Emirdağ’da Misafir Ve Misafir Odası

Öyle zannediyorum ki, dünyada misafirine oda tahsis eden tek millet Türkler’dir. Zengin-fakir her Türk’ün evinde mutlaka misafir için ayrılan bir oda bulunur. Misafiri barındırma, yedirip içirme büyük saadet sayılır, cömertliğin, yardımseverliğin en önemli göstergesi kabul edilir.
     Emirdağ Türkmenlerinin bugün dahi canlı olarak yaşattıkları ana kültür özelliklerinden biri de misafir ağırlamaktır. Tanrı misafiri deyimi, misafirin Allah tarafından gönderildiği inancına yöneliktir. Bir de “Misafir nasibi ile gelir veya misafir on nasiple gelir, birini yer dokuzunu bırakır” atasözleri ile pekişince, misafire cömertlik göstermek, misafiri ağırlamak ve memnun etmek için üstün bir gayret sarf edilir.
    Misafir kelimesine eşanlamlı olarak, konuk ve mihman kelimeleri de kullanılır. Bir Türk şiarı olan konuk ağırlamak, yedirip doyurmak ibadetten sayılır. Konuksuz evde bet-bereket yoktur, konuk Hızır’dır ve eve bet-bereket getirir. Konuk kapıda ağırlanır. Çünkü konuk kapıda güleç yüzle karşılanmalıdır. Ev sahibi bütün cömertliğini konuğuna göstermelidir. Zira kuş dala bir kez konar.
Hatayi, misafir için söylediği nefeste bu durumu ortaya koyar:
Yine mihman geldi, gönlüm şad oldu
Mihmanlar, siz bize safa geldiniz
        Kar, kış yağar iken bahar yaz oldu
        Mihmanlar, siz bize safa geldiniz
Himmet eyle mirim, misafir gele
Yavan-yaşık yeyip yüzümüz güle
        Küçük-büyük onu hep Hızır bile
        Mihmanlar, siz bize safa geldiniz
      Emirdağ Türkmenlerinin vazgeçemedikleri yük odası dahi misafirler için hazırlanmış yatakların sergilendiği müstesna bir odadır. Yük odasında, halı-kilim, yorgan döşek düzenli bir şekilde yığılıp sergilenir, buna yük yığmak denir. Yazın yünleri kırpılan koyunların en kaliteli yapağıları yorgan-döşek için ayrılır. Yayladan inildiğinde becerikli kadınlar tarafından yorgan ve döşek için ayrılan yapağılar yıkanıp kurutulduktan sonra millete denilen be kumaşların içine yayılarak dikilir. Üzerine renk renk kumaşlardan yüz geçirilir. Bu işlemlere yorgan sırımak denir. Bu yorgan ve döşekler yine becerikli kadınlar tarafından yüklük adı verilen yerlere sıra ile dizilir. Yüklükteki yorgan, döşek ve yastıklar misafir geldiğinde yıkılarak yere yatakları yapılır.

       Emirdağ Türkmenlerinin en verdikleri geleneklerden biri de misafir ağırlanması, yedirilip doyurulmasıdır. Bu gelenek elbette ki asırlardan beri taşıyarak ve geliştirerek getirdiğimiz temel kültürel değerlerimizden biridir. Bu husus Dede Korkut Kitabı’nda çok güzel işlenmiştir. Boğaç Han hikayesinde, Dirse Han’ın hatunu şöyle konuşur :
Hay Dirse Han, bana hışmetme
İncinip acı sözler söyleme
Yerinden doğrul, kalk
Ala çadırını yeryüzüne diktir
Attan aygır, deveden buğra, koyundan koç kırdır
İç Oğuzun, Dış-Oğuzun beylerini üstüne yığınak et
Aç görsen doyur
Yalıncak görsen donat
Borçluyu borcundan kurtar
Tepe gibi et yığ
Göl gibi kımız sağdır
Ulu toy eyle, hacet dile
Ola ki bir ağzı dualının bereketiyle Tanrı bize bir erdemli çocuk verir

    Dirse Han’ın hatununun söylediği bu manzumede sofra kurmanın, yedirip doyurmanın, çıplakları giydirmenin, borçluyu borcundan kurtarmanın çok faziletli davranışlar olduğu belirtilip övülmektedir.
Şair Şehriyar aşağıdaki mısralarında misafirlere sofra kurmanın asil bir davranış olduğunu belirtir:
Benim atam sofalı bir kişiydi
El elinden tutmak onun işiydi
Güzellerin ahire kalmışıydı.
     Emirdağ Türkmenleri misafirler için özel yemekler hazırlarlar. Katmer, dolgulu köfte, mantı, güveç gibi mahalli yemekler ikram edilir. Misafir sofranın başköşesine oturtulur. Misafir yemeğe başlamadan başlanmaz, misafir yemekten kalkmadan kalkınmaz. Sofrada çocuklar konuşmaz. Büyükler duruma göre konuşurlar.

Add comment