İnsan, bir toplum içinde hayata gözlerini açar. Aileyle başlayan birey- toplum ilişkisi, insanın hayata gözlerini yumuncaya kadar devam eder. Toplumsal çevre,
sokak,  mahalle, işyeri, dernek, eğitim, kültür ve siyasi ortam çeşitliliğinde insanın ilgi, yetenek ve anlayış tercihine göre şekillenir. İnsan kendini ancak bir topluluk veya bir grup içinde ifade edebilir. Bu topluluk veya grup, kendine özgü bir kültür oluşturarak bireylerde, ortak bir davranış ve ortak bir düşünme ortamı meydana getirir. Topluluk ve gruplar arasında geçişlerin olabileceği her zaman vakidir. Dayanışma, yardımlaşma ve toplumsal güven arttıkça bireylerin topluluk kültürüne bağlılıkları ivme kazanır.
   Aynı yerleşim yerinde bulunan insanlar, o toplumun ortak değerleri etrafında kenetlenerek birlik beraberlik örnekleri sergiler. Dini ve milli konular, bunun en güzel misalleridir. Bununla birlikte insanların belli konularda ayrıldıkları da görülür. Bunun başında siyaset gelmektedir. Çünkü insanların hayata ve ülke gerçeklerine bakışları farklı olabilir. Cemaat ve aşiret olma özelliği bulunmayan toplumlarda bu konu daha belirgindir. Zira cemaat ve aşiret kültüründe verilen emre itaat edildiğinden eylemde farklılık görülmez.
    İç ve dış göçün yaygınlaşması hemşericilik olgusunu sosyolojik bir gerçek olarak ortaya koymuştur. Kırsal kesimden şehre giden birey, tutacağı bir dal olarak hemşerilerini ve hemşeri derneklerini kabul eder. Hemşericilik aslında  bir tür mikro milliyetçiliktir.
     Şimdi bu genel çerçeveden Emirdağ toplumuna bakalım. Emirdağlı hiçbir bireyin tartışmadan etrafında kenetleneceği duygu, düşünce ve anlayış nedir? Sorusunun cevabı iyi düşünülmeli, itirazlara neden olmamalıdır.
 Emirdağ halkının büyük çoğunluğu gurbete çıkmış, iç ve dış göçle değişik memleket ve ülkelere yerleşmiştir. Bu durum, Emirdağ halkının memleket bağlılığını kuvvetlendirmektedir. Gurbetteki insanlarımızın kurdukları hemşeri dernekleri sayesinde memlekete olan sevgi, güçlenerek artmaktadır. Ancak bu dernekler arasında bir üst kurumun kurulamaması, ayrı ayrı yapılan çalışmaların birlik ve beraberliğe dönüşmesini engellemektedir. Çok iyi niyetlerle kurulan ATEP (Avrupa- Türkiye Emirdağlılar Platformu) maalesef bazı sebeplerden dolayı başarılı olamadı, bir sinerji yaratamadı. ATEP, amaçlarını şöyle açıklamıştı:
     “-Avrupa Türkiye Emirdağlılar Platformu;1960 yıllarda Türkiye’nin Afyonkarahisar ilimize bağlı Emirdağ merkez, kasaba ve köylerinden Belçika’ya gelen binlerce Emirdağlı Türk vatandaşını birlik, beraberlik ve hoşgörü içerisinde bir çatı altında toplayıp sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak,
-Avrupa ve Belçika da Türk kültürünün zenginliğinin bir parçası olan Emirdağ yöresi mahalli kültürümüzü yaşatmak ve gelecek kuşaklara taşıyıp ve devamını sağlamak için sosyal ve kültürel etkinlikler yapıp proje üretmek,
-Avrupa ve Belçika da kendi alanlarında yetişmiş hemşerilerimizin şahsi, kurum ve kuruluşları ile işbirliği içerisinde çalışarak  yöremiz ve kültürümüz adına yeni değerler üretmek,
-Belçika’daki muhtelif kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği yaparak konferans, seminer, panel, gezi, konser, yemek, spor faaliyetleri ve benzeri sosyal ve kültürel faaliyetler tertip etmek,
-Diğer Avrupa ülkelerinde ve Türkiye’de yaşayan Emirdağlılarla irtibata geçip müşterek sosyal ve kültürel faaliyetler düzenlemek, ortak projeler yapmak ve yürütmek, farklı ülkelerde yaşayan Emirdağlılar arasında sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı artırmak gayelerini hayata geçirmek;
-Avrupa’nın diğer ülkelerinde yaşayan Emirdağlıları temsilen platformda temsilci bulundurmak”
  Bu amaçlara hiçbir hemşerimizin itiraz edeceğini sanmam. O halde hiçbir art niyet taşımayan, kimseyi dışlamayan, her türlü düşünceye açık olan bu birliğin kurulamamasının sebebi nedir?  Şimdi ATEP fiilen yürürlükte olmasına rağmen işlevsiz bir konumdadır.
