Kele Bacım Çalmak

Bu yazımda Emirdağ ağzında çok kullanılan ‘’kele bacım çalmak’’ üzerinde durmak istiyorum. Kele kelimesi; ‘’Hele, baksana’’ anlamında bir nida olup
‘’boğa, tosun’’ karşılığında da kullanılır. Bunlardan başka; ayol, hey, yahu, sürülmemiş tarla, güzel, iyi, büyük ve onurlu gibi anlamları Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğünde görmek mümkündür.
 Kahramanmaraş ve Gaziantep yöresinde;’’ lütfen, kele bir bak hele ‘’ şeklinde ifade edilir. İç Anadolu’da meşhur olan deyim; ‘’ "gelin geldi de kele kele demesi kaldı" sıkça söylenir. Adana-Kozan’da şaşkınlık içeren cümle sonlarında ‘’kele bacım’’ denir.
     Kele bacım sözünün ortak özelliği ise sadece kadınlar arasında söylenmesidir.
    Kele bacım, Emirdağ ağzında; kadınlar arasında dertleşmek, sohbet etmek anlamlarının yanında dedi-kodu yapma biçiminde de geçer. Hatta şu tekerlemede kele bacım çalmanın zamanı boşa geçirmenin iması bulunmaktadır: Kele bacım kestane keçi girdi bostana…
     Yunus Emre bir şiirinde ‘’kele-ci’’ kelimesini; söz, anlamı tam söz anlamıyla  kullanır.
    ‘’Keleci bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz
     Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz ‘’ Bu beytin ilk dizesinin açıklaması şöyle olmalıdır:  ‘’Konuşmasını, güzel söz söylemesini bilen, diline ve dile hâkim olan kişinin söylediği sözler onun yüzünü kara çıkarmaz. O ne kendini mahcup eder ne de dostlarını. Bilâkis gittiği her yerde, katıldığı her mecliste kendi saygı ve itibar gördüğü gibi dostlarına da itibar kazandırır. Çünkü o, ağızdan çıkan sözün, yaydan çıkan bir ok gibi olduğunu bilir ve ham söz söylemekten şiddetle kaçınır. ‘’
    Kele bacım çalmak deyimindeki kele ile Yunus Emre’nin şiirindeki keleci kelimeleri anlam yönünden birbiriyle ilişkilidir. Ancak kullanım alanları farklıdır.
  Emirdağ kültüründe bazı anlamsız, amaçsız konuşmalar için erkekler arasında; ‘’kadınlar gibi kele bacım demeye mi başladınız? ‘’diye sorulur.
   Şimdi buraya Fakı Edeer kardeşimden bir kele bacım almak yerinde olacaktır:
    ‘’Yoğurt bazarına giden kadın yıllardır görmediği kızlık arkadaşını rastlar. Geriden kalabalığı yararak yanına varır. Omzuna dürter.
-- Nagihan gı nassın
-- Va sen miydin ? Valla feğem etmedim. Gurban olurum, Valla gadın bacım,
Sarılırlar.
--Benim ya, hayırsız heç beni belliyon mu? Gavura  gettiniz bizi unuttunuz de mi?
--Yo valla niye unudalım, her vakit anarım gadın bacım, elin gapısı, işte gediyim dediğin yere salıyolar mı, bi izine geliyok, bin telaşınan geri gediyok.
-- Sen nediyon, çoluk çocuk nasıl enişte ne hâl?
-- N’olsun işte ucun gıyın idare ediyoz. Çocuklarla herifle uğraşıyok. Çocuklar okulu bitirdi. Bi işe giremedi. İş yok güç yok, herifin bi maaşı, gıt ganaat geçinip gidiyoz.sen nedin çocukları.
-- Heç sorma. Çocuk senin emme, aklı senin değil. Bi oğlan everdik, gelini attı iki çocuğunan bi gavur gızına getti. Gız bi gedeye havas oldu. Varım dedi dikildi, onu da ona verdik. Damat çalışmıyor, iki çocukta onun gız çalışıyo, gocası yiyo, dört toruna mecbur herifinen ben bakıyom. Ne yapalım gavurunda bu derdi var. Eskiden azıcık aşımız, gaygısız başımızdı. Hindi pek zoraldı. Babalarımız bizi havas olduğumuza mı veriyodu? Kime verdiyse varıyoduk, demi?
-- He kadın bacım, hindikiler öyle kendileri buluyo, başını yiyesi bi internet mi ne çıkdı epey yuva dağıtdı.
-- Doğru doğru bacım. Valla ben gediyim, hindi herif malamat olur.
-- Allahasen bize de gel oturalım ,iki çift laf edelim.
-- Gelirim, fırsat bulursam evin aynı yerde demi
-- He he aynı yerde beklerim
-- Gal sağlıcanan gadın bacım, selam söyle enişteye çocuklara
-- Sen de gal salıcanan sen de selam söyle.

Add comment


Security code
Refresh