Vatanın Birliği

Ahmet UrfalıHiçbir ferdini ayırt etmeksizin bu kutsal vatanda yaşayan herkes, öncelikle görev ve sorumluluk anlayışı içinde hizmet yarışına girmeyi bilmelidir. Çünkü hak, vazifesini yapanlarındır.  Bu vatanın hayrına çalışıp ter dökenler ve akıl yoranlar, her türlü takdirin üstündedir. Ne hazindir ki, vatan, kuruluşundan bu yana ilk defa bu denli büyük bir tehdidin altındadır. Bu ülkenin kahraman evlatları, nice Haçlı ve Moğol saldırılarını imanlı göğsünde söndürmüş, vatan ve milletin birliğini canları pahasına savunmuştur. Düşmanın güçlü olması asla bir yılgınlığa neden olmamıştır.
  Rahmetli Osman Turan hocamızın veciz ifadesiyle bizdeki vatan aşkı abideleşmiştir;  ‘’Hiçbir kara parçası, üzerinde yaşayan insanlarca Türklerin Anadolu’yu kutsallaştırdıkları kadar aşkla sevilmemiştir. Anadolu, Allah sevgisinin dile geldiği bir ülkedir, Allah’a karşı duyulan hasretin ifadesidir. Bu ülke, Allah’ın gurbet diyarıdır.’’
   Bütün kutsal değerlerin yozlaştırılmaya, tevil edilmeye çalışıldığı zor bir dönemin içindeyiz.       Yerleşmiş kültürel değerler ve ortak akıl sorunları çözmek için  yol göstermesi gerekirken, maalesef tek belirleyici olarak kişisel kaygı ve tercihler öne çıkmaktadır. Bu kaos içerisinde sesini yükselmesini beklediklerimiz tam bir teslimiyet içinde efendisinin karşısında konuşma hakkı olmayan kölelere dönmüşlerdir. Referansını dinden aldıklarını söyleyerek haklılık iddiası taşıyanlar, bu olanların hesabını vermenin de zor olacağını gayet iyi bilmektedirler.
    Vatanın fetret dönemlerinin karanlık koridorlarından geçtiğini söylüyorum. Yine vatan, stratejik konumu itibarı ile küresel güçlerin iştahını kabartmakta, içten de gafil ortaklar bulabilmektedir.  Bu, Türk’ü güçsüzleştirme, kendi vatanda özgür ve bağımsız yaşama iradesini elinden almak anlamındadır.
Halbuki tarih olarak sabittir, Türk esir edilemez.
  Vatanın üzerinde yaşayan halkı 36 etnik yapıya bölmek isteyenler ve bu fitne sözünü her fırsatta tekrarlayarak nifakın gizli emellerine hizmet etmektedirler. Onlar, şunu da iyi bilmelidir, parçalanmış bir halkın vatanı nasıl yekpare kalabilir?
  Özerklik, kanton, kurtarılmış bölge, paralel yapı derkenhakim güçlerin bölgesel egemenlik etkileri günden güne artmaktadır. Bu güzel vatan; her gün yeni bir belirsizliğe, yeni bir badireye doğru sürüklenmektedir.
 Namık Kemal’in : ‘’ Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini; yok mudur kurtaracak baht-ı kara mâderini? beyitindeki soruya Atatürk şu cevabı veriyordu: ‘’Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini; bulunur kurtaracak baht-ı kara mâderini ‘’

Add comment