ÇEŞMELERİMİZ KUYULARIMIZ

Örnek türkülerimizden de anlaşılacağı üzere çeşme ve kuyu, Emirdağ sosyal hayatında ayrı bir önem taşır.Hatırlayabildiğim kadarıyla bu kuyu ve çeşmelerimizle ilgili özet bilgi vermeye çalışacağım.

Gacerli çeşmesi bir ince yoldur,
Doldur allı gelin helkeni doldur.
İntizar eyle de gocanı öldür,
Öldür gocanı da alıyım seni. (Emirdağ/Anonim) Guyunun başına gurmuş gazanı,
Topacık boyuna vermiş düzeni.
Sen miydin Suvermez’in güzeli.
Sen gideli köyün dadı kalmadı. (Suvermez/Anonim)
Kuyunun başında ışmar eyledin,
Bir sevgi sevdim de pişman eyledin.
Keşke bu sevgiyi sevmez olaydım.
Beni anamınan düşman eyledin.
(Emirdağ/Anonim)
Azziye’de çeşmelerin gurnası
Benim yârim Suvermez‘in durnası
Öğleyin yâri döğmüş babası,
Çıktı m‘ola ela gözün sürmesi.
(Emirdağ/Anonim)
Çocukluğumda evlerde şimdiki gibi çeşmeler yoktu.İlçe halkı, su ihtiyacını şahıslarca açılmış olan su kuyularından veya belediye tarafından çok az sayıda kurulmuş olan çeşmelerden temin ederdi. Her ne kadar önceden veya sonraları açılmış kuyu ve çeşmeler var ise de bunlardan halk üzerinde bir kaçı iz bırakmıştır. Örneğin Eski Çeşme adıyla anılan bilinen çeşme, Emirdağ’ımızın en eski çeşmesidir. Şimdiki Ticaret Odası’na ait binanın olduğu yerde kurulu idi.Çift kurnalı, kurnaları oldukça geniş kuturluydu, harıl harıl akardı. Oldukça görkemli idi.Ayağına bölük bölük allı turnaların indiği bu çeşmenin suyu oldukça soğuk, içimi yumuşaktı.Eskilerin tabiriyle bir kuzuyu yesen, hemen çok geçmez tekrar acıktırırdı.Kızlar, gelinler en güzel giysilerini giyerler; bölük bölük , salına salına su doldurmaya gelirler, yine aynı şekilde kol kola girmiş gençler gezerdi. Erkekler çeşmenin gerisinde dikilirdi. Eğer gönül düşürdüğü varsa onu burada, görme, onunla konuşma imkanı bulurdu.Yaz günlerinde özellikle Ramazan ayı boyunca ve kışın günün her saatinde başında kalabalık olur, herkes sıra ile kalaylanmış beyaz bakır güğümlerini ve toprak testilerini doldururdu. Elbette Çay deresinde, soku başında olduğu gibi burada da gençler, sevdikleriyle göz göze gelip fırsat bulursa bir iki kelam ederlerdi. Eski Çeşme, tarihi yapısıyla, akan suyunun özellikleri ile ilçemiz için büyük bir zenginlikti. Her nasılsa bu güzel çeşme battal olup gitti.Bizlerden önceki kuşakların herhalde en güzel anıları bu çeşmenin başında sıra beklerken olmuştur, derken hepsini sevgiyle, rahmetle anıyorum.Çok iyi hatırlıyorum elli metre uzunluğunda kuyrukların oluştuğunu sıcak yaz günleri, Ramazan akşamları ve geceleri insanımıza soğuk su veriyordu.O günkü belediye, idarecilerin ve halkımızın duyarsızlığından bu tarihi eser battal olup (terk edilip,metruk duruma gelip) gitti.Emirdağ’ımızın şehir merkezinde insanları bir araya toplayan yerlerin başında Eski Çeşme ve Çay deresi gelirdi.Çok şükür, seneler sonra belediyemiz Çay deresini temizledi, kurtardı. Emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Her ne kadar suyu kesilmiş olsa da Eski Çeşme’nin o tarihi yapının yıkılmayıp hatta yeniden yapılarak orada kalması gerekmez miydi?.Zaten ilçe merkezinde tarihi eser yok denecek sayıdadır. Öyleki atalarımızın yaşayışlarını, yaşadıklarını ne ile nasıl belgelendirebiliriz.?
Gazi Memba Suyu, Cumhuriyet Meydanı’nda eski Hükümet Konağı’nın önünde kurulu idi.Eski Hükümet Konağı’nın giriş kapısı meydandaki Atatürk büstüne doğru açılırdı.Çeşme büste yönelik akardı yanında da Tekel İdaresi vardı.1960’lı yıllarda Hükümet Konağı yıkılıp yerine yenisi yapıldı. Ancak Hükümet Konağı’nın yönü değişti, şimdiki Belediye binasına kuzeye çevrildi.Çeşmenin yeri de aynı yere alındı.Ancak çok basit bir şekilde çeşme kuruldu.Çok şükür suyunu keserek, çeşmeyi ortadan kaldırmadılar. Suyu çok güzel, içimi kaba olmayıp hafiftir. Kitabımı hazırlarken son şeklini vermeden bu çeşmeyi yerinde kontrol etmek üzere Emirdağ’ a gittim, gördüm ki,çeşmeyi yerinden tamamen kaldırmışlar, yok etmişler.Bu duruma epeyce kızdım, söylendim, üzüldüm.
