Emirdağ Meydanında Bir Hatip

Orta Okul ikinci sınıftayız. Emirdağ Cumhuriyet Meydanı her zamanki durağanlığından farklı bir gün yaşıyor. Kürsüdeki hatip davudi sesiyle  bazen yüksek perdeden bazen müşfik bir ses tonuyla konuşuyor. Emirdağ küçük bir ilçe, herkesi birbirini tanıyor. Akraba ağabeylerimiz var meydanda. Çoğu üniversitelerde okuyor. Hatip konuştukça alkışlıyorlar, duygulu sesleriyle haykırıyorlar. Hatibi dinleyen az sayıdaki orta yaşlı  insan  fısıltıyla konuşuyor :‘’Bak işte Yeşil Gözlü’yü yiyen adam bu.’’  Öbürü itiraz ediyor: ‘Bak Mehmet Ağa, yanlış konuşma  bu Albay, asılmasın dediğini için  sürgün edildi, ta nerelerden mektup yazdı. Ama olmadı.’’
    Hatip, bazen dedem gibi konuyor, kaybedilen vatanlardan bahsediyor. Bazen babam gibi milli kültür, milli devlet ,milli ülkü sözlerini sarf ediyor.
 Hatip,  Mayıs ayının  serin  ikindisinde Emirdağ Cumhuriyet Meydanı’da  Türk vatanı, Türk milleti  diyor. Türk milletinin büyük olduğundan, zorlukları aşacağından söz ediyor. Hatip,  şaşkınlıkla bakan gözlerimize , gözlerini dikip ;
  ‘’ Millete hizmet yolunda şahsi menfaatlerden, şahsi zevklerden feragattir. Vazgeçmektir. Kişiler kendilerini millet için feda ederler. Türk Milleti'nin büyüklüğü böyle yükselecektir. Onu sizler yaşatacak, sizler yükselteceksiniz.  ‘’diyor.
   Hatip,  kürsüden inerek  elli kişiyi geçmeyen kalabalığın ortasından selam vererek ayrılıyor.
     Dedem Yemen ve İstiklal Savaşı gazisiydi, Seydibeşir esir kampında İngilizler tarafından ilaçla temizleme bahanesiyle yeterli miktardan fazla krizol banyosuna sokarak gözlerini kör ettikleri 15.000  kişiden biriydi. Bana  hep savaşları anlatırdı, kaybedilen toprakları, ihanetleri, yiğitlikleri….
   Dedeme  Hatip’ten bahsettim: ‘’Kuzum  o iyi bir insandır, vatanseverdir.’’ dedi. Dedemle babam akşam yemeğinde yine Hatip’ten  söz ettiler. Babam , Sovyet yayılmacılığını izah etti. Ailemiz, Demokrat yanlısıydı. Dedem ve babam  bu sözlerle sanki beni yönlendiriyordu. Ertesi gün, bir grup arkadaşla  çekinerek Ocak’a gittik. Akraba ağabeyler  hepimize kitap verip ; ‘’Bunları okuyun, haftaya sizi imtihan edeceğiz. Başarılı olursanız sizi üye yapacağız.’’ dediler.
   Verilen kitapları bir çırpıda okuyup  mühletinden önce  imtihan edildik. Sonra yeni kitaplar, seminerler, konuşmalar, dersler, marşlar…
   And olsun o günden beri aynı heyecan, aynı duyguyla Hatip’in  gösterdiği büyük hedefin peşinden koşuyoruz.
   Ve Onu hasretle arıyor, rahmetle anıyoruz.

Add comment