Ahmet UrfalıOnuncu köy, doğru ve gerçekleri söyleyip savundukları için dokuz köyden kovulanların sığındıkları bir mekândır. Onuncu köyde düşünceler serbestçe söylenir, eleştiriler anlayışla karşılanır. Düşünceleri yüzünden kimse kınanmaz, dışlanmaz. Onuncu köy, ‘’doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.’’ deyişinin yazar ve şairler arasında yankı bulmasının bir sonucudur.
Mehmet Akif Ersoy, sözüne yalan katanlardan bıkmış olacak ki;
‘’Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek:
Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.’’ diyerek onuncu köyü işaret etmiştir.
Yunus Emre de sözünü doğru söyleyendir:
‘’Kişi bile söz demini, demeye sözün kemini


Bu cihan cehennemini, sekiz uçmak ede bir söz.’’
İnsanlara tavsiye edilen doğru ve güzel söz söylemektir.
Menemenlizâde Mehmet Tahir: “ Edebiyat hikmetten de hakikatten de bahseder, ancak onlara bir letâfet ve güzellik vermedikçe kendi dairesine kabul edemez” demiştir. Edebiyat, gerçeği ve doğruyu sanatlı bir biçimde anlatmaktır.
Şair dostumuz Hamza Altıntaş, içinde 65 şiirinin yer aldığı ‘’Onuncu Köyde Yaşıyorum’’ kitabını yayınlayarak edebiyat dünyasına güçlü bir adım attı.
Kitabında yer alan şiirlerin konuları farklı bir yelpaze içermektedir. Hiciv şiirlerinin ağırlıklı olduğu eserde; sevgi-aşk, öğretmenlik, köy, memleket, tarih, zamandan şikayet konuları vurgulanmaktadır. Şiirler 5’li, 7’li, 8‘li, 9’lu ve 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır. Şair, hece ölçüsünü teknik olarak başarılı bir şekilde kullanmıştır. Şair, halk şiirinin zengin birikimini ‘’Onuncu Köyde Yaşıyorum’’ kitabında yerli yerinde kullanmayı başarmıştır. Şiirlerde yerel söz ve deyimler oldukça sık kullanılmıştır. Birkaç örnek vermek gerekirse; ‘’saç baş yolmak, aval aval bakmak, vallaha, fırıl fırıl dönmek, tümsük, ulaç,, aba, emmi, gasalan, gubaran, tozutmak, tosbağa, bin bela, kavil kurmak, tüymek, böbürlenmek, istiyom…’’ söz ve deyimleri görülmektedir. Özellikle yergi şiirlerinde argo kelimeler çokça yer almaktadır. Ayrıca yazım hataları da bulunmaktadır.
Altıntaş’ın şiirlerinden bazı örnekler verelim. Şair, Tadı Tuzu Kalmadı başlıklı şiirinde felekten şikayet eder:
‘’Ağıt mı etsem,sağu mu söylesem,
Yoksa bir bir göçenleri mi desem,
Şansa mı kızsam,talihe mi küssem,
Memleketin tadı,tuzu kalmadı.

Köyümde ölenler geldi aklıma,
Zayıflığın şimdi vardım farkına,
Ne deyim ben, bu feleğin çarkına,
Memleketin tadı, tuzu kalmadı.’’
Şair bir başka şiirinde dünyanın geçiciliğini vurgular:
‘’ Deli gönül, mecnun olup gezersin,
Kavrulup yandığı mı, bilmez misin?
Şu dünyanın sırrına eremezsin,
Ummana daldığı mı, bilmez misin?

Fani alemi, bir şey mi sanarsın,
Dünya boştur, gene ona kanarsın,
Ağa, beyler sürememiş sefasın,
Sefayı gezdiği mi, bilmez misin?

Deli rüzgâr gibi coşup çağladım,
Bana dar geldi, kabıma sığmadım,
Hak davasına gönlümü bağladım,
Bağlanıp yandığı mı, bilmez misin?

Uzakta aradım, yakında imiş,
Sırtıma vurulan yükümde imiş,
Hemi de burnumun dibinde imiş,
Huzura vardığı mı, bilmez misin?’’
Altıntaş, bütün insanlığa Yunus Emre dilinden seslenir:
‘’Susmanın küsmenin gereği yoktu,
Sevgi ne,sevmek ne, görmedik ki biz ?
Dünyada, ahrette, kabirde korku,
Sevgi ne, sevmek ne, görmedik ki biz ?

Şeytana uyarsan, yoldan çıkarsın,
Cehennemde cayır cayır yanarsın,
Korku ile korka korka yaşarsın,
Sevgi ne, sevmek ne, görmedik ki biz?’’
Şair Altıntaş, kitabının ön sözünde şiir poetikasını şöyle açıklar; ‘’Ben şiire bir çocuk gibi bakarım. Konu seçiminde hiç zorluk çekmem. Her konuda şiir yazdığım söylenir. Şiirlerim genellikle halk şiiri geleneğine yaslanmıştır. Redifli, kafiyeli, ölçülüdür şiirlerim. Şiir, yaşamın özüdür.’’
Altıntaş’ta şiir cevheri yüksek kalitede bulunmaktadır. Onun‘’Onuncu Köyde Yaşıyorum’’ söyleyişiyle her zaman gerçek ve doğrunun yanında olacağına inancımı belirtmek isterim.
Kendisine şiir yolunda başarılar dilerim.