Halis ErenogluBir dönem Emirdağında nerde gariban, deli (veli), abdal kimler varsa onlarla oturup kalkıyodum. Arabama alıp gezdiriyom. Herkesin acayibine mi gitti ne? Beni “kimlerle arkadaşlık yapıyo” diye, nedenini bilmeden yargıladılar. Belki dalga geçtiler. Bilmiyolar ki hepsi bir derya, kitap. Herşeyden önce onlar da insandı. Memleketimin elinden tutulmamış garipleri idi. 

Takside hafiften demleniyorum. Baktım Gambur Bekir geçiyo. Benimle yaşıttı. İçki insanın kafasını çalıştırır. İğneyinen kuyu kazdırır. Kendi kendime:

-“Babam buna çarpmasa, bu da benim gibi sapa sağlam olacaktı, bunun sebebi vebali Babam.” dedim. 

Korna çaldım, baktı. Çağırdım, geldi. Kapıyı açtım, buyur ettim, bindi oturdu. 

-“Bekir bundan sonra benim kardeşimsin, ne dersen o olacak, ölene kadar kardeşim olarak kalacaksın.” dedim. 

-“Sağol Halis gardaşım.” dedi. 

Öyle de oldu. Epey samimi olduğum zaman: 

-“Bekir böyle kalmana neden Babam ama daha suçlu Kuldur İbrahim Deden, o sebeb olmuş.” dedim. Bekir doğruladı.

–“Evet Babaoğlu.” dedi. 

Ben küçükken taksinin önünde vites kolunun yanında otururdum. Sağımda Anam rahmetli, Babam direksiyonda. Babam yolda Bekir’i gördümü:

-“Ah bilmem ne yaptığımın Kulduru!” derdi. 

Anam da:

- “Nüfusunu kullandın, çocuk böyle kaldı.” derdi, Babama kızardı. Annemden öğrendiğime göre, Babam Bekir’e çarptığında Doktor Tahir Bey’e götürüyo. Tahir Bey 

-“Çocuk sakat kalır, Ankara’ya ortopedi doktoruna götürün.” diyo. 

Anam rahmetli, Babam rahmetli, Bekir’i taksinin arkasına yatırır, Ankaraya gitmek için yola koyulurlar. Sivrihisar tarafında önlerine jandarma çıkar:

-“Hakkınızda şikayet var.” der, geri dönerler. 

Meğer Bekir’in Dedesi Kuldur İbrahim Babamdan para sızdırmak için şikayet etmiş. Babam ağa ya, adliyede saygınlığı var. Kuldur İbrahim’e kızıyo, ne İbrahime para veriyo ne de Bekir’i Ankara’ya götürüyo. Anam da:

-“Kuldur etmiş bi cahillik çocuğu götürelim.” diyo. Götürmeside gerekti ama babam o sinirle: 

-“O çocuğun derdinde değil, benden para koparma derdinde” diye reddediyo. Bekir rahmetli öylece sakat kalıyo. Bekir bu yaşananları biliyodu. 

Gel zaman git zaman Bekir hastalandı, hastaneye yatırdım. Bayağı düzeldi. 

-“Babaoğlu beni çıkar.” dedi, çıkartıyom. Kendini bilmezin biri doktora bunda para çok demiş. O zamanki hastane doktoru sağlam adammış, 4500 lira masraf yazmış. Sordum soruşturdum:

-“Alırlar” dediler. 

Bekir’e: 

-“Sen dur, birinden bulup geliyim” dedim. 

Bekir: 

-“Babaoğlu bende var” dedi. 

Halk bankasındaymış parası, oraya gelip parayı çekip hastaheneye yatırdık. Bekir’in adına Afyon’dan fakir kartı çıkarttım. Rahmetli ona çok sevindi. Babamın yadigarı ölene kadar bakmaya kendime söz verdim. 

Eskişehir’de Annesi olduğunu söylemişti. Takside otururken geldi, sohbet ediyoz: 

-“Bekir Annen sağ imiş, gitsen ömrünün son zamanı duasını alsan olmaz mı?” dedim.

-“Öyle Ananın Allah… versin!” diye küfür etti. 

-“Len Anaya sövülür mü Bekir Vanlı?” dedim. 

Bekir: 

-“Babaoğlu bir zamanlar yanına vardım, ‘Ana benim şu kadar param var, sana veriyim, beraber kalalım, cami önlerinde mendil açar dilenir ben seni garip etmem, ben sana bakarım’ dedim. Ordan komşusu bi kadın bilmem ne Abla ‘kim bu ne istiyo?’ dediydi, ‘Bilmem deşirici mi ne? hayır istiyo’ deyince beynimden vuruldum, elim ayağım kesildi, benden utandı. ‘Senin gibi Ana olmaz olsun’ deyip geri geldim” dedi. 

