Çay Deresi

Burhanettin Çilİlçemizin ortasından Çilli mahallemizden Çayderesi geçer, akar.Kışın sert olduğu karın çok yağdığı seneler dere taşar, bendini yıkarak bizlerin avlusunu ahırını, samanlığımızı sel basardı.Kışın buz tabakası oluşur üstünde bir iki ay kayardık.Baharla birlikte buzlar çözülür, yeşil yeşil sular akmaya, kurbağalar ötmeye başlardı.Artık Dereboyu’nun tadı gelir, mehtaba çıkılır, dereye nazır evlerin pencereleri açı-lır, gelinler kızlar seyre çıkardı.Demir köprülerin başı delikanlılar ile dolar, türküler şarkılar söylenirdi.Nisan, Mayıs aylarında ev hanımları dere suyunda kilimini keçesini yıkarlar, bu esnada birbirleri ile gelinden kızdan laf açar, heyket ederlerdi.Etrafta şöyle elli kollu boylu boslu güzelce kız görseler oğlan anaları veya bacıları hemen yanına yaklaşarak, kimlerdensin, kimin nesisin? diye sorarlar, o gün akşama kadar dere kenarında piknik yaparcasına yerler içerlerdi. 

Çay evimizin önünden akardı.Kendimizi deniz kenarında yaşarmış gibi hisseder mutlu olurduk.Derenin kenarına akşam üzeri ve geceleri kilimle minderlerimizi serer, oturur, suyun akışını geleni geçeni seyrederdik.Dere kenarı ve üzerindeki köprüler nelere şahit olmadılar ki? Nice delikanlılar kızlar birbirleriyle belki ilk olarak burada göz göze geldiler.Yine ilçenin ilk umumi hamamı da bizim Çilli mahallesinde Öğretmen Alicanoğlu’nun evi önünde idi.Burada ayrıca umumun kullandığı soku taşı da mevcuttu.Genç kızlar, hamama gelirken dere kenarında gezen veya köprü üstünde oturan delikanlı ile göz göze gelir, burada birbirlerini tanıma imkanı bulur, belki de içlerinden ılık ılık bir şey akardı.İşte bunlardan dolayı Çayderesi’nin anılarda yer etmiş, yaşanmışları çoktur.Ayrıca bıçkın delikanlılarında kozlarını bölüşme yeri yine bizim caddenin sokakların başına kurulmuş demir köprülerdi.Yiğitlerin yaslanıp oturduğu,güzellerin salına salına geçtiği yerlerdi.

Add comment


Security code
Refresh