Brüksel’de yediğimiz Emirdağ yumurtalı pidesinin lezzeti ağzımızda tadını kaybetmeden Gent’in yolunu tutuyoruz. Yine yemyeşil bir tabiat, yine çok iyi korunmuş tarihi yapılar, tıkanmayan trafik… dikkatimizi çekiyor.
İçinden ırmak geçen şehirleri oldum olası sevmişimdir. Sürekli akan su, şehre bir güzellik katmasının yanında bereket de veriyor. Su, hayatın dört ana unsurundan birisi. Gent, Schelde ve Lys ırmaklarının birleşiminde kurulmuş. Halk, Gent adının Kelt dilinde, iki nehrin kesiştiği yer anlamındaki Ganda sözcüğünden geçtiğini söylüyor. Aklıma Türkçe’de kullandığımız Soğdça’dan gelen Kent ile bir anlam yakınlığı olabilir mi diye geçti. Limanıyla orta çağlarda kuzey Avrupa’nın en büyük ve en zengin şehirlerinden biri olmuş. Gent, güzelliklerini günümüze kadar taşımış ender şehirlerden birisidir. Irmaklarında fabrikaların kimyasal atıkları, kanalizasyon bağlantıları görünmüyor. Gent’in tarihi , 630 yılında Aziz Amandus’un kurduğu manastırla başlamış. 11-16.

yüzyıllar arasında Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biri olan Gent, günümüzde üniversite ve tarihsel özelliğiyle varlığını sürdürmektedir.
Gent’in 250.000 olan nüfusunun yaklaşık 40.000’ini yabancılar meydana getiriyor. Yabancıların en kalabalık ve dinamik kısmını ise Türkler ve bilhassa Emirdağlılar oluşturmaktadır. Gent ,yüksek kuleli kiliseleri ve onların her saat başında çalan çanları ile Katolik yapısını adeta ilan ediyor. Şehirde özellikle Türkler tarafından açılan ve mülkiyeti satın alınan pek çok cami olmasına karşılık, minarelerin yükseltilmesi ve ezan okunması hâlâ yasak. Demokratik ve laik bir ülkede bu yasağın ne kadar anlamsız olduğu anlaşılır gibi değil.
Brüksel’de Emirdağlılar belli bir semtte yoğunlaşmışken Gent’in her yanında onlara ait işyerlerinin Türkçe tabelalarını görmek mümkündür. Gent’in cadde ve sokaklarında güzel dilimizin sıcaklığını her an hissedersiniz. Yabancı dil bilmeseniz bile Türkçe konuşarak hayatınızı sürdürebilirsiniz. 60’lı yıllarda ilk kuşak, buralara geldiğinde yabancı dil bilmedikleri için alış verişe gittiklerinde ceplerinde taşıdıkları ekmek ufağı, yumurta kabuğu gibi nesneleri göstererek ihtiyaçlarını karşılamaları şimdi üçüncü kuşağın gülüşmesine neden olmaktadır.
Gent’te bulunan Emirdağ toplumunun dernekleri, camileri, işyerleriyle canlı bir yapıya sahip olduğunu görmek bizi memnun ediyor. Belediyede, yerel mecliste ve devlet dairelerinde de hemşehrilerimizin olduğuna şahit olmak ayrıca bizlere gurur vermektedir.