarak yoluna devam ederdi.Sokağın sert tavırlı erkekleri evine gelirken 5-10 metre kala öksüre öksüre gelir ki, geline kıza vaziyetini toplasın şayet münakaşa falan varsa seslerini kessinler, diye bu şekilde tavır takınırlardı.Yok muydu içlerinde kalbi karataş olmuş, kalbinin karası suratında şekillenmiş münafıklar ve müzevirlerde vardı.Bunlar komşusunun bahtiyar oluşundan rahatsız olan, çekemeyen eli taşlı sopalı mahalleye dışarıdan yeni gelen gelinlerdi. Asırlık sokakların huzurunu bozdular

saygıyı, sevgiyi ortadan kaldırdılar.Kardeş, bacı gibi büyüdüğümüz arkadaşlarımızla dahi aramızı açtılar.Bunlarında sonu kötü geldi, kendi oğluyla, geliniyle, kocasıyla geçinemediler, hayatı kendisine ve etrafına zehir ettiler.Sokaklara bir bulut gibi geldik ,yel gibi geçtik.Mehtaplı gecelerde mızıkamıza şarkılar okur, kurbağalara yoldaş olurduk.Hele bazı geceler mehtabın şavkından içeri girmek istemez, şarkılarımızı ıslığa okurduk. Ben oldukça güzel ıslık çalar söylerdim.Geceleri dolaşırken karnımız acıkır Veli Helvacı veya Sarı Veli Donmaz’dan yarımşar ekmeğin arasına helva koydurur, köyün önü diye tabir ettiğimiz Kacerli mahallesinin sonuna doğru varır gelirdik. Elbet türkü ve şarkılar söylerdik.

Biz çocuklar arasındaki bu neşe ve birliktelik sekiz on yıl devam ederdi.Şöyle ki; İlk bölünme İlkokul beşinci sınıfı bitirenlerle başlardı.Bunlardan sanat sahibi olmak istiyenler önce çıraklık, kalfalık döneminin ardından usta olurlar ve o küçük kanatlarına ailenin yükünün bir kısmını veya tamamını yüklenirlerdi.Bir kısmı, meslek okullarına,bir kısmı yüksek tahsilini yapmak üzere dağıldılar.Arkadaşlarımızın karne, Şubat tatiline gelmelerini iple çekerdik.Onlar anlatır, bizler dinlerdik.Kimimiz konakta orta dereceli memur olduk.Ayrılıklar bu şekil başladı.Bizler çocukluk çağımızı o güzel günleri birer birer bu şekilde geride bırakmış olduk.İrice bir zeytini,yumurtalı dürümü paylaştığımız, bir mecitlik sade gazozu sırayla yudum yudum içtiğimiz o mutlu günlerimiz geride kalmış, artık her birimiz hayata atılmış, o küçük omuzlarımıza yükler binmişti.İşte bu ayrılıklar zamanla anılarımızın temel taşı oldular.Kız arkadaşlarımızın bazıları boynu bükük kanadı kırık kaldılar.

Add comment


Security code
Refresh