Ahmet Urfalı Maksudi Arsal , Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları adlı eserinde; ‘’Milletlerin var olmak azim ve iradesi de; milli şuur , milliyet duygusu veya milliyetçilik adlarını alır.” diyerek Türk kültüründe var olan ‘ devlet-i ebed-müddet’ anlayışını formüle etmiştir. Bir millete mensup bireylerin akıl ve kalp yoluyla ‘milli şuur, milliyet duygusu ve milliyetçilik’ kavramlarını hayatlarının içine sokmaları, davranış ve düşüncelerinde ortaya koymaları devlet-millet bekası açısından büyük önem taşımaktadır. Ortak değerler, ortak ülküler etrafında toplanmayı sağlar. Dil, tarih şuuru ve inanç birliği toplumların maziden hâle, hâlden de istikbale sağlıklı biçimde yürümelerini sağlar. Toplumların huzur, istikrar ve bütünlüğünü üzerine nifak sokmaya, fitne çıkarmaya çalışanların bu değerleri yıpratma, tereddüt ve şüphe uyandırma gayretleri düşmanlık derecesinde art niyetli eylemlerdir. Üstelik bu tür faaliyetler, ‘suret-i haktan’görünerek kutsal dini değerler üzerinden sinsice yapılınca inanç hassasiyeti olan insanlar ikircikli algılarda kalarak bocalamaktadır.
Millî kimlik, tarihsel gelişim içinde millî kültür unsurlarının şekillendirdiği kimlik tipidir. Millî kültür ise, diğer toplumlardan farklılığı ortaya koyan karakterin meydana getirdiği kültürdür. Gökalp’ e göre, milli kültür esasında hâkim kültür olmaktadır.

Kafesoğlu’na göre ise, kültürün kendisi millidir. Zaman ve çevre şartlarına bağlı olarak bazı unsurları değişebilir, fakat esas özelliklerin ortaya koyan temel karakteri yüzyıllar boyunca varlığını sürdürür.
Milli şuur, bir milletin bütün fertlerinin ortak duygu ve düşünce birliğinde içerisinde milliyet varlıklarını duyması ve bilmesidir. Şuur; farkına vurma, varlığını bilme anlamındadır. Milli şuur, milli konularda hassasiyet ve duyarlılık göstermektir. Şuurlu insan, kendini, çevresini tanıma ve bilme imkânına sahip olur. Böylece bu algı, kavrayış ve anlama doğrultusunda tutum, davranış ve eylemler gösterir. Milli şuurun kaynağı; milli kültür, ahlaki değerler, kutsal dini değerlerdir. Milli şuurun oluşmasında sözlü ve yazılı ortak metinlerin etkisi tartışılmaz bir gerçektir. Metinler; kültürel, ahlaki ve dini mahiyette olabilir.Kaynaklardan alınan değerler, insanların iç benliğinde kaynaşıp bütünleşerek ortaya çıkar. Şuur kişiye, milli şuur topluma mahsustur. Milli şuuru yüksek seviyede bulunan milletlerin birlik ve beraberliği de güçlüdür. İç ve dışta güçlü milletler, meydana gelecek olan sorunları kolaylıkla aşabilirler. Milli şuur, milletin geleceğini kurmaya çalışırken bağımsızlığı öncelikli olarak savunur. Bağımsızlık; bir zümre, grup veya dış mihrakın güdülemesi olmadan milli iradeyi hâkim kılmaktır.
Anadolu coğrafyasında ortak metin ve edebi eserler; Battal Gazi Destanı, Danişmendname ve Saltukname Türk milletinin fetih ülküsünü, vatan tutma gayesini ifade ederken Süleyman Çelebi’nin Mevlit’i dindarlığı, ifade ederken Süleyman Çelebi’nin Mevlit’i dindarlığı,Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Ahi Evran gibi ulular düşünce derinliğini belirtiyordu. 12.-13.yüzyılda Anadolu’da vuku bulan pek çok sıkıntı ve darlık milli şuur vasıtasıyla aşılabilmiştir. Bu konuda daha pek çok eser ve kimlikten bahsedilebilir.
İmparatorluktan ulus devlete geçişte de yeni Türkiye’nin yeni insan tipi için ‘İyi İnsan-İyi Vatandaş’ ideali benimsenerek milli devletin hedefi belirlenmiştir. Yüzyıllık bir geçmişe rağmen hâlâ Milli Mücadele döneminin tartışılması, olaylar ve kişiler üzerinden polimikler yapılması dış kaynaklı olup içerdeki işbirlikçilerin ‘gaflet, dalalet ve hatta ihanet’ ölçüsünde söylemlerde bulunmaları acı bir gerçektir. Türklük, milli devlet, üniter yapı, milli ordu, öğrenci andı, İstiklal Marşı ve benzeri hemen her konu ağır bir saldırı altındadır.
Eğitim ve kültür konusundaki başarısızlık en üst seviyede dile getirilmekte, ancak hiçbir tedbir alınmamaktadır.Gençlik elimizden kayıp gitme durumuyla karşı karşıyadır. Milli şuurun oluşumunda etkin bir işlevi olan milli kültürün yapı taşları birer birer sökülüp atılmaktadır. Birlik ruhu, müşrerek heyacan ve geleceği kurma ülküsü günden güne kaybolmaktadır. Milli birlik ve beraberliğin önemli unsurlarından olan ortak metinler yerini hiçbir eğitim materyali tutamaz.
Birlik ve beraberliğin ortak metinlerinden olan Öğrenci Andı, bir ırkçılık söylemi olarak takdim edilmektedir. Bu bakış, yanlışın ötesinde kasıtlı bir anlayıştır. Zira her milletin kendini tanımlama hürriyeti vardır. Kaldı ki, söz konusu and; Türk kültürü, İslâm, ahlaki ve insani değerler bakımından rahatsızlık verici bir özellik taşımamaktadır. Eğitim ve kültürdeki başarısızlık, ortak edebi metinlerin muhtevasına inanarak kazanılan milli güçle aşılabilir.
Öğrenci Andı, yerli ve milli değilse yerli ve milli olan nedir?