Prof. Dr. Kürşat yenilmez sohbeti

Ahmet UrfalıMatematik Terimleri Sözlüğünde, Matematik; "biçim, sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki ilişkilerini us bilim yoluyla inceleyen ve sayı bilgisi, cebir, uzay bilim gibi dallara ayrılan bilim" olarak  tanımlanmaktadır. Matematik, insan ve toplum hayatının içinde yaşayan, gelişen, yenilenen bir bilim dalıdır. Matematik hocası olarak insan-toplum ve matematik konusunda neler söylersiniz? Matematik nedir?

      Bu soruyu soracağınız herkes muhtemelen birbirinden farklı tanımlamalar yapacaktır. Yani matematiği herkes farklı tanımlar. Bu aslında gayet doğaldır. Çünkü herkes farklı düzeyde matematik bilgisine sahiptir ve sahip olduğu bilgi dahilinde bir tanımlama yapmaya çalışmaktadır. Bunun dışında herkesin matematiği anlayışının da farklı olduğu söylenebilir. “Matematik” terimi, antik Yunanca “matesis” kelimesinden türetilmiş olup “ben bilirim” anlamındadır. Yani antik Yunan’da matematiği bilen bir kimse her şeyi bildiğini iddia edebilmekteymiş. Matematik ile ilgili çeşitli kaynaklarda yapılan tanımlar arasında, “Dil, din, ırk ve ülke tanımadan medeniyetten medeniyete zenginleşerek geçen, sağlam, kullanışlı, evrensel bir dil ve kültürdür”, “İnsanların ortak düşünce aracıdır”,  “Yayılma alanına ve derinliğine sınır konamayan bir bilimdir, bir sanattır”, “Beyin jimnastiğidir”, “Bir takım sembolleri kullanan dildir” gibi ifadeler yer almaktadır. Dikkat edilirse bu ifadelerin bazıları matematiği tanımlamaya bazıları ise betimlemeye yöneliktir. Görüldüğü gibi ortak bir tanımının yapılamaması bile matematiğin konu ve uygulama alanına sınır konulamayan, insanlık için ne kadar değerli ve ne kadar önemli bir bilgi birikimi olduğunun bir göstergesidir.

Matematik nasıl orta çıkmıştır?

      Matematiğin ortaya çıkışına yönelik iki felsefi yaklaşım mevcuttur. Bir yaklaşıma göre “matematik icattır” diğer bir yaklaşıma göre ise “matematik keşiftir”. Bunlardan ikinci görüşü destekleyen doğal kanıtlar oldukça fazladır. Fibonacci sayıları, altın oran (1,618), sarmaşıktaki helis eğrisi vb. Örneğin birçok dallı bitkide her yıl yeni dallanmaların sayısını bulmak için yere paralel çizilecek doğruların kestiği dal sayıları ardışık Fibonacci sayılarıdır. Çam kozalağı, papatya ve ayçiçeğinin orta kısmında bulunan saat yönündeki ve tersi yöndeki spirallerin sayıları her zaman ardışık iki Fibonacci sayısı olmaktadır. Bunun dışında birçok sanat eserinde estetik bir görüntü ortaya koymak amacıyla altın oran kullanıldığı bilinmektedir. Parthenon tapınağı, Taj Mahal, Notre Dame Katedrali, Anıtkabir, Mısır Piramitleri altın oran kullanılarak yapılmış mimari eserlerdendir. Ayrıca Da Vinci’nin Mona Lisa adlı eserinde de altın oranı kullandığı bilinmektedir. Bunun dışında normal gelişim gösteren her insanın vücudunda (boy/bacak boyu gibi) ve yüzünde (yüzün uzunluğu/yüzün genişliği gibi) altın oranı veren basit hesaplamalar yapılabilmektedir.


Neden matematik öğrenmeliyiz?

