FAİK BİLGE’NİN ANILARINDA EMİRDAĞ

Ahmet UrfalıEmirdağ Müftüler sülalesi okumuşu çok, kibar, nazik, hatırlı insanlardır. Müftüler sülalesi, soyadları gibi ‘’bilge’’lerdir. Dedeleri Müftü Abdülkadir Bilge olup büyük dedeleri Hacı Mehmet Hayri Efendi’dir. Afyon’da medresesi müderrislerinden Seyit Abdullah Efendi’nin öğrencisidir. Müderris Seyit Abdullah Efendi, öğrencisi Hacı Mehmet Hayri Efendi’nin huyunu ahlâkını, çalışkanlığını çok beğendiği için kızı Sıdıka Hanımla evlendirir. 

Mehmet Hayri Efendi, 1887 -1908 yılları arasında Emirdağ’da müftülük görevinde bulunmuştur.
Müftüler sülalesinin değerli insanı Faik beyi, sevgili kızı İdil hanımın benim de okul müdürü bulunduğum Tavşanlı’ya müzik öğretmeni olarak gelmesiyle tanıdım. İdil hanımın ilçedeki görevi boyunca Faik beyle sürekli görüştük. Düşüncelerinden, sohbetlerinden son derece yararlandık. İdil hanımla ilçe çapında öğrencilerimizden oluşan koroyla birkaç müzik dinletisi gerçekleştirdik. Söz konusu programlar ilçe halkı tarafından yoğun ilgi ve alakayla karşılandı. Sonra İdil hanımın başka bir yere atanması nedeniyle Faik beyle yüz yüze görüşemedik. Ama kendisiyle gönül bağımız hiç kopmadı.
Faik bey, yıllar sonra bana bir e-postayla anılarından oluşan ‘’ Yaşanmış Günlerimizin Öyküleri’’ adlı kitabını gönderdi. Kitabı heyecan ve zevkle iki defa okudum. Kitapta, Emirdağ’ın sosyal, kültürel ve demografik yapısıyla ilgili pek kıymetli ilgiler bulunmaktaydı. ‘’ Bu benim yaşam öykümdür. Bu öykü ile yetmiş üç yıllık hayatımı ve bu süre içinde edindiğim deneyimleri, yaşamımın ilginç olaylarını, yaptığım hataları, keza yaptığım iyi şeyleri çok da özele kaçmadan anlatmak istiyorum.’’ Sözleriyle başlayan anlatım Faik beyin doğum yılı 1939’dan başlıyordu.
Faik beyin anılarında Emirdağ’ın pek çok yönü aydınlatılarak adeta ilçenin tarihine ışık tutulmuştur. Bildiğim kadarıyla daha önce; Halil Erenoğlu Emirdağ Yazıları, Burhanettin Çil Bizim Sokaklar adlarıyla anılarını yazmışlar ve bu kitaplar çok beğenilerek okunmuştu. Böylece Faik beyin hatıraları Emirdağ’ın üçüncü ‘’ anı’’ kitabı olmaktadır. Hepsinde de ilçemizle ilgili çok kıymetli bilgi ve değerlendirmeler mevcut olup alan araştırmacılarına kaynaklık edecek seviyede bulunmaktadır. Bu tür kitapların çoğalmasını temenni ederiz.
Faik beyin, ‘’ Yaşanmış Günlerimizin Öyküleri’’ adlı kitabından Uzun Çarşı’yla ilgili bölümünü yazıma almak istiyorum: ‘’ Babacığım İlçenin Uzun Çarşısında, Terzi Sokak veya Terziler Aralığı denilen yerinde eni en çok üç metre kadar boyu da altı yedi metre uzunluğunda küçücük bir dükkânda önceleri manifaturacılardan müşterisi ile birlikte gidip kumaş, astar, tela, vesaire gerekli malzemeyi alıp sadece dikiş ücreti alarak çalışan bir terziydi. Sonraları kendisi İstanbul’dan kumaş getirerek kumaşı da dikişi de kendinden olmak üzere çalışmaya başladı ve mahalli tabiri ile Tüccar Terzi oldu. Çalıştığı kırk yılı aşkın sürenin büyük bir bölümünü tüccar terzi olarak geçirdi. Babamın müşterileri köylü kesimden idi. O nedenle köylülerle daha iyi anlaşıyordu. Daha sonra ağabeyim yetişti, İstanbul’a biçki dikiş kursuna gitti, oradan mesleği ile ilgili bilgiler edinerek babamın işini sürdürdü. Babamın diğer terzi arkadaşları Mehmet Tütüncü, Ahmet Tütüncü ve bitişik komşumuz Ahmet Aras, daha çok şehirde oturanlara elbise dikiyorlardı, tabii az da olsa onların da köyde oturanlara elbise diktikleri olurdu. Keza babam da şehirden gelenlere elbise diker, onları geri çevirmezdi. Ama köylü müşterileri ile kafası daha iyi uyuşurdu. Babamın bir de tavla veya prafa oynadığı arkadaşları vardı. Bunlar: Ayakkabıcı Salim Yüksel, namı Palabıyık olan Mehmet Yüksel, Bakırcı Laz Hasan Usta, ayakkabıcı Ekrem Aybar ki Ekrem Aybar Ruhiye yengemin de ağabeyi idi. Manifaturacı Salim, Manifaturacı Osman Çelik idiler.’’
Faik Bilge, 05.03.1939 tarihinde Emirdağ’da doğdu. 1968’de Ankara Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İki yıl Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünde Raportör olarak çalıştı. Ankara Çankaya 2.Bölge Tapu Sicil Muhafızlığında Muavinlik ve İstanbul Beşiktaş Tapu Sicil Muhafızlığında Tapu Sicil Muhafızı olarak dört yıl görev yaptı. İstanbul bölgesinde Teftiş Kurulu Kontrolörlüğünde çalışırken memuriyetten ayrılarak serbest avukatlığa başladı.
1975-1994 yılları arasında Muğla Barosuna, 1994’te İzmir Barosuna kayıtlı serbest avukat olarak çalıştı. 1994 yılında emekli oldu. Halen İzmir Güzelbahçe’de ikamet etmektedir.
1970 yılında Sağlık Meslek Lisesi Öğretmeni Sultan hanımla evlendi. Esra, İdil ve Ender Hulusi adlarında üç evlatları vardır.
Memleketi Emirdağ’a doyamadığını ifade eden Faik bey, bu eseriyle gurbetteki hemşehrilerinin de hasretine tercüman olmuştur. Emirdağ kitaplığına böyle güzel bir eser kazandıran büyüğümüzü kutlar, sağlıklı esenlikli ömür dileriz.

Add comment


Security code
Refresh