Ahmet UrfalıDurmuş Karabağlı, yalnız ve sakin yaralı bir kuştur. O, insan davranışlarındaki kin ve öfkeye bakarak bu tür olumsuzlukların kalplerin derinliklerinden sökülüp atılmadığını gördükçe yarası kanamaktadır. Kanayan yara, kabuk bağlamaz. Acı üstüne dert, keder üstüne ıstırap düşer, birikir, yığılır insan ümitsizliğin girdabında kuru bir sonbahar yaprağı gibi dereden tepeden savrulur.
Durmuş Karabağlı, yalnız ve sakin yaralı bir kuştur. Bazen isyanda bazen tevekküldedir. İsyanını kendi içinde söndürmesini bilir. Tevekkülünü berrak düşüncesiyle zenginleştirir. Karanlık dehlizlerden aklın yol göstericiliğiyle uçsuz bucaksız bereketli ovalara yol bulur. Zorlu yokuşları aşar; kültürel birikimi, sanatçı öngörüsü ve cevher yüklü dağarcığıyla yeni ufukların kâşifi olur.
Aydın, münevver, ziyalı, entelektüel adları, anlam olarak ışıklı, aydınlanmış, açık, anlaşılır, aşikâr, kültürlü ve bilgili kavramlarıyla birleşir. Aydına kurtarıcı, uyarıcı, nurlandırıcı gibi anlamlar da verilmektedir. Eleştiren, sorgulayan, aklı rehber edinen, Durmuş Karabağlıokuyup yazan insanlar aydın olarak görülür. Aydının mevcut sistem, düşünce ve düzene karşı muhalif bir duruşu vardır.
Namık Kemâl; ''Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğar.'' (Fikirlerin çatışmasından hakikat güneşi doğar.) diyerek farklı düşüncelerin tartışılmasından gerçeğe ulaşılacağını ifade eder.
Durmuş Karabağlı, aydın bir kişilik olarak şiir, edebiyat, eleştiri, inceleme ve deneme alanlarında eserler veren yazardır. Toplumun pek çok yükünü omuzlayan yazar, ışığını yükselterek uyarıcılık görevini yerine getirmektedir. Aydın olma sorumluluğunu yazarak, eserler vererek göstermektedir.
Eskiler çok eser veren verimli ve doğurgan yazarlara ‘’velut’’ kelimesiyle karşılık verirler. Velut yazar, Karabağlı’ya çok yakışmaktadır. Üçü şiir, altısı deneme-inceleme-eleştiri olmak üzere dokuz kitap yayımlayan Durmuş Karabağlı, bitmez tükenmez bir azimle yazmaya, üretmeye devam etmektedir. Ondaki yazma arzusu, günlük hayatının önemli bir süresini kapsamaktadır. Çünkü o, ‘’yazma ve okumayı kendisini daha özgür hissettiği’’ bir alan olarak kabul etmektedir. Lise yıllarında başladığı okuma ve yazma aşkı artarak sürmektedir.
Kalemin Dilinden, Tutuksuz Yazılar, Ah Şu Hurafeler, Babamın Notları, Korkutamazsınız Tanrı’yı, İslâm’ı Doğru Anlamak, Yozlaştırılan Din düz yazı kitapları ile Sırılsıklam, Sahi Biz Niye Öldük, Bir Mendil Bırak şiir eserlerini okuyucusuyla buluşturmuştur.


1942 Emirdağ- Yeniköy doğumlu olan Karabağlı’nın çocukluğu köyünde, tarlalarda, harman yerlerinde, ata binme, sığır gütme, hayvanlara bakma uğraşlarıyla geçti. Her köy çocuğu gibi arkadaşlarıyla çember çevirip tozlu yollarda oynadı. Karpuz kabuklarından arabalar yaptı. Çayırlarda kuzu otlattı. Çift sürdü, tarlada tırmık çekti. Düven sürdü, harman savurdu. Gücü yettiğince tahıl çuvallarını ambarlara taşıdı. Ahırlarda sığır ve atlara baktı. Okul çağına girdiğinde köyün ilkokuluna gitti. Ortaokulu Emirdağ’da, liseyi Eskişehir’de okudu. Eskişehir Atatürk Lisesinden 1962-l963 eğitim öğretim yılında edebiyat bölümünden mezun oldu.
Emirdağ Belediyesinde tahakkuk ve gelir memuru olarak çalıştı. Daha sonra buradan ayrılarak özel bir bankada görev aldı. Bu görevinde banka şube müdürlüğüne kadar yükseldi.1990’da çalıştığı bankadan emekliye ayrıldı.
Lütfiye Alhan ile evli olan Karabağlı, üç kız, bir erkek evlat babasıdır. Çocuklarından olan sekiz torunu onun hayatına renk katmaktadır.
Durmuş Karabağlı; vatan, millet, sosyal hayat konularında yaralı bir kuştur. Yaralı Bir Kuş başlıklı şiirinde geçen olumsuzlukların bir gün düzeleceğini ümit ederek kendisine güzelliklerle dolu bir ömür dilerim.

YARALI KUŞLAR GİBİ
Olmasa öfke ve kin insanlarda,
Acılar olmazdı yaslı günlere gebe,
Ürperten insanı felaketin acıları,
Keşke düşmeseydi kalbin derinliğine.

Yaralı kuşlar gibi yalnız ve sakin,
Yaşamın karanlık dehlizlerinde.

Savrulur gideriz bir meçhule,
Ömrümüz yetersiz kalır amaçlarımıza.
Sevmeyi bile öğrenememiş biçare,
Kalbimiz bencillikten kapalı başkasına.

Vermeyi hiç bilmeden almayı isteriz,
Hırpalanır paralanır yaşarız yüzsüzce.

Gün gelir beyazlanır saçlarımız,
Gerçekler hayal olur ömür düşe dönüşür,
Aynalar kaçınır olur çirkin duygulardan,
Kalplerde ne sevgi kalır ne hatıralar.

Hayat bir kısır döngüdür dalga dalga,
Kâh yükselir kâh alçalır sel gibi.

Dostlarımla dost düşmanımla barışık,
Her nedense hem barışır hem küseriz,
Zaman akıp giderken beyhude,
Ne kesere sap oluruz ne Rabb’e kul.

Beklenen ümitlere karlar yağar bora olur,
Ne yar kalır somut ne yaren toz duman olur.