     ATEP’in akıbetine,  yine çok iyi niyetlerle yola çıkılan EMİRDAĞ PLATFORMU da uğradı.
        Emirdağ Platformu, amaçlarını şöyle açıklamıştı:
    ‘’Emirdağ Platformu, artık bir toplumsal ihtiyaçtır. Zira gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında dernek ve kuruluşlarımız çoğalmıştır. Bunların bir amaç etrafında,  birbirinden bağımsız olarak çok güzel ve yararlı işler yaptıklarını görmek mümkündür. Ancak aralarında bir işbirliği sağlanması ortak amacın bir gereği olmalıdır. Nedir bu ortak amaç;
 1) Dünyanın her tarafına dağılmış olan Emirdağ halkını müşterek amaçlar etrafında birleştirmek, sosyo -kültürel bağlarını pekiştirmek.
 2) Emirdağ’ın toplumsal değerleri ile örtüşen, sosyal, kültürel ve sanatsal yapısı çerçevesinde , sevgi ve saygı  içinde, dostluk ve kardeşlik ilkeleri doğrultusunda, yardımlaşmanın ve dayanışmanın esas alındığı, toplumun bilgi, birikim ve kültürel gelişimini paylaşmak.
3)  Üye dernekler arasında koordinasyon sağlayarak karşılıklı iletişim içinde olunarak amaç ve hedeflere ulaşmak için araştırma yapmayı, bunları yayınlamak.
4) Emirdağ halkının yoğun olarak yaşadığı yerlerde ortaklaşa etkinlikler düzenlemek, yapılacak etkinliklerde işbirliği sağlamak.
5) Emirdağ halkının bütün kesimlerinin sorunlarıyla ilgilenmek. Bu konuda akademisyenlere raporlar hazırlatmak, hazırlanan raporları kamu oyuyla paylaşmak ve ilgililere iletmek.
6) Kültürel, bilimsel panel, sempozyum ve çalıştaylar düzenlemek.
7) Emirdağ’ın dünü, bugünü ve yarını üzerinde bilimsel çalışmalar yaparak bunları yayınlamak, paylaşmak.’’
  Gerek ATEP gerekse EMİRDAĞ PLATFORMU’ nun yukarıda zikredilen kuruluş gerekçelerine ve amaçlarına aklı başında hiçbir Emirdağlı itiraz etmeyecek durumda iken niçin istenen hedefe ulaşılamıyor? Bunu benlik dağlarının zirvesinden bakmayı alışkanlık hâline getirmiş olan baronlara sormak gerek. Emirdağlıların kültürel anlamda yapılacak kurumsal çalışmalara katılacaklarını bilirim.   
     Yine bu arada Dünya Emirdağlılar Birliği adı altında yeni bir platform kurma çalışmasının yürütüldüğüne tanık olmaktayız. Bu üçüncü girişimin amacına ulaşmasını dilerim. Emirdağlıları mutlaka kurumsal bir üst kuruluşta birleştirmenin yolumuzda yeni açılımlar yapacağı aşikardır. Ancak , bu konu siyaset üstü olmalıdır. Zira siyaset işin içine girince insanlar taraflarını normal olarak ortaya koyuyor. Her düşünceye saygı esas olmakla birlikte, eleştirinin de bir hak olduğunu unutmamak gerekir. Oysa bizim buluşma noktamız siyaset değil, kültürel etkinliikler olmalıdır.