-“Haklısın Vanlı” dedim. 

Ne vicdansız analar var. O arkadaşına benim oğlum trafik kazasında böyle oldu dese Allah’ı da sevindirirdi. Maalesef insanlar dünyaya kendini kaptırıp canını unutuyo. 

Çok onurlu idi. Bir gün birisi:

-“Sen İbiğin Halis’in arkasına düştün. Ömer Pala’ya oy verdin. Sana şimden sonra burada ekmek yok.” demiş. 

-“Bende ekmeği başını yesin, bi daha varma.” dedim. 

Öylede oldu. Gene bir gün arabaya geldi, kapıyı açtı, şöfor mahalline yanıma oturdu, ağlamaya başladı:

-“Gardaşım ne oldu? Bişey mi diyen oldu?” dedim. 

-“Bu içki seni öldürürse benim ölümü kim kaldıracak? Senden sonra kimsem yok, ona ağlıyom…Babaoğlu, bende çok hakkın var. Nasıl öderim, emret ne dersen yapacağım.” dedi. 

Ben de: 

-“Babama hakkını helal et” dedim. 

-“Diyeceğini biliyodum valla…Kurban olduğum benden yana helal olsun. Senin için güle güle yatsın. Cennet mekanı olsun.” dedi. 

Bu yazılarımı okuma lütfunda bulunan herkese diyorum, dünya boş değil. Bekir’in Babama hakkını helal ettiği günün gecesi Rahmetli Babamı rüyamda gördüm. Kahverengi elbise, fötr şapka, giyimli kuşamlı. İnancıma göre, demekki dedim Babam o zamana kadar günah çekermiş. Uyandım, hanıma anlattım:

-“Babanı kurtarmışsın.” dedi. 

Ben de:

-“Allah razı olsun senin de hakkın oldu.” dedim. Hanım, Bekir’in canının istediği yemekleri seve seve yapardı. 

Ertesi gün Bekir rahmetliyi gördüm teşekkür ettim: 

-“Hakkını özden helal etmişsin.” dedim. Ölene kadar daha çok sarıldım Gardaşıma. 

Saklımız gizlimiz yok, çok samimiyiz. Bir gün geldi:

-“Halis Babaoğlu şu kadar param var, sana vereyim.” dedi. 

Ben de:

-“Senin paranı mı boynuma takayım?” dedim. 

Bir süre sonra: 

-“Babamoğlu bir şey diyecem kimseye demiyeceksin.” dedi, 

-“Demem.” dedim. 

-“Sana paramı verdim almadın, bende Babamoğlu o parayı harcadım” dedi. 

-“Nereye harcadın? Birine mi verdin?” dediğimde, 

-“Yok be Halis, bizim Abdal B.emminin kızının kocasına tek araba düzdüm, at aldım. Güle güle çoluğunun çocuğunun geçimini sağlasın diye.” dedi. 

Gözlerim yaşardı: 

-“Lan Bekir, sen çok büyük insansın. Allahıma dinime hacca gitsen bu kadar sevap kazanamazdın, cennetliksin.” dedim. 

Ertesi gün B.Emminin kızı E.nin kocasını yeni yaylı bir araba, arabayı çeken doru sağlıklı bir at ile pazardan birine sebze taşırken gördüm. Bir kez daha Bekir’in insanlığına şapka çıkardım. Allah razı olsun. Herkes Gambur Bekir diye tanır bu özelliğini kimse bilemez. Yaptığı iyiliği Allah katında kıymeti kalmaz diye gizli yaparmış. Sonra Bekir’e rastladım: 

-“Bekir Vanlı sen delikanlısın. Atın arabanın üzerinde garibanı yük taşırken gördüm.” dedim. 

Bana: 

-“Babaoğlu aman anam duymasın. O garibanın elinden atı arabayı alır götürür.” dedi. Bende şimdiye kadar bu sırrı sakladım. 

Helal hoş olsun, güle güle yatsın, mezarı garip kimsesiz olmasın diye mezarını da yaptırdım. Bekir’in eşyalarını kuran kursuna gönderdim. Eşyalarının arasında çerçeve içinde Atatürk’ün bir fotoğrafı çıkıyor, kurs talebeleri tepikliyo çiğniyolar. Eşyaları götüren tekarabacı böyle söylemişti, yazık! Dinle kalkınan ülke var mı? İlimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Tekarabacı bile 

-“Hata ettik Halis Efendi.” dedi