       Bu sorunun cevabı aslında çok açık. Matematiksel kavram ve ilişkileri öğrenmek bir insan olarak doğuştan sahip olduğumuz ve bizi diğer canlılardan ayıran en önemli yetilerimizden biri olan düşünme becerisini geliştirmektedir. Bunun yanında matematiği öğrenmek doğru akıl yürütme ve karar vermeyi sağlar, bilimsel düşünme yollarını öğrenip uygulamayı sağlar, eleştirel düşünme yeteneği kazandırır, herhangi bir konuda değişik yollardan düşünebilmeyi öğretir, araştırmaya ve incelemeye yöneltir, sistemli ve mantıklı düşünmeyi öğretir, soyut bilgileri somut durumlara, genellemeleri ve teorileri özel durumlara uygulatır, sebep ve sonuç arasında bağıntı kurma ve sentez yapmayı sağlar, herhangi bir durumda tutarlı tahmin yapabilmeyi öğretir. Matematik dersi öğretim programlarında da belirtildiği gibi matematik dersi ile bireylere akıl yürütme, ilişkilendirme, iletişim ve problem çözme becerilerinin kazandırılması amaçlanmaktadır. Tüm bu becerilere sahip olmak günümüzde yeni bir kavram ile ifade edilmeye başlamıştır: “Matematik okuryazarlığı”. Matematik okuryazarlığı, matematiğin tarihsel gelişimi hakkında bilgi sahibi olma, günlük hayattaki matematiksel ilişkileri fark etme, iletişim kurmak için matematik dilini kullanma, problem çözme ve matematik bilgileri gerçek hayat durumlarında kullanmayı içermektedir.

Niçin herkesin matematik öğrenmeye ihtiyacı var?

       Çünkü hayatımızın içindeki her şeyde matematik var. Bir gün sabah yataktan kalkıp akşam tekrar yatana kadar yaptığınız işlerde hiç matematik kullanmadan bir gün geçirmeyi deneyin, yapamazsınız, çünkü matematik her yerde. Okulda matematik dersinde öğrendiğiniz bilgilerin ve kazandığınız becerilerin günlük yaşamda bir yerlerde mutlaka işinize yaracağını asla unutmayın. Hayatta matematik olmadan hiçbir şeyin olmayacağını bilin. Aslında bu bilgileri çoğu zaman farkında olmadan kullanıyoruz. Örneğin çoğu zaman parklarda karşılaştığınız üçgen şeklindeki bir güzergahta neden üçgenin iki kenarını yürümek yerine çapraz yolu kullandığınızı hiç düşündünüz mü? “Kestirme yani daha kısa da ondan” dediğinizi duyar gibiyim. Peki çapraz yolun daha kısa olduğunu nereden biliyorsunuz? Tabi ki matematik dersinden. Çünkü üçgeni anlatırken öğretmeniniz bir üçgenin iki kenarının uzunlukları toplamının her zaman üçüncü kenarın uzunluğundan daha fazla olduğundan söz etmişti. Bunun gibi matematik dersinde öğrendiğimiz ve günlük yaşamda kullandığımız birçok bilgiyi örnek verebiliriz. İşte bu yüzden okulda öğretilen matematiği iyi öğrenmeli ve günlük yaşamda da bu bilgileri doğru bir şekilde kullanmalıyız.


    Matematikte çok belirgin bir başarısızlık bulunmaktadır. Bunun sebebi müfredat mı? Sizin söyleminizle  ‘’ Öğrenilmiş Çaresizlik’’mi? Veya daha başka sebepler mi? Hocam bu başarısızlık ve matematik korkusu nereden kaynaklanmaktadır? Niçin matematikte başarılı olamıyoruz?

Matematik dersindeki başarısızlığın bana göre farklı boyutlardan kaynaklanan nedenleri var. Örneğin öğrencilerin büyük bir çoğunluğu henüz matematik dersini görmeden bile bu dersi yapamayacağı ve anlayamayacağı gibi olumsuz bir önyargı geliştirebiliyor. Matematiğe karşı önyargı bence en önemli başarısızlık nedenlerinden birisi. Bundan başka öğretmenlerin matematik derslerinde konuları günlük yaşamdan ve birbirinden kopuk bilgiler olarak anlatmaları da bana göre en önemli nedenlerden birisi. Uzun yıllardır matematik dersi öğretim programlarımız “az zamanda çok şeyler öğretme” yaklaşımını benimsediği için matematik derslerinde çok fazla konuya yer verilmekteydi ve öğrenciler de doğal olarak bu konuların tamamını öğrenememekteydiler. Bu konuda ülkemizde özellikle 2013 ve 2017 yılında gerçekleştirilen program revizyonları ile matematik programındaki konu ve kazanım sayıları bir parça azaltıldı. Tabi bu durumun da ortaokul ve lise açısından olumlu ancak üniversite açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği de açıktır. Ortaokul ve lise öğrencileri belki azalan konuları daha iyi öğrenebilecekler ancak bu kez de üniversiteye daha hazırlıksız gelecekler.

   ‘’Hayatımızdaki Matematik’’ başlıklı popüler bir konferansınız var. Neden böyle bir konferans verme ihtiyacı duydunuz?