Kacerli Çeşmesi, gerek suyunun gerek görüntüsünün özelliği yoktu.Mahallenin çarşı tarafından hemen girişinde çarşının başında Güdülkızı’nın Köse Abdil Biçer’in evine dayalı idi.Suyu biteviye akar, o koca mahallenin su ihtiyacını giderirdi.Adına türkü yakmış kızlar ve delikanlılar vardı.Ara sıra başında sıra beklerken kavga gürültü olurdu.
Yine Kacerli mahallesinde suyunun güzelliği ve soğukluğu ile isim yapmış Eski Çeşme gibi başına kalabalık toplamış Hayrat Kuyusu ve Ibıdık Kuyusu meşhurdu.Sıcak yaz günlerinde , Ramazan günlerinde toprak testileri ve bakır güğümleri alarak, bu iki kuyuya koşardık. Bilhassa berber ve terzi çırakları sıcak yaz gününde kömür ütüsünün sıcaklığından bunalmış ve susamış olan ustasına kalfasına bu kuyulardan su getirirlerdi.Minicik elleriyle ikram ederlerdi.
Bunların hepsi bizlerde ayrı ayrı birer tatlı anı olmuştur. Çilli Mahallesi’nde Hacı Ömer sokağında Boyama Kuyusu ve çeşme vardı.Çeşmenin suyu az aktığı veya kesildiği zamanlar bu çıkrıklı kuyudan ihtiyaçlarımızı giderir, perişan olmazdık.
Bosna-ı-Cedid Mahallesi, Arabacılar Sokağı’nda Cemal Doğan’ın konağına dayalı Göbelek Gülsüm Hatun Çeşmesi tek musluktan zengince akardı Arabacı ve koşumcu esnafına, halkın büyük bir kesimine köylüsüne yerlisine hizmet verirdi.
İnkılap İlkokulu’nun bahçesindeki tarihi çeşme 1957-58 den sonra yıkılarak hemen arka tarafına yeni yapı çeşme yapılmıştı.Bu çeşmeyede eski su bağlanmıştı suyu soğuk ve güzeldi.Hacı Senem Kuyusu, Kacerli Mahallesi hududu içinde şimdiki Mahmut Çalışkan ve Celal Örnek’in evleri önündeydi gümbür gümbür çalışır, Belediye İtfayesi çoğunlukla ihtiyacını buradan alırdı. Eskiden koyun sürüsü sulanırmış.
Yine Çilli Mahallesi, Ünver Sokak’ın başında şimdiki Halk Kütüpanesi karşı köşesindeki Abbasoğlu Mahkeme Mübaşiri Hasan efendinin bahçe duvarına dayalı çeşme tarihi epeyce eski olup zengin akardı.
İncili Mahallesi, Çatal Çeşme Sokağı’ndaki çeşmenin suyu da tek kurnadan biteviye çok hızlı bir şekilde akardı.Ancak musluğunun basit oluşu nedeniyle, şöyle eski bir çeşme havası yoktu.Suları soğuk olan ve harıl harıl akan çeşmeler, gürül gürül işleyen su kuyuları sıcak yaz günlerinde sık sık uğradığımız başımızı ayaklarımızı yıkadığımız ve esnaf çıraklarının ustalarına soğuk sular getirdiği yerlerdi. Şırıl şırıl akan çeşmelere pek uğramazdık.Buralarda birbirimizle şakalaşarak üstümüzü başımızı ıslatmak çok hoşumuza giderdi. Çeşme başındaki büyüklerimiz buradan bizleri uzaklaştırırdı.İlçenin hangi sokağında yeğin akan suyu soğuk çeşme ve kuyuları çok iyi bilirdik. Bazı seneler kış mevsimi iyice efeleşir, mevsimin tamamı kış olurdu.Yağan kar, iki üç ay yatardı.Sabah kalkınca önce avludan dış kapıya, oradan da sokağa çıkılarak küreklerle yol açılırdı.Bizim evin önündeki Çay deresinde buz tabakası oluşur,uzun süre burada buzda kaymanın tadını çıkarırdık.Yiyecek sıkıntısı çeken kuşlara evden gizlice bulgur götürür verirdik.Soğuktan koca çift kanatlı kapıların koluna elimiz şıraya yapışır gibi yapışır kalırdı.Buradan elimizi acıtmadan ağır ağır çekerdik.Löğmenlerin tepeden aşağı kızak kayar şimdiki Doğan Camii’nin önünde kar topu oynardık. Baharla birlikte Çayderesi’nin yeşil yeşil akan suyunda çimerdik (yıkanmak) dereyi takiben Kacerli Mahallesi’ne doğru çıktıkça su daha da temiz akardı.

Add comment


Security code
Refresh