      Bu konferans aslında bana en sık sorulan neden matematik öğrenmeliyiz? sorusundan hareketle ortaya çıktı. Bana bu soruyu yöneltenlere kısaca “Çünkü hayatımız matematik” cevabını veriyorum çoğunlukla. Bu soru ile o kadar çok kez karşı karşıya kaldım ki ben de matematiğin ne olduğu, nasıl ortaya çıktığı, matematik bilmenin bize ne tür beceriler kazandırdığı üzerine özet bilgilerden oluşan bir sunum hazırlama gereği duydum. İnsan matematikçi olunca matematiksel bilginin yanlış veya eksik kullanıldığı durumlar doğrudan dikkatini çekiyor. Yaklaşık 10 yıldır kişisel olarak bizzat kendi tespitlerimden, yakın çevremden bana iletilen tespitlerden ve internet ortamlarından elde ettiğim matematiğin yanlış kullanıldığı onlarca örnek topladım ve hazırlamış olduğum sunuma bu örnekleri de ekledim. Bunu yapmamın nedeni, çocuklarda, gençlerde hatta yetişkinlerde okulda öğrenilen matematiğin günlük yaşamda doğru kullanılıp kullanılmadığı konusunda bir farkındalık yaratmak ve böylece yapılan hataların sayısının azalmasını sağlamaktı. Hayatımızdaki Matematik başlıklı konferansımı şimdiye kadar ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite düzeyinde Türkiye’nin pek çok köşesinde paylaşmaya çalıştım. Her sunumdan sonra öyle güzel dönütler aldım ki doğru yolda olduğumu düşünerek halen gelen tüm tekliflere cevap vermeye çalışıyorum.

       Bununla ilgili beni şimdiye kadar en çok duygulandıran bir anımı paylaşmak isterim. Eskişehir ili Tepebaşı ilçesine bağlı bir ortaokulun daveti üzerine konferansımı vermek üzere söz konusu okula gittim. Konferans gayet güzel geçti, öğrenciler de bir hayli ilgiliydi.  Konferansın sonunda bir kız öğrenci yanıma gelerek matematiği şimdiye kadar hiç sevmediğini, çalışmak istemediğini ve derste anlatılanların başka hiçbir yerde işe yaramayacağını düşündüğünü ancak bu konferansla birlikte bu olumsuz düşüncelerinin tamamen değiştiğini ve matematiğin ne kadar değerli ve hayatımızı kolaylaştıran bir bilgi birikimi olduğunu çok iyi anladığını söyleyerek bunu sağladığım için bana sarılmak istedi. Şimdiye kadar hiçbir konferansımda bu kadar duygulandığımı hatırlamıyorum.    

    Matematik; sayılarıyla, şekilleriyle hayatımızın içinde yer almaktadır. İsterseniz sözlerimizi sevdiğimize olan duygularımızı sayılarla ifade ederek noktalayalım…
0’dan başlarsın yaşamaya
1 bakmışsın girivermiş hayatına
2’de bir özlersin
3 günlük ayrılık ölüm gibi gelir
4 gözle beklersin
5 dakika görmek bile yeter sana
6 üstü insandır halbuki
7 kat göklerde hissettirir kendini
8 köşesindir mutluluktan
9 doğurursun beklemekten
Çünkü 10’u çok seversin…

İyi bir matematik okuryazarı olmanız dileğiyle…


PROF. DR. KÜRŞAT YENİLMEZ ÖZGEÇMİŞİ

1973 yılında Emirdağ’da doğmuştur. İlk, orta ve lise öğrenimini Eskişehir’de tamamlamıştır. 1994 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü’nden birincilikle mezun olmuştur. 1996 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Cebir ve Sayılar Teorisi Anabilim Dalı’nda yüksek lisans ve 2001 yılında Uygulamalı Matematik Anabilim Dalı’nda doktora eğitimini tamamlamıştır. 1994-2001 yılları arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü’nde Araştırma Görevlisi, 2001-2002 yılları arasında Araştırma Görevlisi Doktor olarak görev yapmış ve 2002 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü’ne Yardımcı Doçent olarak atanmıştır. 2010 yılında “matematik eğitimi” bilim dalında Doçent ve 2015 yılında Profesör ünvanı almıştır. Şimdiye kadar matematik eğitimi alanında 23 tez çalışması yürütmüş, uluslararası hakemli dergilerde 37 ve ulusal hakemli dergilerde 53 makale yayınlamış, uluslararası bilimsel toplantılarda 49 ve ulusal bilimsel toplantılarda 56 bildiri sunmuş, 2 ulusal ve 1 uluslararası kitapta bölüm yazarlığı yapmış ve çeşitli projelerde “yürütücü” ve “araştırmacı” olarak görev almıştır. Halen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü Başkanı olarak görevini sürdürmektedir.  

Add comment